Kadın Şairlerimiz

Türk Edebiyatı’nın Kadın Şairleri

Kadın Şairlerimiz

 Türk Edebiyatı’na damgasını vurmuş kadın şairlerimiz:

Mihri Hatun

1460’lı yıllarda Amasya’da doğduğu belirtilen Mihri Hatun bu topraklardaki yetkin anlamda ilk kadın şairlerden biri olarak anılmaktadır. Amasya’da Şehzade’nin sarayında sevilip sayılan bir kadın olan Mihri Hatun, Arapça ve Farsça’yı ileri düzeyde bilmektedir. Divanı günümüze kadar ulaşan ilk kadın şairimizdir.
İçlerinde kadınlarında olduğu bir çok aşk yaşamıştır. Onun için Türk Sappho’su denilmekteydi. Pek bilinmese dahi, Venüs gezegeninde bir kratere Mihri Hatun ismi verildi. Sovyetler ve Almanlar da Mihri Hatun’un Divanıyla ilgilenmiştir.

Zeynep Hatun

Divanı bugün elimizde mevcut olmamakla beraber, Zeynep Hatun 15. yüzyılın divan şairi olup Amasyalıdır. II. Bayezid’in şehzadesi Ahmet, Amasya’da vali olarak bulunurken, Zeynep Hatun Şehzade Ahmet’in sarayındaki edebi çevreye dahil olmuştur.
Şair Zeynep Hanım, evlenmeden önce Fatih Sultan Mehmet adına Türkçe ve Farsça şiirlerden oluşan bir divan tertip ederek bunu sultana sunmuş ve karşılığında takdir görmüştür. Kadı İshak Fehmi Çelebi ile evlendikten sonra, eşi tarafından şiir yazmasına ve şiir sohbetlerine katılmasına izin verilmemiş, şiiri bırakmak zorunda kalmıştır.
Zeynep Hanım, şiirlerindeki hayali sevgiliyi tıpkı erkeklerin lisanı üzerinden tasvir etmesiyle şaşırtıcıdır. Kadınları dedikoducu, tembel ve aşağı bir takım hislerle betimlemesi meselesinin, devrin erkekleri tarafından çok beğenildiğini okuyoruz. Zeynep Hanım bu tavrıyla edebiyat mahallerinde “merdane” olarak isimlendirilmiştir. Fakat bugün değerlendirildiğinde Zeynep Hanım’ın bu tavrı, erkekler gibi söylediği takdirde kabul göreceğini bilen bir kadının mısraları gibi görünüyor.
Zeynep Hanım’ın Ziya Paşa’nın Harabat’ına girmiş şu beyitleri pek meşhurdur:
“Senin hüsnün, benim aşkım, senin cevrin, benim sabrım,
Efendim dem be dem artar, tükenmez, bi-nihayettir”


Leyla Saz (1850 – 1936)

İkinci Mahmut ve Abdülmecit döneminde hekimbaşı olan doktor İsmail Hakkı Paşa’nın kızıdır. Bu vesile ile 11 yaşına kadar çocukluğu sarayda geçmiş; Osmanlı’nın son dönemlerine hatıraları ile ışık tutmuş bestekar ve şairdir.
Çok sevilen çalışmalarından bazıları şöyle: “Mani oluyor halimi takrire hicabım” şarkısının sözleri, “Nerdesin, nerde acep gamla bıraktın da beni” şarkısının bestesi ve “Seni sevda çiçeğim, tac-ı serim” şarkısının sözleri Leyla Saz’a aittir. Kendisini müziğe ve şiire adayan Saz, anılarını bir kitap içerisinde toplamıştır.

Şair Nigar Hanım (1856 – 1918)

1862 – 1918 yılları arasında yaşamış Macar asıllıServet-i Fünun şairidir. Gerçek ismi, “Nigar Binti Osman”dır. Şair Nigar Hanım, yedi tane yabancı dil bildiği iddia edilmektedir. Bugün İstanbul’un Osmanbey semtinde onun adını taşıyan bir sokak vardır. Avrupa şehirlerinde, tanınmış kişilerin evlerinde gelenek haline getirdikleri edebiyat toplantıları, Türkiye’de şair Nigar Hanım ile başlamıştır.
Onun toplantılarına düzenli gelenler arasında Süleyman Nazif, Ahmet Mithat Efendi, Abdülhak Hamit, Cenap Şahabettin, Leyla Saz, Pierre Loti vs. bulunurmuş. Hayatına bir çok şiir sığdırdığı gibi biten bir evlilik ve yasaklı bir İtalyan aşk sığdırmıştır. Günlüklerini 50 yıl sonra açılması isteğiyle Aşiyan müzesine bırakmıştır.

Makbule Leman (1865 – 1898)

1865′te Beşiktaş’ta dünyaya geldi. 1898’de ölünce, Eyüp’te Siyavuş Paşa Türbesi’ne defnedildi. Yenileşme döneminin Nigâr Hanım’la birlikte önemli şairlerindendir. Saray Kahvecibaşısı İbrahim Efendi’nin kızı. Bir dönem “Hanımlara Mahsus Gazete’nin” baş yazarlığını yaptı.
II. Abdülhamid tarafından Şefkat Nişanı ile ödüllendirildi. Ömrünün son on dört yılını tedavisi imkânsız bir hastalığın esiri olarak yatakta geçirdi. Denemeler, hikâyeler de yazdı. Sağlığında yayımlanan şiirlerinin sayısı on iki. Bunlar Makes-i Hayal (1896) adıyla bir araya getirildi. Ölümünden sonra bu eser, eşi tarafından, Makbule Leman hakkında yazılanlarla birlikte ikinci kez bastırıldı.

İhsan Raif (1877-1926)

Nişantaşı’nda Rumeli Caddesi’nde bugün hala duran Taş Konak’ta yaşayan İhsan Raif edebiyatla ilgilenirken, aralarında Rıza Tevfik’in de bulunduğu hocalarından dersler almıştır. “Kimseye etmem şikâyet, ağlarım ben halime” bugün birçok insan tarafından Serkis Efendi’ye mal edilmektedir, ancak bu beste İhsan Raif’e aittir ve hece veznini ilk kullanan kadın şairdir.
Öldükten sonra Şişli’deki yaşadığı evini restore eden Kaymakam Mehmet Öklü bu Beş Hececiler‘in ablasına bir kitap yazmış. Adı kimseye etmem şikâyet.
Kimseye etmem şikâyet, ağlarım ben halime,
Titrerim mücrim gibi, baktıkça istikbalime,
Perde-i zulmet çekilmiş, korkarım ikbalime,
Titrerim mücrim gibi, baktıkça istikbalime.

Yaşar Nezihe Bükülmez (1881-1971)

Silivrikapı’nın fakir bir sokağında doğan, “proleter şair” olarak anılan kadın şairdir. Babası okumasına izin vermemiştir. Buna rağmen bir yıl okula gidebilmiş ve okumayı öğrenebilmiştir. Yaşar Nezihe’nin başına buyruk hali onun evden kovulmasına neden olmuş, bu bir yandan yaşamını zorlaştırırken diğer yandan özgürleşmesinin kapılarını aralamıştır.
Bu arada üç mutsuz evlilik yapar; Sedat, Suat ve Vedat adında 3 oğlu olur. Besin yetersizliği yüzünden iki çocuğu ölür ve kendisi de bu acılara dayanamayıp iki defa intihar girişiminde bulunur. Hayatının büyük kısmını yoksulluk içerisinde geçiren, Yaşar Nezihe’nin bugüne kadar ulaşan ve onu popüler kılan bir yönü şiirlerinin “toplumcu”nitelikte olmasıdır.

Şükufe Nihal (1896-1973)

Kendisi istanbul üniversitesi edebiyat fakültesi’nden mezun olan ilk kız öğrencidir. 1920’de coğrafya bölümünü bitirmiştir. Şükufe Nihal’in hayran kitlesi bir hayli fazlaydı: Nazım Hikmet, Ahmet Kutsi Tecer, Faruk Nafiz Çamlıbel ama en acısı Cenap Şahabettin’in kardeşi şair Osman Fahri’dir.
Aşkına karşılık bulamayınca önce İstanbul’u terketti. Öğretmenlik yapmak üzere Elazığ’a gitti. Ama aşkını unutamadı ve 1920 yılında kafasına tabanca dayayıp intihar etti.

Halide Nusret Zorlutuna (1901 – 1984)

İlk şiirini 1917 yılında yazdı. Şiirlerin yanı sıra romanlarda yazdı. Yazar Emine Işınsu’nun annesi, Pınar Kür’ün ise teyzesidir.İlk şiirlerini mütareke yıllarında yayımlayan, ”git bahar” şiiriyle adını edebiyat dünyasına yazdırır. Ünlü şair Yahya Kemal’in şiirlerini ezberlediği ender şairlerden birisi olarak bilinir.
Uzun yıllar öğretmenlik yaptı. Öğretmenlik mesleğini çok sevdi ve kendisinin öğretmen olmak için yaratıldığı inancını her zaman ifade etti. Ayrıca Türk Dil Kurumu’nun da kurucu üyelerindendir.

Gülten Akın (1933-2015)

Türk Şiiri’nin öz annesi olarak sayılan Akın, kadın olmanın duyarlılığını imgesel yolculuğunda birleştirmiştir. Şiirlerinde ezilenleri, çocukları, kadınları ve çalışmak için göçmek zorunda kalan insanları; evleri, kentleri, doğayı insanı ve hayatı anlattım der. Gülten Akın ilk dönem şiirlerinde daha bireysel, daha sonraki şiirlerinde ise toplumsal yönü ön plana çıkar.
Gülten Akın’ın oğlu, en şiddetli politik dönemlerde sekiz yıl cezaevinde yatmıştır. Oğlu cezaevinde yazdığı şiirlerinin yayınlanmasını istememektedir, yaşadıklarını protesto etmektedir. Oğlunun bu davranışı nedeniyle, o da şiirden uzaklaşır. Ama daha sonra tekrar şiire geri döner Gülten Akın.
Türkan İldeniz (1938 – )
7 Ocak 1938’de Düzce’de doğdu. İlkokulu ve ortaokulu Düzce’de okudu. İstanbul Kandilli Kız Lisesi’nden mezun oldu. İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nde öğrenciyken evlendi. Hamileliği nedeniyle okulu bırakmak zorunda kaldı.
İstanbul Anakent Belediyesi’nde yirmi yıl memurluk yaptı. Emekliye ayrıldı ve İstanbul’da yaşıyor. Duygu yoğun şiirlerinde romantik ve başkaldırıcı kadın kimliği ile dikkat çekti. 2 şiir kitabı vardır: Taşra Kızının Deliceleri, Havva Çıkmazı.

Tezer Özlü (10 Eylül 1943 – 18 Şubat 1986)

Tezer Özlü 10 Eylül 1943’te Kütahya Simav’da doğdu. Çocukluğu anne babasının görev yaptığı Simav, Ödemiş ve Gerede'de geçti. İstanbul 'a on yaşındayken geldi. Avusturya Kız Lisesi'ne gitti; ancak mezun olmadı. 1961'de yurt dışına çıktı. 1962 - 1963 yıllarında otostopla Avrupa'yı gezdi. Paris'te tanıştığı tiyatrocu ve yazar Güner Sümer'le 1964 yılında evlendi. Birlikte Ankara 'ya yerleştiler.
Sümer'in Ankara Sanat Tiyatrosu'nda (AST) çalıştığı bu dönemde Özlü Almanca çevirmenlik yaptı. AST'de 1963-64 sezonunda Sümer'in yönettiği Brendan Behan'ın Gizli Ordu oyununda oynadı.
Sümer'den ayrılarak İstanbul'a yerleşti. Geçirdiği rahatsızlık nedeniyle kesintili olarak 1967 - 1972 yılları arasında İstanbul'da farklı hastanelerin psikiyatri kliniklerinde kaldı. Çocukluğundan başlayarak yaşadıklarını ve klinikte kaldığı bu dönemleri Çocukluğun Soğuk Geceleri kitabında yazdı.
1968 yılında yönetmen Erden Kıral'la evlendi. Bu evlilikten 1973'te kızı Deniz doğdu. Bir burs alarak 1981'de Berlin' e gitti. Bu arada Kıral'dan ayrıldı. Kanada'da yaşayan İsviçre asıllı sanatçı Hans Peter Marti ile tanıştı ve 1984'te Marti'yle evlenerek Zürih'e yerleşti.
Genel kanının aksine Tezer Özlü intahar ederek değil göğüs kanseri nedeniyle 1986'nın 18 Şubat'ında burada öldü. Mezarı Aşiyan Mezarlığı'ndadır.
Özlü, eski eşi Erden Kıral'ın Yol filminin çekimi döneminde yaşananları anlattığı filmi Yolda'da Yelda Reynaud tarafından canlandırıldı.
Tezer Özlü, öykü ve roman yazarı Demir Özlü ile yazar ve çevirmen Sezer Duru'nun kardeşidir.

Lale Müldür (1956 – )

Liseyi Robert Kolej’de bitirdikten sonra şiir bursu alarak Floransa’ya gitti. Türkiye’ye dönüşünde birer yıl Orta Doğu Teknik Üniversitesi Elektronik ve Ekonomi bölümlerine devam etti. 1977’de İngiltere’ye giderek Manchester Üniversitesi Ekonomi Bölümü’nden lisans eğitimini tamamladı.
Belçikalı ressam Patrick Jacquart ile evlenerek Brüksel’e gitti ve bir süre orada yaşadı. Ayşe Arman’la 2002 yılında yaptığı röportajda manik depresif olduğunu söyledi:
“Yazdıklarım manik depresivitenin sonucu… diyemem! Zaten depresif dönemde pek bir şey yapılamıyor. Manik dönemde ise, kafama birlerce düşünce üşüşüyor, inanılmaz enejik ve yüksekte oluyorum, ne var ki hiçbir düşüncede derinleşemiyorum. Bütün evreni çözmüşüm gibi geliyor ama manik dönem geçtiğinde ‘‘Ben neyi bulmuştum?’’ oluyorum, hiçbir şey gelmiyor aklıma…”

Lale Müldür’ün şiirlerinden çok yaşam tarzı ön plana çıkarılır. İçinde bulunduğu sosyal çevre, sınıfsal konumu ve yaptığı spekülatif açıklamalar, edebiyat tartışmalarında eserlerinden çok, kendisinin anılmasına neden olmuştur. Şiirleri İngilizce ve Fransızca’ya çevrilmiş, şair, Amerika’da yayımlanan bir Türk şiiri antolojisinde 80’lerde başlayan krizi aşan bir şair olarak anılmıştır. Ultra-zone’da Ultrason (2006) isimli şiir kitabı ile 2007 Altın Portakal Şiir Ödülü’nü almıştır.

Nilgün Marmara (1958-1987)

Boğaziçi Üniversitesi’nde yaptığı tezden de anlaşılacağı üzere, “Sylvia Plath’ın Şairliğinin İntiharı Bağlamında Analizi”, Sylvia Plath’in yalnızlığını ve hayata bakış açısından derinden etkilenmekteydi. O kadar derinden etkileniyorduki ölüm biçimleri bile neredeyse aynıydı.Plath 1963 yılında 30 yaşındayken Londra’da, Marmara ise 1987 yılında 29 yaşında İstanbul’da beşinci kattaki evinin yatak odası penceresinden atlayarak intihar etti.
Ece Ayhan yıllar sonra Marmara hakkında şöyle yazmıştı: “Muzip kadın Nilgün Marmara. Tezer (Özlü) ile birlikte bana muziplikler yapmaya bayılırdı. İkisi de aynı anda göğüslerini gösterirlerdi. Güzeldi…” Nilgün Marmara’nın şiirleri varoluş krizinin dizelere dökülen haliydi.

Didem Madak (1970 – 2011)

13 yaşında annesi ölen Madak’ın erken bir evlilikle 18 yaşında evinden ve babasının yanında uzaklaşıp evlenmiştir. Daha sonra bu evliliğini bitirek Didem Madak, geçimini sağlayabilmek için sekreterlik, anketörlük, pazarlamacılık, tezgahtarlık gibi birçok işte çalışmıştır.
90’lı yıllarda öne çıkan şiirleri ile çeşitli edebiyat dergilerinde adını duyurmaya başlamışsa da, Madak’ın özellikle son yıllarda giderek genişleyen bir okur kitlesine sahip olduğu söylenebilir. Kansere yenik düşerek 41 yaşında hayata gözlerini yummuştur.

Birhan Keskin (1963 – )

Dönemimiz şiirinin en önemli şairi olarak anılan Birhan Keskin, şiir hayatına 80’li yılların ortasında çeşitli dergilerde şiirlerini yayımlayarak başlamıştır. Daha sonra kendi şiir dilini oluşturan ve ayrılık, ölüm, yoksulluk gibi birçok yükü ağır konuları ustaca harmanlayan Keskin’in 5 kitabı bulunmaktadır.
Şiirlerini gün geçtikce daha yetkin bir hale getiren Keskin okunması gereken dönemimizin en büyük şairlerinden biridir.

Kaynak:Mazeretimsiirdir.com Güncelleme: 08.02.2018

Yorumlar

Bu İçeriğe YORUMLARINIZLA katkı sağlamak istemez misiniz?

Translate

Arşiv