Cahit Külebi'nin Ağzından Hikaye Şiirinin Yazılış Hikayesi

Cahit Külebi, çağdaş Türk şiirini nasıl değerlendiriyordu?*

Cahit Külebi Hikaye Şiirinin Yazılış Hikayesi

Halk kültürünün sesini alaturkalığa düşmeden Batılı anlamda dile getirdim. Bunu yapıyorum, ama nasıl yapıyorum bilmiyorum.


Türkiye ister istemez seviliyor. Kırgınlığım: Uzun yıllar şair olduğum için solcu / komünist diye suçlanarak horlanmam. TDK'nın kapatılması bir de.



Bir takım yerel, çevresel ve tarihsel motifleri kulandım. Yerel motiflerkolay kaybolur. Ama benim şiirimde bunların ortadan silinmesine olanak yok.



Orhan Veli'nin etkisinde kaldığım şiirlerim oldu ama onların hiçbiri güzel değil. Orhan Veliler başlangıçta benim yazdığım şiirleri romantik sayıyorlardı. Sonra benim şiirime geldiler. Oktay Rifat'ın Uludağ şiiri mesela. Onlar "kargalar" şiirini yazarken ben şiirimde "kamyon", "sövgü" gibi halkın günlük deyimlerini kullanıyordum.



Şiirim hakkında konuşmayı sevmiyorum. Bugün bir takım tatsız tuzsuz şairler saatlerce şiirlerini anlatmaya çalışıyorlar.



Ben bir olaydan, sözcükten yola çıkarak şiir yazıyorum.


Şiirim genelde tek bir konu içermez.


Hikaye şiirinin öyküsü şöyledir
Şiir benim daima kafamda uzun süre içide yaşayarak oluşur. Ama Hikaye şiirim birdenbire yazılmıştır. Anadolu'da bir yerdeyiz. Okul eve yakın, bitişik. Eşim Süreyya bir çocuk doğurdu, Ali denen çocuğu. Süreyya okuldan gelir terli terli emzirirdi Ali'yi. Yoksulduk, parasızdık. Süreyyayla bir konuda tartıştık. Sonra o okula dersine gitti. Tarih öğretmeniydi. Ben okuldan bazı belgeleri temize çekmek için getirdiğim ödünç daktiloyla oturdum bu şiiri yazdım. Öyle daktiloya takılı kalmış.


Hep aslında sahip olduğum şeye "değilim", olan şeye "yoktur" diye yazmışım aslında. Benim doğduğum köyler Türkiye'nin en güzel ceviz ağaçlarını olduğu yerdi, ceviz tarlaları içinde doğdum desem yeridir. Gülmesini de bilen insanların arasında yaşadım.

Ama gerçekten de dudaklarım hep çatlak çatlaktır. Hep krem almışımdır ömrüm boyunca.

*Güneş Müftüoğlu
(Cahit Külebi ile yaptığı konuşma - 1995)



HİKÂYE *
Senin dudakların pembe
Ellerin beyaz,
Al tut ellerimi bebek
Tut biraz!

Benim doğduğum köylerde
Ceviz ağaçları yoktu,
Ben bu yüzden serinliğe hasretim
Okşa biraz!

Benim doğduğum köylerde
Buğday tarlaları yoktu,
Dağıt saçlarını bebek
Savur biraz!

Benim doğduğum köyleri
Akşamları eşkıyalar basardı,
Ben bu yüzden yalnızlığı hiç sevmem
Konuş biraz!

Benim doğduğum köylerde
İnsanlar gülmesini bilmezdi,
Ben bu yüzden böyle naçar kalmışım
Gül biraz!

Benim doğduğum köylerde
Kuzey rüzgârları eserdi,
Ve bu yüzden dudaklarım çatlaktır
Öp biraz!

Sen Türkiye gibi aydınlık ve güzelsin!
Benim doğduğum köyler de güzeldi
Sen de anlat doğduğun yerleri,
Anlat biraz!

*Cahit Külebi
(Bütün Şiirleri, Bilgi Yayınevi, Altıncı Basım, Ekim 2015, sayfa 52)

Yorumlar

Bu İçeriğe YORUMLARINIZLA katkı sağlamak istemez misiniz?

Translate

Arşiv