Browsing "Older Posts"

  • 24 Kasım Öğretmenler Günü Şiiri - Fazıl Hüsnü Dağlarca

    Ekleyen: Sadık Doğan → 23 Kasım 2015 Pazartesi
    Hayatımızda anne ve babamızdan sonra en önemli varlığımız olan öğretmenlerimizin günü 24 Kasım bu sene Salı günü tüm Türkiye genelinde kutlanacak. Bizleri geleceğe hazırlayan öğretmenlerimizin haklarının hiçbir şekilde ödenmeyeceğini bilmekle beraber bu özel günde onları unutmadığımızı hatırlatmak adına güzel yüreklerine dokunması umuduyla "24 Kasım Öğretmenler Günü Şiirişiirini Başöğretmen Mustafa Kemal Atatatürk ve tüm öğretmenlerimize ithaf ediyoruz.

    24 KASIM ÖĞRETMENLER GÜNÜ ŞİİRİ

    A'dan başlar aydınlık, 
    Bir taş koyar bütün yapılarda temele öğretmen.
    Soluğudur düşüncenin buğdaydan yalaza dek
    Yeryüzünde ne varsa ondan gelmedir,
    Yeryüzü ile el ele öğretmen.
    Göz gözdür o, uzakları görürüz
    Ağızdır o, türkü söyleriz haykırırız günlerden.
    Ulaşırız erdem üstüne, gelecekler üstüne biz hep
    Çizer büyük değirmisini
    Uç olur da pergele öğretmen.
    Hey hey, burası bir dağ köyü, kurda kuşa
    Bırakılmış göğün kıyısına bırakılmış
    83 toprak ev, 83 acı duman,
    Çoluğuyla, çocuğuyla 415 karanlık
    Kurtulacağız, el ayak kurtulacağız,
    Bir okul yapıla, bir gele öğretmen.
    Bir ışık, bir ışık daha, 
    Gecelerin içindeki ejderlerle dövüşür
    Nice istemeseler de, nice önleseler de,
    Uyandırır toplumunu
    İyiye, doğruya, güzele öğretmen.


    Fazıl Hüsnü Dağlarca
  • Dünyanın İlk Sabahı Ömer Turan Şiir Kitabı

    Ekleyen: Sadık Doğan →
    “Çocuklara günleri öğretiyoruz
    Ekmek, kurşun, acı, acıertesi...”
    Dünyanın İlk Sabahı - Ömer Turan

    Üryan ve İsyan, Kedi Güzü şiir kitaplarından tanıdığımız Ömer Turan,  yeni şiir kitabı "Dünyanın İlk Sabahı" ile karşımızda. Yitik Ülke Yayınları’nca yayımlanan kitap iki bölümden oluşuyor. 

    Şair, birinci bölümde yer alan şiirlerini Gezi Direnişi sırasında dalsız budaksız kalan annelere adamış.  “Yazsız Tarih” adını taşıyan bu bölümdeki şiirler, bir yandan şairin kendi içsel çatışmalarını diğer yandan da dünyayı şekillendiren dengesizlikler üzerinden insanın yarattığı vahşet olgusunu işliyor. Savaşların ve insan kırımlarının ortasında kalan çocuklar bu bölümdeki şiirlerin ana kahramanları. Ali İsmail Korkmaz’dan Berkin Elvan’a kadar. Bunca sevgisizliğin içinde şairin dizelerine yansıyan sonsuz bir umut ve dünyanın ilk sabahı olan o kirlenmemiş zamana duyulan güçlü bir özlem var.

    İkinci bölüm ise “Onlara Önsöz” adını taşıyor. Daha çok lirik anlatımların egemen olduğu bu bölümdeki şiirler, Ömer Turan’ın şair ve yazarlarla olan düşsel ve düşünsel yolculuklarını tema edinmiş. Pavese ile bir otel odası boşluğu yaşarken, Frida’nın ellerine duyduğu hayranlığı anımsıyor, sonra Sylvia Plath’ın acılarını düşünürken Nâzım ile bir gece yürüyüşünde buluyor kendini. Bütün bunları gidip Cemal Süreya ile dertleşerek avunmaya çalışıyor. 

    “Dünyanın İlk Sabahı”, Ömer Turan, şiir, 86 sf,  Kasım 2015, Yitik Ülke Yayınları.



    Ömer Turan Kimdir?


    1971’de Trabzon’da doğdu. 
    İlk şiiri Ankara’da yayınlanan Hayal dergisinde yer aldı (2006). Yazı, şiir ve söyleşileri sırasıyla Mortaka, Kıyı Kültür Sanat, Maviada, Çalı, Cümle, Kedi Şiir Seçkisi, Ada, Bireylikler, Alaz, Eylül, Melantis, Deliler Teknesi, Her Şeye Karşın, Kurşun Kalem, Evrensel Kültür, Patika, Sincan İstasyonu, Kasabadan Esinti ve BirGün Kitap’ta yayımlandı. Ayrıca bir dönem soL Portal’da kültür ve sanat üzerine yazılar yazdı. Halen Edebiyat Haber'de köşe yazarlığı yapmaktadır. 

    Ömer Turan Şiir Kitapları:


    Üryan ve İsyan (şiir)
    Kıyı Dergisi Yayınları, Şubat 2008 (1.Basım)
    Artshop Yayıncılık, Mart 2010 (2.Basım)
    Kedi Güzü (şiir)
    Kanguru Yayınları, Ocak 2011
    Dünyanın İlk Sabahı (Şiir)
    Yitik Ülke Yayınları, Kasım 2015

    Kaynak:www.bodakedi.com
  • Bayburtlu Şair Zihni Şiir Yarışması Sonuçlandı

    Ekleyen: Sadık Doğan → 12 Kasım 2015 Perşembe

    Bayburtlu Şair Zihni Şiir Yarışması Sonuçlandı


    Uluslararası Şair Zihni Şiir Yarışması'nın ödülleri sahiplerini buluyor. Bayburt Tarih-Kültür ve Edebiyat Derneği tarafından Uluslararası boyutta düzenlenen Bayburtlu Şair Zihni Şiir Yarışması'nın ödül töreni 13 Kasım 2015 Cuma günü gerçekleşecek. 

    Konuyla ilgili bilgi veren BAYDER Başkanı Fatih Dündar, Bayburtlu Şair Zihni Şiir Yarışması'nın bu yıl ikinci kez düzenlediklerini belirterek, yarışmaya Azerbaycan, Kosova, Tataristan'ın yanı sıra Türkiye'den 46 ilden yarışmacının eserleriyle katıldığını ve 200'e yakın eserin değerlendirildiğini kaydetti. 


    Yarışmada ilk 10'a giren eserlerin ödül töreninde seslendirileceğini ve sahiplerine çeşitli ödüller takdim edileceğini kaydeden Dündar, ilk 3'e giren eserlerin sahiplerine ise ayrıca para ödülü takdim edileceğini belirtti.   


    Dündar, Şair Zihni Kültür Merkezi'nde saat 19.30'da yapılacak olan ödül törenine tüm Bayburt halkını davet ettiğini sözlerine ekledi.


    Kaynak: Bayburt Postası

    Bayburtlu Zihni Kimdir? Hayatı, Şiirleri



    Bayburtlu Zihni Kimdir? Hayatı, Şiirleri




    Bayburtlu Zihni'nin doğum yılı kesin olarak bilinmiyor ama şiirlerinde kendinden söz ederken verdiği bilgilerden çıkarılan sonuca göre 1798-1799 yıllarında doğmuştur. Babasının adı Osman'dır.


    Şairin asıl ismi Mehmet Emin olduğu ancak rüyasında kendisine Zihni diye hitap edilmesinden sonra Zihni adını taşıdığı belirtilmektedir.

    Öğrenimini Erzurum ve Trabzon medreselerinde yapan 1816-17 yıllarında İstanbul'a gelerek Mustafa Reşit Paşa ile yakınlık kurar ve Divan-ı Hümayun kalemine girer. Bir süre İstanbul'da kaldıktan sonra yurduna dönen ozan, Türk-Rus savaşı ile, bu savaş sonunda yurdunun Rus işgali altına girmesinin (1828) bütün acılarını yaşar. İşgalden sonra Bayburt'tan ayrılır, işgal kaldırılınca yurduna döner.

    Bir süre sonra Hacc'a, oradan da Mısır'a giden ozan 1840 yılına doğru İstanbul'a gelirse de burada pek kalmaz, çeşitli görevler alarak dolaşır: Donanma ile Akka'ya gider; Hopa, Karaağaç, Ünye, Erzurum, Erzincan v.b.yerlerde dolaşır.

    Zihni, her gittiği yerde taşlanacak birini buluyordu: Kaym­akam, kadı, ağa v.b... Bu yüzden de yerden yere vuruluyordu.

    Elli beş yaşını geçtikten sonra Trabzon'a geldi ve burada hastalandı. Bu sırada yurt hasretiyle yanan Zihni, Bayburt'a doğru yola çıkar,Trabzon yakınlarında Holasan köyünde ölür (1859).

    Divanı ile, başından geçen olayları anlatan Sergüzeşt-Name adlı eseri bulunan Zihni, daha çok divan şairi olmak kaygısı güderdi. Ama adını yine sayıca az olan, hece ile söylemiş koşmaları ile destanları yaşatmaktadır. 


    Divanında divan şiirinin bütün şekilleri ile yazılmış şiirler vardır. Usta bir taşlamacı (hicivci) olan ozan, bu tür eserlerinde yer yer açık saçık ve kaba küfürlere de baş vurur.



    Bayburtlu Zihni Eserleri


    Zihnî´yim akıttım dîdem yaşların. Yedi yıl beklerim bulak başların, Dağıt bu derneği sav savaşların, Bozuldu kabâil ittifakları. 19. Asrın ilk yarısında yaşayan Bayburtlu Zihni zamanının ilmiye zümresini tanımış, devrindeki bütün bilgilere sahiptir. 


    Mısır ile mukayese ettiği Bayburt´u tahsil müesseseleri ve ananesi ile bu bilgileri kendisine vermiş olmalıdır. Arapça ve acemceyi hiç değilse kendi devrinin aydınları kadar bildiği bir gerçektir. 


    Zihni´nin sanatı harf devriminden sonra yazılan eserlerde ve ders kitaplarında " Halk edebiyatına" mensup olarak kabul edilir. Sergüzestname adeta bir hiciv külliyetidir. bu eserdeki destanlar aşık edebiyatı yönünü. Kitab-ı Hikayeyi Garibe ise romancı edasıyla kaleme aldığını gösteriyor ayrıca Zihninin şairliğininde verdiği alışkanlıkla kaside, nesnevi, gazeller ve eserlerini süslemiştir. Koşmalarında devamlı koşuşturmanın verdiği bir memleket hasreti vardır. 


    Prof. Dr. Saim SAKAOĞLU´ na göre Zihni birden fazla üsluba sahiptir. Destanlarında bazen kaya kadar sert üslup kullanırken otlakçı destanında hiciv gazellerinde ise bir Fuzuli bir Baki kadar şairdir. Tam bir klasik şair gibi doğu edebiyatlarına sahiptir. 


    Sergüzeştnamenin en mühim bölümü Destanlar bölümüdür. Akka Destanı, Hart Destanı, Otlakçı Destanı, Ocak Destanı, Acibe Destanı, Eşek Destanı, Sinop Destanı, Esb-ı lagar Destanı, Alemdar Destanı. Zihninin Divanında Kasideler, Tevarih , Musamatlar, Gazeller, Müstezadlar, Müfredler, bölümleri mevcuttur. 


    Zihninin Gazellerinin yanı sıra Koşmaları da çok ünlü olup halen koşmalarından Vardım ki Yurdumdan Ayak Göçürmüş Koşması hem sanat müziğinde hem de Türk halk müziğinde icra edilmekte diğer koşmalarının bazıları da halk müziğinde seslendirilmektedir. 


    Kaynak: sairzihni.meb.k12.tr
  • Gülbeyaz Şiiri - Esat Selışık Şiirleri

    Ekleyen: Sadık Doğan → 11 Kasım 2015 Çarşamba
    Söylenmemiş Sözlerin Yüreğimdeki Yankısı - Esat Selışık Kitabı

    Gülbeyaz
    Ankara'da bir gecekonduda doğdu 
    Yaşamının ilk gözyaşlarıyla ağlayarak. 
    Ankara'da 1985 yazı 
    Gülbeyaz 
    İki göz gecekondunun dördüncü kızı. 
    Oğlan olsun istiyordu babası 
    Ama nasip işte 
    Allah'ın yazdığı yazı! 
    Babası oğlan için, 
    Bekleyecek başka bir yazı... 

    Gülbeyaz, 
    Yokluğun emzirdiği çocuk, 
    Tutunmuş yaşama sıkıca 
    Pamuk elleri yumuk. 

    Gülbeyaz, 
    Yokluğu sofradaki eksik zeytin tanesinde, 
    Yanmayan sobanın soğuk yüzünde, 
    Babasının sevgisiz sesinde gördü; 
    Ablalarının eskileriyle büyüdü. 
    Kocaman yırtık pabuçları, 
    Kocaman güneş soluğu giysileri oldu. 
    Yaşadığı tek bolluk da 
    Sadece bu oldu!. 

    Sevdi gökyüzünü yine de 
    Bakarken camsız penceresinden 
    "Benim yüreğim de senin kadar büyük!" 
    Dedi içinden. 

    İlk yeni ayakkabılarını on beşinde aldı. 
    Bu yaşanmamış çocukluğundaki 
    En güzel andı. 
    Bir de yüreğinde yeni bir duygu vardı, 
    Galiba adı aşk'dı. 

    Gülbeyaz, 
    Sevdi ama vermediler sevdiğine, 
    Vermek için bir memur emeklisine. 
    On altısında yoruldu körpe yüreği 
    Çok sevdiği gökyüzüne gitmekte buldu çareyi!. 

    Gülbeyaz, 
    Şimdi gül dalında açmadan solmuş gonca 
    Yıkıldım, kahroldum bunu duyunca. 
    İki göz gecekondunun tavanında 
    Asılıymış narin bedeni!.. 
    Söyleyin kim ödeyecek bu bedeli? 

    Gülbeyaz, 
    Esmer bir kaderin ay yüzlü kızı, 
    Gülbeyaz, 
    İçimde yaşayacak ince bir sızı!..


    Esat Selışık
    Kaynak: Söylenmemiş Sözlerin Yüreğimdeki Yankısı
    ALTIKIRKBEŞ YAYINLARI 
    Yayın Tarihi
    ISBN975846793X
    Baskı Sayısı1. Baskı
    DilTÜRKÇE
    Sayfa Sayısı79
    Cilt TipiKarton Kapak
    Kağıt CinsiKitap Kağıdı
    Boyut10.5 x 19.5 cm
  • Mustafa Kemal'i düşünüyorum - Ümit Yaşar Oğuzcan

    Ekleyen: Sadık Doğan →
    10 kasım şiirleri

    Mustafa Kemal'i düşünüyorum
    Yeleleri alevden al bir ata binmiş 
    Aşıyor yüce dağları, engin denizleri, 
    Altın saçları dalgalanıyor rüzgârda, 
    Işıl ışıl yanıyor mavi gözleri...


    Mustafa Kemal'i düşünüyorum; 
    Yanmış, yıkılmış savaş meydanlarında 
    Destanlar yaratıyor cihanın görmediği 
    Arkasından dağ dağ ordular geliyor 
    Her askeri Mustafa Kemal gibi.


    Mustafa Kemal'i düşünüyorum; 
    Gelmiş geçmiş kahramanlara bedel 
    Hükmediyor uçsuz bucaksız göklere. 
    Al bir ata binmiş yalın kılıç 
    Koşuyorlar zaferden zafere...


    Mustafa Kemal'i düşünüyorum; 
    Ölmemiş bir Kasım sabahı! 
    Yine bizimle beraber her yerde. 
    Yaşıyor dört köşesinde vatanın 
    Yaşıyor damar damar yüreklerde.


    Mustafa Kemal'i düşünüyorum: 
    Altın saçları dalgalanıyor rüzgârda, 
    Mavi gözleri ışıl ışıl görüyorum. 
    Uykularıma giriyor her gece. 
    Elllerinden öpüyorum.


      Ümit Yaşar OĞUZCAN
  • Gülten Akın Şiirleri ile Yaşayacak

    Ekleyen: Sadık Doğan → 5 Kasım 2015 Perşembe
    Yazar, hukukçu ve insan hakları savunucusu sekseniki yıllık ömrüne bir çok başarı sığdıran ünlü şair Gülten Akın hayatını kaybetti. Gülten Akın şiirleri ile yaşayacak.
    Gülten Akın şiirleri

    Türk Edebiyat dünyası önemli bir şairini daha kaybetti. Türk şiirinin önemli isimlerinden biri olan şair Gülten Akın, çoklu böbrek yetmezliği nedeniyle hayatını kaybetti. Tedavi gördüğü hastanede hayatını kaybeden şair Gülten Akın'ın cenazesi, Ankara'da cuma günü defnedilecek. Akın için Kocatepe Camisi’nde cenaze töreni gerçekleştirilecek.


    Gülten Akın kimdir? Gülten Akın Hayatı

    23 Ocak 1933 tarihinde Yozgat’ta doğdu. Yozgat’ın Sorgun ilçesinde ilköğrenimini tamamladı. 1940’lı yıllarda memleketi Yozgat’tan Ankara’ya göç etti ve ortaöğrenimini Beşiktaş Atatürk Anadolu Lisesi 'nde tamamladı. 1955'te Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi’ni bitirdi.
    1956’da Yaşar Cankoçak'la evlendi; bu evlilikten beş çocuk sahibi oldu.Kaymakam olan eşinin görevi nedeniyle 1958-1972 arasında Anadolu’nun çeşitli ilçelerinde yaşadı. Gevaş, Alucra, Gerze, Saray ilçelerinde ve Kahramanmaraş'ta yardımcı avukatlık, avukatlık ve öğretmenlik yaptı.
    1972'de Ankara'ya yerleşerek Türk Dil Kurumu Derleme ve Tarama Kolu'nda çalıştı. Kültür Bakanlığı Yayın Danışma Kurulu üyeliğinde bulundu. Demokratik kitle örgütlerinin yeniden kuruluşu çalışmalarına katıldı. İnsan Hakları Derneği, Halkevleri, Dil Derneği gibi örgütlerde kurucu ve yönetici olarak görev aldı. 1978'de emekliye ayrıldı. 1980’lerde Ankara’da bir banka soygununa katıldığı gerekçesiyle tutuklanan ve dosyası Şentepe Devrimci Yol davasıyla birleştirilerek önce müebbet hapse mahkum edilen sonra cezası Yargıtayca bozulan oğlunun cezaevi günlerinde yaşadıklarını şiirine yansıttı. 42 gün (1986) adlı kitabında Mamak Cezaevi'nde süren açlık grevini anlattı. Yaşamını Balıkesir’in Burhaniye ilçesinde sürdürdü.
    4 Kasım 2015’te tedavi görmekte olduğu hastanede hayatını kaybetti.


    Gülten Akın Şiirleri

    İlk şiiri 1951'de yayımlanan Akın'ın eserleri birçok dergide de yayınlandı. 

    Başlarda şiirlerinin konusu doğa, aşk, ayrılık, özlem iken, daha sonraları ise toplumsal sorunlar ağır bastı. 1980 öncesinde halkın yaşadıkları, onun da hayatına ve şiirine yansıdı. Daha sonraki şiirlerinde toplumsal sorunlara yöneldi. 

    Şiirlerinde büyük ölçüdü folklor öğelerinden yararlandı. Şiir üzerine yazılarını bir araya getiren "Şiiri Düzde Kuşatmak" (1983) kitabında, halk kaynağına inme isteğini, "Halkta var olan öz ve biçimi diyalektik olarak yükseltmek, şiiri yükseltirken halkın yaşamının ve yaşam biçimlerinin yükselmesine yardımcı olmak" sözleriyle açıklar. Şiirleri pek çok dile çevrildi ve kırktan fazla şiiri bestelendi. 

    Deli Kızın Türküsü şiiri Sezen Aksu tarafından bestelenerek 1993 tarihli albümüne adını verdi. Milliyet Gazetesi'nin anketiyle Dağlarca'nın ölümünden sonra yaşayan en büyük şair seçilmiştir.

    Gülten Akın bazı şiir kitapları: 

    Rüzgâr Saati (1956), Kestim Kara Saçlarımı (1960), Sığda (1964), Kırmızı Karanfil (1971), Maraş’ın ve Ökkeş’in Destanı (1972), Ağıtlar ve Türküler (1976), Seyran Destanı (1979), İlahiler (1983), Sevda Kalıcıdır (1991), Sonra İşte Yaşlandım (1995), Sessiz Arka Bahçeler (1998), Uzak Bir Kıyıda (2003), Beni Sorarsan (2013)


    Gülten Akın bestelenmiş bazı şiirleri

    Büyü Yavrum, Grup Yorum (1987), Deli Kızın Türküsü, Sezen Aksu (1993), Siyah Beyaz (1989) Sevinç Eratalay, Beni Unutma (1989) Sevinç Eratalay


    Gülten Akın Ödülleri

    1999-Akdeniz Altın Portakal Şiir 
    2008-Erdal Öz Edebiyat Ödülü
    1972-TRT Sanat Ödülleri Yarışması'nda Başarı 
    1976-Yeditepe Şiir Armağan
    1992-Sedat Simavi Vakfı Edebiyat 
    1955-Varlık şiir yarışmasında birincilik 
    1964-Türk Dil Kurumu Şiir Ödülü
    2003-Dünya Gazetesi Yılın Telif Kitabı 
    1991-Halil Kocagöz Ödülü