Browsing "Older Posts"

  • Yunus'tan Nazım'a Albümü - Tülay German'dan Bestelenen Şiirler

    Ekleyen: Sadık Doğan → 20 Temmuz 2015 Pazartesi
    Yunus'tan Nazim'a Albumu - Tulay German'dan Bestelenen Siirler
    1.Mapushane
    2.Ne Bilir
    3.Dere Geliyor
    4.Leylim Ley
    5.Kalktı Göç Eyledi Avşar Elleri
    6.Gelin Canlar Bir Olalım
    7.Gözümde Daim Hayal-i Cana
    8.Hapisteler Ama- Yeniliğe Doğru
    9.Urganda Gerdan İniler
    10.Asker Kaçağı
    11.Hekimoğlu
    12.Abidin
    13.Kalenin Önü
    14.Dörtlük
    15.Bana Seni Gerek Seni
    16.Onlar
    17.En Güzel Deniz
    18.Bugün Ben Bir Söz İşittim
    19.Hürriyet Kavgası
    20.Elif
    21.Seni Düşünmek



    Tülay German kimdir; Tülay German hayatı, biyografisi



    1935 yılında istanbul'da doğdu. Dört yaşında şarkı söylemeye başladı. Söylediği ilk parça Yesari Asım'ın "Gurbet elde kimsesizim, buna sebep yar oldu" şarkısı oldu. 
    Ankara Radyosu'nda, Ayşe Abla'nın Cumartesi akşamları çocuklar için yaptığı programlarda Schubert'in "Serenad"ını ve "Ihlamur Ağacı"nı söyledi. Ferdi Statser'den piyano dersleri aldı. 
    1956 yılında Üsküdar Amerikan Kız Koleji'ni bitirdi. 

    Sahneye ilk olarak, ailesinden gizli, Ankara'da Süreyya' da çıktı. 1960-1962 yıllarında caz şarkıcısı olarak isim yaptı, İstanbul Radyosu'nda Salim Ağırbaş Beşlisi'nin haftalık programlarında caz şarkıları söyledi. 

    1962 yılında Erdem Buri ile "Çoksesli Türk Popüler Müziği"ni gerçekleştirdi. 1964'te Milli Orkestra ile katıldığı "Balkan Melodileri Festivali"nde, eleştirmenlerin en beğendiği şarkıcı seçilip, Arena dergisine kapak oldu ve Türk Pop müziğinin ilk "hit"i kabul edilen "Burçak Tarlası" plağını doldurdu. 
    1966 yılında plak yapmak üzere Paris'e gitti. Fransızca on plak doldurdu. Gerek Fransa'da gerek Belçika'da, Almanya'da, Polonya'da, Tunus'ta, Fas'ta, Hollanda'da ve Brezilya'da radyo ve televizyon programları yaptı, konserler verdi, çeşitli festivallere katıldı. A.B.D için ilhan Mimaroğlu'nun kendisi için yazdığı "Tract" albümünü doldurdu. 



    Fransa'da Türkçe olarak yaptığı albüm, Charles Cros Akademisi 1981 Plak Büyük Ödülü'nü aldı. 



    Son doldurduğu albüm, "Nazım Hikmet'e Saygı" adını taşıyor. 1987 yılında, Hollanda'da verdiği bir konserle sahneye veda etti.

    Aktüel Dergisinde hakkında yazılanlar


    Türküleri kentli bir anlayışla yorumlayan sanatçıların ilk neslini temsil ediyor. Geçenlerde piyasaya çıkan "Yunus'tan Nazım'a" adlı derlemesi ise onun, tek aşkı Erdem Buri'yle birlikte göğüs gerdiği zorluklarla dolu hayatını hatırlatıyor.

    Herkesin adını bildiği ama hayatında her zaman gizemli bir yan kalacak insanlardan. Sadece 33 yıldır Fransa'da yaşamasının getirdiği bir bilgi eksikliği değil bu. Çoğu insan gibi uzlaşarak, boyun eğerek yaşamamasından, hep akıntıya karşı, yüreğinin sesini dinleyerek hareket etmesinden kaynaklanan bir aykırılık onu bize unutturan. Anlayamadığımız şeyleri görmezden gelmek gibi bir şey.1935 İstanbul doğumlu Tülay, Üsküdar Amerikan Koleji'ni bitirdikten sonra ailesine başkaldırıp kendini müziğe adayarak başlıyor mücadelesine... Sonrası bir çorap söküğü gibi. Şimdilerde adı yavaş yavaş hafızalardan silinen Erdem Buri'ye olan aşkı hayatının akışını değiştiriyor.

    Erdem Buri Osmanlı döneminin ünlü vezirlerinden Suphi Paşa'nın torunu, Hamdullah Suphi ve Suat Derviş'in de yeğeni. Adı Mustafa Kemal tarafından bir içki sofrasında konan Erdem Buri, dedesinin ve dayısının yolundan gitmez, Türkiye İşçi Partisi'ne yazılır. Bir yandan müziğe merak sarar, radyo konuşmaları yapar, dergilere eleştiriler yazar, felsefe konularına eğilir. Zamanla dört başı mamur bir düşünür ve sanatçı kimliği kazanır.

    Tülay 60'ların başında yabancı şarkılar söylemekte, ses yarışmalarında dereceler almaktadır. Ama Erdem Buri bir gün ona henüz şarkıcı olmadığını, kendi müziğini kendi dilinde söylemesi gerektiğini anlatır. Türk halk müziğinden seçtiği parçaları çok sesli düzenlemelerle ve Batı çalgılarıyla Tülay'a söyletmeye başlar. Bu çalışmalar Tülay'ı üstad Ruhi Su'ya götürür. Ruhi Su Tülay'ın hem sesini hem de halk müziğine yaklaşımını beğenir ve ona haftada üç gün ders vermeyi kabul eder.

    Tülay türkü derslerinin yanında Erdem Buri'den ekonomi, felsefe, caz ve elektronik müzik konusunda dersler almaktadır. Buri'nin Moda'daki evi onun için bir üniversite olur. Bu arada "Burçak Tarlası," "Kızılcıklar Oldu mu," "Mühür Gözlüm," "Hekimoğlu" gibi türkülerin uyarlamalarıyla önemli bir dinleyici kitlesi yaratır.

    Buri sadece Tülay'ın müziğinin temel noktalarını belirlemekle kalmaz, bu müziği yapacağı uygun ortamı da hazırlar. Şarkılarına radyoda ve sahnede sansür uygulanan Ruhi Su ve Tülay için, As Kulüp'ün kurulmasına öncülük eder. As Kulüp belki dönemin devrimci ruhunu hissettiren bir özgürlük ortamıdır ama zaman zaman herkesi tedirgin eden olaylar da yaşanır. Örneğin bir gece Tülay "Burçak Tarlası"nı söylerken "Bakın şu deyyusun kaç tarlası var" dediğinde bir adam ayağa kalkıp "Bu orospunun yüzünden tarlalarımız elimizden gidecek" diye bas bas bağırarak sahneye yürür. "Olay çıkarmaya hazır gençler" masalardan hiç eksik olmaz.

    Zorluklar bitmez. Erdem Buri, 1964'te Selahattin Hilav'la birlikte çevirdiği Plehanov'un "Marksist Düşüncenin Temel Meseleleri" ve Hegel'in "Diyalektik ve Mantık" adlı kitaplar nedeniyle 15 yıl hapis istemiyle yargılanmaktadır. Tülay'la Buri, 29 Mart 1966 gecesi Fransa'ya gitmeye karar verir.

    Uzun, bunalımlı günlerin ardından, yeni bir çevrenin içindedirler. Dario Moreno, Juliette Greco, Jacques Brel, Abidin Dino ve zaman zaman İstanbul'dan gelen dostları Timur Selçuk, Ümit Yaşar, Çetin Altan, İlhan Mimaroğlu... Tülay kulüplerde şarkı söylemeye ve Fransızca plaklar kaydetmeye başlar. Bir yandan birçok Avrupa ülkesinde konserler verir... 



    Uzun bir aradan sonra ülkemizde yayınlanan ilk çalışması "Yunus'tan Nazım'a," Fransa'nın önemli kontrbasçılarından François Rabbath'la gelişen sanatsal dostluğunun bir ürünü. German'ın 1976'da France Culture radyosunda yaptığı bir programı dinleyen kontrbasçı, sanatçıya bir Türk enstrümanıyla eşlik etmeyi tasarlar. Hemen Türkiye'den bir saz getirtilir ve Rabbath uzun bir süre eve kapanarak saz çalmayı öğrenir. Rabbath ve German o yıl Avignon festivaline katılır. 1980'de Yunus Emre, Karacaoğlan, Dadaloğlu, Pir Sultan Abdal ve Nazım Hikmet şiirlerinin Erdem Buri tarafından bestelendiği "Toulai et François Rabbath" adlı albüm çıkar. Albüm Charles Cros Akademisi'nin Plak Büyük Ödülü'nü alır. Daha sonra "Hommage a Nazım Hikmet" (Nazım Hikmet'e saygı) yayınlanır. İkili Zülfü Livaneli'ye 1982 albümü "Günlerimiz"de eşlik eder.
    German'ın acı olaylara, zor zamanlara rağmen hep müzikle ve Erdem Buri'yle dolu hayatı 1993'te Buri'nin ölümüyle kötü bir döneme girer. Arkadaşları Hıfzı Topuz Adam Sanat Dergisi'ndeki "Tülay'la Erdem'in Serüveni" başlıklı yazısında o günleri şöyle anlatıyor: "Tülay da sanki öldü Erdem'le birlikte. Bütün günlerini Pere Lachaise mezarlığında Erdem'in başucunda geçirdiğini anlattılar. Tülay artık yemiyor, içmiyor ve kimseyi görmek istemiyordu. Arabasını bile oturduğu apartmanın karşısındaki postanede çalışan yoksul bir kıza armağan etmişti."

    Sonunda dostlarının dayatmalarına dayanamayıp eski türkülerden bir derleme yapmayı kabul etmiş. Albümde yer alan 21 parça, 60'lı yılların sonunda yeşeren, Batı müziği anlayışıyla kentlileşen türkü ekolünün ilk çağını temsil ediyor. "Mapusane," "Dere Geliyor," "Hekimoğlu" gibi anonim türkülerin yanında Pir Sultan Abdal, Köroğlu, Yunus Emre'den uyarlamalar ve Erdem Buri'nin, Nazım Hikmet'in "Kurtuluş Destanı," "En Güzel Deniz," Hürriyet Kavgası" gibi şiirlerinden yaptığı aranjmanlar yer alıyor. François Rabbath'ın gitara benzer saz çalma tekniği, geleneksel türkülerimize alışık olmadığımız ritmik bir hal veriyor. Önceleri yadırgayabileceğiniz bu çoksesli teknik, 'ın güçlü ve eğitimli sesi için etkileyici bir altyapıya dönüşüyor.



    German'a göre bu derleme geçmişten kalan bir seda değil. 33 yıldır ayrı olmasına rağmen kendisini Türkiye'den hiç ayrılmamış gibi hisseden sanatçı, bu çalışmayı bir dönüş albümü olarak da görmüyor. O bu albümün, ileride gerçekleştirmeyi düşündüğü, geçmişe yönelik bir projenin ilk aşaması olduğunu söylüyor. "Yunus'tan Nazım'a" geçmiş günlerden bir öykü hatırlattığı için özel bir değer kazanıyor. Ülkeleri hakkında fikirlerini söyledikleri, varolan formları eşelemek yerine daha çağdaş olanı aradıkları için haksız suçlamalara maruz kalan iki insanın öyküsünü...
    Yunus'tan Nazım'a / Kalan Müzik


    Murat Tunal Aktüel 19.8 1991 
  • Güncel Sanat Dergisi 6. Öykü ve Kaygusuz Abdal Şiir Yarışması

    Ekleyen: Sadık Doğan → 6 Temmuz 2015 Pazartesi
    Güncel Sanat Dergisi 6. Öykü ve Kaygusuz Abdal Şiir Yarışması
    GÜNCEL SANAT DERGİSİ 6. ÖYKÜ VE KAYGUSUZ ABDAL ADINA AÇILAN ŞİİR YARIŞMASI

    ŞİİR YARIŞMASI ŞARTLARI:

    1- Yarışmada konu ve tür serbesttir. Daha önce ödül almamış, hiçbir yerde yayımlanmamış en fazla iki şiir ile katılabilecektir. (Serbest ve hece ayrımı yoktur.) (Kitap, dergi, gazete, internet siteleri, facebook, tiwitter gibi sosyal paylaşım ağları ve bloklar dahil yayınlanmış olursa derece alsa dahi ödülü geri alınır.)

    2- Şiirler, 12 punto Times new roman karakterli bilgisayar ile 1 satır aralıklı olarak yazılacak; beş nüsha çoğaltılıp, posta ile PK: 66 Alanya/ Antalya adresine bir nüsha da ayrıca e-posta yoluyla alanyaguncel@gmail.com gönderilecektir.

    3-Şairler, gerçek isimleri ile yarışmaya katılacakladır.

    4- Katılım süreci 1 Temmuz 2015 tarihinde başlayıp, 31 Aralık 2015 tarihinde sona erecektir.

    5-Katılımcılar, 1’er özgeçmiş, vesikalık fotoğraf ile yazışma adresi, telefon, e-posta ve varsa faks gibi iletişim bilgilerini ayrı bir zarfa koyarak, eserleriyle birlikte göndereceklerdir.

    6- Ödüller: “Kaygusuz Abdal Ödülü, Güzel Alanya, Alanya Kale, Alara, Alanya Kızıl kule, Güncel Sanat ve Seçici Kurul Özendirme” ödülleri olarak belirlenmiştir.


    Seçici kurul: Prof. Dr. Tuğrul İnal / Yar. Doc. Dr. Mehmet Yardımcı / Hasan Uğur TAŞÇI / Metin TURAN / M. Demirel BABACANOĞLU


    KISA ÖYKÜ YARIŞMASI ŞARTLARI:
    1- Yarışmada konu ve tür serbesttir. Daha önce ödül almamış, hiçbir yerde yayımlanmamış bir öykü ile katılabilecektir. (Kitap, dergi, gazete, internet siteleri, facebook, tiwitter gibi sosyal paylaşım ağları ve bloklar dahil yayınlanmış olursa derece alsa dahi ödülü geri alınır.)

    2- Öykü, 12 punto Times new roman karakterli bilgisayar ile 1 satır aralıklı olarak en fazla 4 sayfa olarak yazılacak; beş nüsha çoğaltılıp, posta ile PK: 66 Alanya / Antalya adresine bir nüsha da ayrıca e-posta yoluyla alanyaguncel@gmail.com gönderilecektir.

    3-Yazarlar gerçek isimleri ile yarışmaya katılacaklardır.

    4- Katılımcılar, 1’er özgeçmiş, vesikalık fotoğraf ile yazışma adresi, telefon, e-posta ve varsa faks gibi iletişim bilgilerini ayrı bir zarfa koyarak, eserleriyle birlikte göndereceklerdir.

    5-Ödüller:”Akdeniz Öykü Ödülü, Güzel Alanya, Alanya Kale, Alara, Alanya Kızılkule, Güncel Sanat ve Seçici Kurul Özendirme” ödülleri olarak belirlenmiştir.

    Seçici kurul: Öner YAĞCI / Yaşar YILTAN/ / Esra ODMAN / Münevver OGAN/ Musa DİNÇ

    Yarışma koordinasyonu sağlama ve sekreteryası: Arslan BAYIR

    Her iki yarışma için katılım; 1 Temmuz 2015 tarihinde başlayıp, 31 Aralık 2015 tarihinde sona erecektir.

    Sonuçlar:1 Mart 2016 tarihinde açıklanacak, ödül töreni Nisan ayı içindeki bir tarihte belirlenip duyurulacaktır.


    * Yurt dışından ve öğrenci müracaatları olursa, yaş gruplarına göre önceki yıllar da yaptığımız gibi ayrıca değerlendirilecektir.
    * Gecikme ve kayıplardan dergimiz sorumlu tutulamaz.
    * Yarışma ödülleri: Kitap seti, kazandı belgesi ve plaket verilecektir.
    * Yarışmalar için, alanyaguncel@gmail.com ve 0532 409 4521 numaralı telefondan da ayrıca bilgi edinilebilir.
    * Eserler ön seçici kuruldan geçtikten sonra asıl seçici kurula gönderilecektir.
    * Derece alan eserlerin ilk yayınlama hakkı dergimizindir. Ayrıca Güncel Sanat “Öykü ve Şiir Ödüllü Eserleri” adı altında kitaplaştırılacaktır.
    * 3 yıl üşt üste ödül alanlar, en az bir yıl ara verilerek yarışmamıza katılabileceklerdir.
    * Katılımcılar yukardaki şartları kabul etmiş sayılırlar.
  • 2 Temmuz Sivas Katliamı Şiirleri, Türküleri, Ağıtları

    Ekleyen: Sadık Doğan → 2 Temmuz 2015 Perşembe

    2 Temmuz Sivas Katliamı Şiirleri, Türküleri, Ağıtları, Sözleri

    Sivas Katliamı Şiirleri, Türküleri, Agıtları, Sözleri
    2 Temmuz 1993'te Sivas’ta Pir Sultan Abdal Kültür Derneği’nin organize ettiği Pir Sultan Abdal Şenlikleri sırasında Madımak Oteli yakıldı.
    Çoğunluğu Alevi 33 yazar ve ozan ile iki otel çalışanı yanarak ya da dumandan boğularak hayatlarını kaybetti. Ayrıca dışarıda toplanan göstericilerden de iki kişi hayatını kaybetti.




    Sivas Katliamında Hayatını Kaybedenler
    Edibe Suları Ağbaba (Misafir – İsviçre), Gülender Akça (Sanatçı – Ankara), Muhlis Akarsu (Sanatçı – Ankara), Muhibe Akarsu (Misafir – Ankara), Metin Altıok Şair (Yazar – Ankara), Mehmet Atay (Sanatçı – Ankara), Sehergül Ateş (Sanatçı – Ankara), Erdal Ayrancı (Yönetmen – Ankara), Behçet Sefa Aysan (Şair – Ankara), Asım Bezirci (Yazar – Ankara), Belkıs Çakır (Sanatçı – Ankara), Serpil Çanik (Sanatçı – Ankara),Muammer Çiçek (Sanatçı – Tokat), Nesimi Çimen (Sanatçı – İstanbul),Serkan Doğan (Sanatçı – Ankara), Hasret Gültekin (Sanatçı – Sivas),Murat Gündüz (Sanatçı – Ankara), Gülsün Karababa (Sanatçı – Ankara),Koray Kaya (Çoçuk – Ankara), Menekşe Kaya (Sanatçı – Ankara), Uğur Kaynar (Şair – Ankara), Asaf Koçak (Karikatürist – Ankara), Handan Metin(Sanatçı – Ankara), Sait Metin (Sanatçı – Ankara), Asuman Sivri (Sanatçı – Ankara), Yasemin Sivri (Sanatçı – Ankara), Nurcan Şahin  (Sanatçı – Ankara), Özlem Şahin (Sanatçı – Ankara), Yeşim Özkan (Sanatçı – Ankara), Huriye Özkan (Sanatçı – Ankara), Ahmet Öztürk (Otel görevlisi – Sivas), Ahmet Özyurt (Sanatçı – Ankara), Carina Cuanna Thuijs (Misafir – Hollanda), İnci Türk (Sanatçı – Ankara), Kenan Yılmaz (Otel görevlisi – Sivas)
    Katledilen canlar için o günden bugüne birçok türkü, şarkı yazıldı, ağıt yakıldı.
    Türküler Yanmaz  (Edip Akbayram)
    Güneşin ak yüzüne, bir duman çöktü.
    Bir türkü çığlıkla ateşe düştü.
    Kuytu bir köşede bir çiçek küstü.
    Döktü yaprağını, boynunu büktü.
    Şu Sivas’ın elinde sazım çalınmaz.
    Güllerim yandı, yüreğim dayanmaz.
    Kararmış yüreğin hiç ışığı olmaz.
    Bilmez misin ki türküler yanmaz.
    Günü gelir sanma hesap sorulmaz.
    Dayanır kapına ”Pir Sultan” ölmez.
    Şu Sivas’ın elinde sazım çalınmaz.
    Güllerim yandı, yüreğim dayanmaz.


    Sivas – Gün Tutuşur (Grup Yorum)
    Yumrukluyorum duvarları,yumrukluyorum kara gecenin bedenini
    Ellerim kan içinde,nehirler taşmış yanaklarımda
    37 can, 37 gül çatlamış susuzluktan sivasın içinde
    Nasıl uyku tutar gözlerimi
    Döne döne samaha duranlar tutuştu önce
    Sonra türküler sonra da şiir çığlıksız düştü türkülerin
    yanı başına
    Sivas Sivas yiğitlik midir emanet cana kıymak
    Yiğitlik midir bir tutam ışığı kör bıçakla güneşten koparıp
    karanlığa kuban etmek
    Söyle hangi kitapta vardır elleri kolları bağlıyı yakmak
    Var mıdır kardelen akınında bir avuç inciyi ateşte tutmak
    loov
    Böyle garip düştüğüme bakma, böyle mahsun durduğuma
    Varsın ateşim suskunlukla beslensin
    Benimde yüreğim gençliğini almış yanına yürür başı dik
    Senin de dağların var Sivas senin de dağların
    Dağlarında Şahanların!
    Gün tutuşur canım gece tutuşur
    Yangınlarda tutsak canlar tutuşur
    Gülüm toprak olur yele karışır
    Yürür gelir canlar yollar tutuşur
    Sivas ellerinde sazım tutuşur
    Söz tutuşur canım türkü tutuşur
    Teller bizi söyler diller yarışır
    Özgürlüğü yazan kalem tutuşur
    Canlar can olurda eller tutuşur
    Dost evinde canım sevda tutuşur
    Pir Sultanlar ölmez binler yetişir


    Issızlığın Ortasında (Moğollar)
    Bir düş gördüm geçenlerde
    Görmez olsaydım ah olsaydım
    İçime şeytan girdi sandım
    Keşke hiç uyumasaydım
    Birdenbire
    Ateş ve duman
    Feryad-ı figan
    Sanki elele
    Geliyor habire
    Üstümüze, üstümüze
    Canlar, sazlar
    Kan oldular
    Kesildi teller
    Durdu nefesler
    Ama hala
    Dimdik ayakta
    Ayaktalar
    Çığlık kalleş
    Sessizlik mi dost
    Ateş ve duman
    Hain düşman
    Issızlığın ortasında
    Issızlığın ortasında


    Yangın Yeri  (Zülfü Livaneli)
    Yasamak bu yangın yerinde
    Her gün yeniden ölerek
    Zalimin elinde tutsak
    Cahile kurban olarak
    Yalanla kirlenmis havada
    Güçlükle soluk alarak
    Savunmak gerçegi çogu kez
    Yalnizligini bilerek
    Korkagi dönegi suskunu
    Görüp de öfkeyle dolarak
    Toplanir ölü arkadaslar
    Her biri bir yerden gelerek
    Kiminin boynunda ilmegi
    Kimi kanini silerek
    Kucakliyor beni Metin Altiok
    Aldirma diyor gülerek
    Yasamak görevdir yangin yerinde
    Yasamak insan kalarak
    Kucakliyor beni Metin Altiok
    Aldirma diyor gülerek
    Yasamak görevdir yangin yerinde
    Yasamak insan kalarak
    Yasamak bu yangin yerinde
    Her gün yeniden ölerek


    Canımı Yakanlar Baktı Dumana ( (Selda Bağcan)
    Hasretime hasret kattın, hasrete
    incinsek de incitmeyiz, zulm ile
    geldik size, dikensiz bir gül ile
    can veririz, can almayız, biz canız
    Akarsular ile coştum, çağladım
    hasret ile yandım, ağladım
    nice canlar ile kül oldum, öldüm
    can veririz, can almayız, biz canız
    Pirimi asanlar, doymadı kana
    canımı yakanlar, baktı dumana
    zulüm yapmaz, insan insana
    can veririz, can almayız, biz canız
    Nesimiler ölmez gafil, aldandın
    mazlumlar ardından gelmez mi sandın
    akarsu’lar coştu, birden bulandın
    can veririz, can almayız, biz canız
    Canımı yaktınız, kanlı sivasta
    gülemem, ağlarım, şu gönlüm yasta
    canım feda olsun, pir sultan dosta
    can veririz, can almayız, biz canız
    Bizi yakıp, duman duman, baktınız
    yetmedi mi, bir de alkış tuttunuz
    sonra birer masum olup çıktınız
    can veririz, can almayız, biz canız.

    MADIMAK KATLİAMINA KARŞI 

    Madımak Oteli’nde yapılmış o en kalleş ve kahpece katliam, Hepimiz için yıllar boyu süren ve sürecek olan bir yüce gam. 

    Madımak içinde barbarca yakılan yerli ve yabancı aydın ve sanatcı erkekler ve 

    kadınlar, Tüm yurdun ve ulusun binlerce yıllık kadim tarihine eklenen altından bir yaprak oldular. Biz,onları hiç ama hiç bir zaman unutmadık,unutamayız ve unutmayacağız. Onları,biz,yüce kurtuluş öncesinde ve sonrasındaki kalbimizde yaşatacağız. 

    Onlar,bizim yüz binlerce şehidimizin en yeni ve son otuz üçüdür. Onlar,cennetin en güzel ve kutsal bahçesine törenle gömülmüştür. 


    Onları,unutmak ve unutturmaya çalışmak,anmamak ve kutsamamak ihanet 

    demektir Ve tüm yurda ve ulusa tarihde görülmemiş melanetin en fenasını ifa ve icra 
    etmektir. 

    Madımak katillerini ve faillerini aklamak Türkiye katillerini ve hainlerini 

    aklamaktır. Madımak şehitlerini anmak ve kutsamak,bütün yurdu ve halkı anmak ve kutsamaktır. 

    Madımak,uzak ve yakın emperyal gericiliğin ve iç ve dış yobazlığın en ilkel ve 

    vahşi yüzüdür Madımak şehit ve gazileri Mustafa Kemal Atatürk’ü yeniden okumak için en ulu 
    bir öyküdür.

     GÖNÜL PINAR ATACI



    HALKIM 2 Temmuz 1993

    Varıp Pir Sultanı, analım dedik
    Aşkın dolusuna, kanalım dedik
    Meydanda bir semah, dönelim dedik
    Kahpe tuzaklarda, vurulduk halkım..

    Salyalı ağızlar, kirli yürekler
    Elde ateş, dilde Allahu-Ekber
    İnsan yakmak için, olmuş seferber
    İsli dumanlara, savrulduk halkım

    Yüzbin yobaz, bir Akarsu eder mi?
    Öldürülen, bu kaçıncı Nesimi,
    Özlem, Nurcan, Serpil, Belkız Gülsüm´ü
    Verdik, birer birer, kırıldık halkım

    Metin, Asaf, Behçet, Asım Bezirci, 
    Menekşe, Sehergül, Gülender, İnci, 
    Asuman, Yasemin, Erdal Ayrancı,
    Et kemik bir yerde, derildik halkım

    Hasret Gültekin´im, Serkan Doğan´ım
    Huriyem, Yeşim´im, özbe öz Özkan´ım 
    İki Metin ölüm, Sait, Handan´ım 
    Hep birlikte yan, yana serildik halkım

    Yandı özyurdun da, Özyurt Ahmet´im
    Kaynar ateşlerde Uğur Mehmet´im
    Güpe gündüz ışıktı, Güdüz Murat´ım
    Cem olduk güneşe, verildik halkım

    Muhlis´ine muhip olan, Muhibe´m
    Sulariden arda kalan Edibe´m
    Cümlesi insana derki, Kâbem
    Kanlı kefenlere sarıldık halkım

    Karınna Cuanna, Hollanda´lı can
    Yanın da Muammer Hakan ve Kenan
    Bin beterdi Sivas, Ol Kerbeladan
    Hüseyin´ce ölüp dirildik halkım

    Koray Kaya´m, onbirin de dal fidan
    Ahmet Öztürk ile adası alan
    Din için yakıldık 33 can
    Kara topraklara, karıldık halkım 

    Madımak´ta yanan 33 can 
    Artık her birisi bir Pir Sultan
    Hızır´ın dölleri yazsın bin ferman
    Gönüller içinde yer aldık halkım

    Kızılgülüm, söz düşürse dilime
    Mızzrabım isyankâr, vurur telime
    Bir gün olup hesap sorsam zalime
    Yobazlar elinden zar olduk halkım



    Diğer Şiir, Türkü, Şarkı ve Ağıtlar:

    • Fethi Aslan, "Sivas`da Temmuz Ateşi"
    • Edip Akbayram, Türküler Yanmaz, Yanmam mı Gerek
    • Cengiz Özdemir, Madımak
    • Ozan Emekçi, Sivas Ağıdı
    • Sunay Akın, Kova Kaleci
    • Grup Yorum, Sivas (Gün Tutuşur)
    • Mahzuni Şerif, Sivas Dramı
    • Demirhan Baylan, Bildiğin Şeyler (Yangın)
    • Soner Canözer, Güneşin Ozanları
    • Radical Noise, Çığlık
    • Akın Eldes, Madımak
    • Fevzi Kurtuluş, Hasret
    • Moğollar, Issızlığın Ortasında
    • Antisilence, Died On 2nd Of July
    • Aşık Gülabi, Sivas Madımakta Canlar
    • Metin - Kemal Kahraman, Renklerde Yaşamak
    • Ferhat Tunç, Kızılırmak Boylarında Bir Şehir
    • Serhad Raşa, Ey Felek
    • Grup Kızılırmak, Sivas
    • Şahverdi, Madımak Oteli
    • Fazıl Say, "Metin Altıok Ağıtı"
    • Fazıl Say, "SES"
    • Selda Bağcan, "Canımı Yakanlar Baktı Dumana"
    • Aziz Nesin, "Sivas Acısı"
    • Çetin Gencero, "Madımak"
    • Yusuf Kemal Metin, "Sivas Yanığı Otuzyedi Temmuz Aydın"
    • Mazlum Çimen, "Gittin Gideli"
    • İhsan Güvercin, "Kızılırmak Boylarında Bir Şehir"
    • Catacombed, "SVS"
    • Sezen Aksu, "Dua"
    • Almora, "Güneşin Ozanları"
    • Serdar Koç, "Temmuz Ayazı"
    • Duman, "Köpekler"
    • Zülfü Livaneli, Ataol Behramoğlu "Yangın Yeri"
    • Haydar Ergülen, "Kül-kardeşlerim"
    • Radical Noise, "Çığlık"
    • Duman, "Köpekler"
    • Can Aksel Akın, "Senfoni No:1 - Aziz Nesin'e İthafen"