Browsing "Older Posts"

  • Poedat Dergisi 4 "2015 Yaz Sayısı"

    Ekleyen: Sadık Doğan → 23 Haziran 2015 Salı
    Poedat Dergisi 2015 Yaz felsefi denemeler, şiirler, düz yazılar ve öykülerle oldukça renkli bir sayı oldu. Postmodern öykü ve şiirlerin, güncel tartışmalara odaklanmış düşünce yazılarının, edebî incelemelerin engin doruklarında 14 yazı sunuyor bizlere.
    Poedat Dergisi 4 2015 Yaz Sayısı

    Cebimdeki Defterler Orhun Canca'nın şiirsel düz yazısı olarak 2015 Yaz'da yerini alıyor. Dilsel yapıyı zorlayan, adeta bir "oyun" içinde olan, postmodern tavırlı, farklı bir ses keşfederek "yazmak"la arasındaki ilişkinin konumlandırılamayışını hissetmek istediğini söylüyor yazar.
    İlkellik Manifestosu (4. Bölüm) meczup'un Poedat Dergisi'nin ilk sayısından beri sürdürdüğü felsefi denemesinin yeni bölümü. Yazarın kararlı bir biçimde devam eden "seslenişi" önceki yazılarından daha da farklı alanlara değiniyor bu sefer.
    Kars, Kar, Ka Özlem Sönmez Yazıcı tarafından kaleme alınmış Orhan Pamuk'un Kar romanına odaklanan bir edebi inceleme yazısı. Romanın ana karakteri Şair Ka'nın "dört günde 19 şiir yazmasına olanak sağlayan Kars'tan ve şehrin atmosferinin en önemli unsuru olan, Şair Ka'da 'rüyada yaşama duygusu' uyandıran 'kar'dan" bahseden yazının dergi bünyesinde yayınladığımız ilk inceleme yazısı olması bizi ayrıca heyecanlandırıyor.
    Veganlık ve İnsan Egemenliği Günseli Naz Ferel'in veganlığın düşünsel altyapısını tanıttığı bir deneme yazısı. Yazar, vegan olmanın yüzyıllarca süregelen insan merkezci yaklaşımı reddetmek olduğunu vurguluyor ve veganlığın kapitalist mekanizmaları reddeden diğer yaklaşımlarla olan yakın ilişkisini irdeliyor. "Vegan olmak, insanın binlerce yıllık tahakkümünü düşünmeye ve değiştirmeye başlamak için ilk adımdır, başlangıçtır."
    Kayıp Organlar Soner Üçkuşoğlu'nun kendine has öyküsü olarak 4. sayımızdaki yerini alıyor. Bir otopsi odasında babasıyla geçirdiği zaman diliminden bahseden anlatıcının cesetler ve organlar ile yan yana gelen baba figürü üzerine olan düşüncelerini sıra dışı bir biçimde deneyimliyoruz.
    Sokratik Düşünce Ulaş Bager'in Sokrates'in temel kavramlarını irdelediği felsefe yazısı. "Sokrates üzerine genel bir okuma" olarak nitelediği yazısında yazar Sokrates bağlamında "atopos, mayotik, daimon, sophrosune, erdem, hakikat rejimi, eudamonia, pratik bilgi" gibi kavramları inceliyor.
    Şehreküstü Mehmet Şimşek'in "Sen hiç Bursa sabahı kokladın mı?" diyerek başlayan, yer yer çağrışım havuzlarına açılan, yer yer berrak bir sese ev sahipliği yapan öyküsü. Bir şehir, şehrin insanları, çağrışımlar, anılar, kültürel dokunuşlar ve özgün bir imge olarak "Şehreküstü" öykünün dokusunu oluşturuyor.
    Bir Yaşam Sıradanı ve Kaybolmuş Bir Anı Defterinden Notlar A. Hıdır Eligüzel'in 4. sayımızdaki iki şiiri. Yazarın özgün tarzının 2015 Yaz sayımızı oldukça zenginleştirdiğini söyleyebiliriz.
    Arketipsel İntiharlar ve Ussal Uygunluk Batu Kaya'nın özgür irade kavramı bağlamında tek tipleşme, toplumsal belirlenmişlik gibi düşünceleri incelediği düşünce yazısı. Şöyle sesleniyor yazar okuyucusuna: "Özgür iradeye sahip olmuşsak bile onu uzun süre önce kaybettik. Toplumsal arketipleştirme artık sistemin devamlılığı için algoritmayı ilerletmek, ve ihtiyacı olduğu arketip kotalarını doldurmak zorunda."
    Başsız Köy Türkan Noğay imzalı yoğun bir imgelemin, destansı bir anlatımın ve derin bir ironinin kullanıldığı öyküsü. İnsanların başsız olduğu bir köyden bahsediyor yazar ve okuyucusuna derin bir çağrışım dünyasının içine davet ediyor.
    Qom ve Lorca'nın Cesedi Kutay Onaylı'nın imzasını taşıyan iki şiir olarak 2015 Yaz'da yerini alıyor. Yazarın postmodern olarak atfedebileceğimiz tarzının yeni dünyalar açacağını düşünüyoruz okuyucularımıza.
    Deliriverenin Penceresi Umut Alihan Dikel'in "Delilerin bazıları, kendi hayalinde yaşama gücünü elde edebilmiş olanlardır" ifadeleri paralelinde düşünülebilecek bir deneme yazısı. Yazar hayal gücünün sınırlarını ve gerçeklikle olan ilişkisini sorguluyor, kendi deneyimlerinden izler paylaşıyor ve okuyucusuyla bir konuşma havası içinde deliriverenin "penceresini" tanıtıyor.
  • Attila İlhan Şiir Yarışması'nın Ödül Töreni

    Ekleyen: Sadık Doğan → 17 Haziran 2015 Çarşamba
    Karşıyaka Belediyesi, unutulmaz şair Attila İlhan’ı doğumunun 90. yılında şiir dolu iki geceyle andı. Attila İlhan adına düzenlenen ve sanat şölenine dönüşen Şiir Yarışması’nın Ödül Törenine ünlü isimler akın etti. Gecede şiirler okundu, şarkılar söylendi, Karşıyakalılar sanata doydu.
    Attila İlhan adına düzenlenen ve sanat şölenine dönüşen Şiir Yarışması’nın Ödül Törenine ünlü isimler akın etti

    Karşıyaka Belediyesi tarafından usta şair Attila İlhan anısına düzenlenen ve geleneksel hale getirilecek olan Attila İlhan Şiir Ödülleri, muhteşem bir geceyle sahiplerini buldu. Bostanlı Açıkhava Tiyatrosu’nda düzenlenen etkinliğe şiir ve yazın dünyasının tanınmış isimleri Zeynep Oral, Can Ataklı, Hakan Aygün, Haluk Işık, Namık Kuyumcu, Ahmet Telli, Hülya Savaş, Hüseyin Yurttaş, Ünal Ersözlü, Hidayet Karakuş, Tuğrul Keskin ile bine yakın sanatsever katıldı.


    Geceye katılan usta isimler, Attila İlhan’ın şiirlerini okudu. İlhan’ın eserlerinden bestelenen ve Evrim Özkaynak ile Teyfik Rodos tarafından seslendirilen şarkılar da salonu dolduranlara keyifli saatler yaşattı. Karşıyakalılara sanat şöleni yaşatan sanatçılar, Attila İlhan Şiir Ödülleri’nin geleneksel hale getirilmesinden memnuniyet duyduklarını dile getirerek Karşıyaka Belediyesi’ne ve Belediye Başkanı Hüseyin Mutlu Akpınar’a teşekkür etti.
    Karşıyaka’yı sanatın başkenti yapacaklarını söyleyen Karşıyaka Belediye Başkanı Hüseyin Mutlu Akpınar; “Kentimize, ülkemize değer katan isimleri ölümsüzleştirmekten ve gelecek kuşaklara taşımaktan onur duyuyoruz. Attila İlhan, Karşıyaka’da doğup büyüyen çok önemli bir sanatçıdır. Geleneksel hale gelecek olan Şiir Yarışmamız sayesinde hem yeni şairler yetiştireceğiz hem de İlhan’ı ve eserlerini ölümsüz kılacağız. Karşıyakalılık; gücünü, ona değer verenlerden, üretenlerden ve tarihinden alır. Karşıyakalılık, ruhunu ve duruşunu, Mustafa Kemal Atatürk’ten, onun gösterdiği çağdaş, demokrat, laik ve devrimci yürüyüşten alır. Her zaman sanatın ve sanatçının yanında olmaya devam edeceğiz” dedi.
    Attila İlhan’ın Karşıyaka’da doğup büyüdüğünün altını çizen Akpınar; “Attila İlhan, sahilimizden bakıyor İzmir’e. Rölyefini astığımız o evden çıkıp, Karşıyaka İskelesinden vapura binip, her sabah öyle ulaşıyor gazetesine. Karşıyaka var olduğunca, Attila İlhan hep yaşayacaktır. Edebiyatımızın, düşünce ve sanat hayatımızın ölümsüz kaptanını, büyük hatırasına adadığımız Şiir Ödülüyle de selamlamak, bizim doğal görevimizdir. Bu ödül sayesinde, bıraktığı ışıklı yoldan yürüyecek nice şairi, ülkemiz edebiyatına kazandıracağız” diye konuştu.
    ÖDÜLLER SAHİPLERİNİ BULDU
    Karşıyaka Belediyesi tarafından usta şair Attila İlhan’ın anısını yaşatmak ve edebiyat dünyasına yeni yetenekler ile eserler kazandırmak amacıyla düzenlenen şiir yarışmasında dereceye girenler belli oldu. 186 eserin katıldığı yarışmada 1’inciliği Hıdır Işık ve Serap Aslı Araklıkazanırken, Jüri Emek Ödülü’nü Sadık Kırımlı, Özendirme Ödülü’nü ise Gülçin Salihli aldı. Dereceye girenler, ödüllerini Başkan Akpınar ve sanatçı konukların elinden aldı.
    İLHAN İÇİN ANMA GECESİ
    Attila İlhan Ödül Töreni’nden bir gece önce de Usta Şair için Anma Etkinliği düzenlendi. Namık Kuyumcu, Nihat Behram ve Ahmet Telli’nin konuşmacı olarak katıldığı gecede, İlhan’ın eserleri ve hayatı ile ilgili önemli noktalar paylaşıldı.
    İlgili Yazı: Attila İlhan Şiir Ödülü 2015 başvuruları başladı
  • ŞİİRDEN İki Aylık Şiir Dergisi Mayıs-Haziran 2015 Sayı 29

    Ekleyen: Sadık Doğan →
    ŞİİRDEN İki Aylık Şiir Dergisi Mayıs-Haziran 2015 Sayı 29 

    "Şiir eleştirisi yoktur." Bu sözü sık sık duyar olduk. Bu sözün ardından söz şiire de getirilir, olmadık şeyler söylenir. Bu söz eskiden de söylenirdi. O dönemlerin dergilerine bakıldığında şairlerin en çok eleştirmen olmadığı konusunda yakındıkları görülecektir. 
    ŞİİRDEN İki Aylık Şiir Dergisi Sayı 29

    Nurullah Ataç'ın zar atıp şair tayin ettiği dönemden bugüne bu söz şiirin klasiği olmuş durumda. Memet Fuat, Mehmet H. Doğan, Doğan Hızlan gibi eleştirmenlerin şiir üstüne yazdığı, Cemal Süreya'nın hiza biçtiği günlerde bile yine dillerden eksik olmazdı bu söz... Bunda anlaşılmayacak bir şey yok. Söylenmek istenen "benim şiirimi şöyle evire çevire(!) öven yok" olunca bu sözün sav söz hale gelmesi de doğal. Yani bu sözün yakın okumasını yaparsanız, sözün altında şiirinin övülmesi isteği yatmaktadır. 

     Gerek şiir kuramı ve gerekse eleştirisi konusunda yazılanlara baktığımızda söylediklerimizin doğruluğu ortaya çıkar. 1990lı yıllardan bu yana şiir kuramı hakkında ülkemizde yayımlanan mutlaka okunması gereken (temel) çeviri kitapların sayısı önceki yıllardan bir hayli fazla. 

    Şiirin neliği konusunu açıklayıcı telif kitap ve yazıları da geçtiğimiz yıllarla kıyaslanamayacak denli hem içerik hem nicel olarak daha zengin. Bütün bu gelişmelere karşın "eleştiri yok" demek dediğimiz gibi ya övgü düzen birilerinin olmadığına bir yakınma, ya da kendisinden başkasının olmadığını gizli bir ima. Demem o ki bu sözlerin geçerliği yok. Haksızlık yapmayalım, saygısızlık da yapmayalım. 

    İşte Şiirden Dergisi var ve burada yazılanlar var. Bu sayının dosya konusu "Eleştiride Yapısalcılığın Getirdiği Olanak". 

    Şiirden Yayıncılık İrtibat: 
    E-Posta: siirdendergi@gmail.com 
    Telefon: 0537 251 29 31 
    Adres: Yeni Mah. Harmanlık S. No:8/B1 Yakacık/Kartal-İstanbul

    İnternet satışı: www.sayyayincilik.com - www.idefix.com, www.emekkitap.com kitapyurdu.com
    Kaynak: http://www.siirden.net/dergi/2015/29
  • Nazım Hikmet 52. ölüm yıl dönümünde anılıyor

    Ekleyen: Sadık Doğan → 3 Haziran 2015 Çarşamba

    Bugün, 3 Haziran 2015, Nazım Hikmet'in aramızdan ayrılışının 52. yıl dönümü. Edebiyata sayısız eser sığdıran Nazım Hikmet'i hasretle anıyoruz.

    Türk şiirinin mavi gözlü dev adamı , 61 yıllık ömrüne sayısız dize, şiir sığdırmış, Türk edebiyatının en değerli isimleri arasında her zaman adı anılan usta bir kalemdir. 

    Şiirleriyle ve eserleriyle hala içimizde yaşayan ve bundan yüzyıllar sonra da anılacak olan Nazım Hikmet'in hayatını kaybettiği tarih olan 3 Haziran 1963'ün yıl dönümünde, kendisini hasretle anıyoruz. 

    İşte Nazım Hikmet'in Türkiye'den Moskova'ya uzanan yaşamı.

    NAZIM HİKMET'İN HAYATI

    3 Haziran 2015 Nazım Hikmet'in aramızdan ayrılışının 52. yıl dönümü

    Nâzım Hikmet Ran (17 Ocak 1902 – 3 Haziran 1963), ya da kısaca Nâzım Hikmet, Türk şair, oyun yazarı, romancı ve anı yazarıdır. 

    Siyasi düşünceleri yüzünden defalarca tutuklanmış ve yetişkin yaşamının büyük bölümünü hapiste ya da sürgünde geçirmiştir. 

    Şiirleri elliden fazla dile çevrilmiş ve eserleri birçok ödül almıştır. Yasaklı olduğu yıllarda Orhan Selim, Ahmet Oğuz, Mümtaz Osman ve Ercüment Er adlarını da kullanmıştır. İt Ürür Kervan Yürür kitabı Orhan Selim imzasıyla çıkmıştır. Türkiye'de serbest nazımın ilk uygulayıcısı ve çağdaş Türk şiirinin en önemli isimlerindendir. Uluslararası bir üne ulaşmıştır ve dünyada 20. yüzyılın en gözde şairleri arasında gösterilmektedir. 

    Şiirleri yasaklanan ve yaşamı boyunca yazdıkları yüzünden 11 ayrı davadan yargılanan Nâzım Hikmet, İstanbul, Ankara, Çankırı ve Bursa cezaevlerinde 12 yılı aşkın süre yattı. Nazım Hikmet, 1951 yılında Türk vatandaşlığından çıkarıldı; ölümünden 46 yıl sonra, 5 Ocak 2009 tarihli Bakanlar Kurulu kararı ile bu işlem iptal edildi. Mezarı Moskova'da bulunmaktadır.

    NAZIM HİKMET'İN DAVALARI

    1925 yılından başlamak üzere şiirleri ve yazıları yüzünden birçok kere yargılandı. 1938 yılında orduyu ayaklanmaya kışkırtmaya çalıştığı gerekçesiyle 28 yıl 4 ay hapis cezasına çarptırıldı. İstanbul, Ankara, Çankırı ve Bursa cezaevlerinde 12 yılı aşkın kaldı. 

    Nazım Hikmet 1950 yılında bir af yasasıyla salıverildi. Ancak sürekli izlendiği ve çürüğe ayrıldığı halde 48 yaşında yeniden askerlik yapmaya çağrılması ve öldürüleceği yolundaki duyumlar üzerine yurt dışına kaçtı. 

    17 Haziran 1951 tarihinde Bakanlar Kurulu tarafından Türk vatandaşlığından çıkarılmasına karar verildi. Sovyetler Birliği'nde Moskova yakınlarındaki yazarlar köyünde ve daha sonra da, eşi Vera Tulyakova (Hikmet) ile Moskova'da yaşadı.

     Nazım Hikmet, Memleket dışında geçirdiği yıllarda Bulgaristan, Macaristan, Fransa, Küba, Mısır gibi dünya memleketlerini dolaştı, buralarda konferanslar düzenledi, savaş ve emperyalizm karşıtı eylemlere katıldı, radyo programları yaptı. Budapeşte Radyosu ve Bizim Radyo bunlardan bazılarıdır. Bu konuşmaların bir kısmı bugüne ulaşmıştır.

    NAZIM HİKMET'İN ÖLÜMÜ

    Nazım Hikmet 3 Haziran 1963 sabahı saat 06:30'da gazetesini almak üzere 2. kattaki dairesinden apartman kapısına yürümüş ve tam gazetesine uzanırken geçirdiği kalp krizi sonucunda ölmüştür. 

    Ölümü üzerine Sovyet Yazarlar Birliği salonunda yapılan törene yerli yabancı yüzlerce sanatçı iştirak etmiş ve tören siyah beyaz olarak kaydedilmiştir. Ünlü Novodeviçi Mezarlığı'nda (Новодевичье кладбище) gömülüdür. Mezar taşı siyah bir granitten olup meşhur şiirlerinden biri olan rüzgâra karşı yürüyen adam figürü taş üzerinde ebedileştirilmiştir. 

    Şair Nâzım Hikmet'in 2008 yılının ilk günlerinde, eşi Piraye'nin torunu Kerem Bengü tarafından, Piraye'nin evrakları arasında, “Dört Güvercin” adında bir şiiri ve 3 adet tamamlanmamış roman taslağı bulundu.

    Kaynak: mynet.com
  • “Ömrüne Sığmayan Adam: Aziz Nesin 1915-2015” Sergisi

    Ekleyen: Sadık Doğan →
    Aydın, düşün insanı ve yazar Aziz Nesin’in yazılı ve görsel arşivi, doğumunun 100. yılı etkinlikleri çerçevesinde “Ömrüne Sığmayan Adam: Aziz Nesin 1915-2015” sergisiyle ilk kez paylaşıma açılıyor. Aziz Nesin’i edebiyatı, mizahı, hayat görüşü, politik duruşu ve geleceğe bıraktıkları açısından daha yakından tanıtmak amacıyla düzenlenen sergi,  9 Haziran – 16 Temmuz tarihleri arasında Tophane’deki Tütün Deposu’nda ziyaretçilerle buluşacak. 
    Aziz Nesin’in arşivi “Ömrüne Sığmayan Adam” sergisinde

    Nesin Vakfı tarafından organize edilen sergi, vakfın arşivlerini paylaşıma açarak günümüz Türkiye’sinde Aziz Nesin’i oluşturduğu ve yaşattığı değerlerle, objektif bir bakış açısıyla tanıtmayı amaçlıyor.
    Sergide yazarın yüz binlerce dokümandan oluşan kişisel arşivinden bir seçki, elyazması notları, eşyaları, biriktirdikleri, aldığı ulusal ve uluslararası ödüller ve kitaplarının yanı sıra, yaşamı üzerine video röportajlar ve belgeseller de yer alıyor.
    Yaşamını Viyana’da sürdüren küratör Işın Önol’un yapımcılığını üstlendiği serginin arşiv çalışmaları Aziz Nesin’in kişisel arşivi üzerinde çalışarak yeni kitaplar yayımlayan ve hemen hepsi eski yazıyla tutulmuş taslak ve notlarını latin harflerine aktaran Esin Pervane ve Salih Bora tarafından yürütüldü. İçeriği Ali Nesin ve Vakıf yöneticisi Süleyman Cihangiroğlu başta olmak üzere Nesin Vakfı danışmanlığında sürdürüldü. Serginin tüm taşıyıcı ahşap üniteleri Berk Asal tarafından tasarlandı, inşası ve kurulumu ise Nesin Yapı’nın desteği ile Nesin Vakfı öğrencileri ve mezunları tarafından yürütülecek.
  • Özgürlük - Paul Eluard

    Ekleyen: Sadık Doğan →
    Özgürlük (Hürriyet)
    Ozgurluk Siiri - Paul Eluard

    Okul defterlerime
    Sırama ağaçlara
    Kumlar kar üstüne
    Yazarım adını
    Okunmuş yapraklara
    Bembeyaz sayfalara
    Taş, kan, kağıt veya kül
    Yazarım adını
    Yaldızlı tasvirlere
    Toplara tüfeklere
    Kralların tacına
    Yazarım adını
    Ormanlara ve çöle
    Yuvalara çiğdeme
    Çın çın çocuk sesime
    Yazarım adını
    En güzel gecelere
    Günlerin ak ekmeğine
    Nişanlı mevsimlere
    Yazarım adını
    Gök kırpıntılarıma
    Güneş küfü havuza
    Ay dirisi göllere
    Yazarım adını
    Tarlalara ve ufka
    Kuşların kanadına
    Gölge değirmenine
    Yazarım adını
    Fecrin her soluğuna
    Denize vapurlara
    Azgın dağın üstüne
    Yazarım adını
    Bulutun yosununa
    Kasırganın terine
    Tatsız kaba yağmura
    Yazarım adını
    Parlayan şekillere
    Renklerin çanlarına
    Fizik gerçek üstüne
    Yazarım adını
    Uyanmış patikaya
    Serilip giden yola
    Hınca hınç meydanlara
    Yazarım adını
    Yanan lamba üstüne
    Sönen lamba üstüne
    Birleşmiş evlerime
    Yazarım adını
    İki parça meyveye
    Odama ve aynaya
    Boş kabuk yatağıma
    Yazarım adını
    Obur köpekçiğime
    Dimdik kulaklarına
    Acemi pençesine
    Yazarım adını
    Kapımın eşiğine
    Kabıma, kacağıma
    İçimdeki aleve
    Yazarım adını
    Camların oyununa
    Uyanık dudaklara
    Sükutun ötesine
    Yazarım adını
    Yıkılmış evlerime
    Sönmüş fenerlerime
    Derdimin duvarına
    Yazarım adını
    Arzu duymaz yokluğa
    Çırçıplak yalnızlığa
    Ölüm basamağına
    Yazarım adını
    Geri gelen sağlığa
    Kaybolan tehlikeye
    Hatırasız ümide
    Yazarım adını
    Bir tek sözün şevkiyle
    Dönüyorum hayata
    Senin için doğmuşum
    Seni haykırmaya
    Paul ÉLUARD
    Çeviri: Melih Cevdet ANDAY – Orhan Veli KANIK
    Şiirin Aslı: Liberté