Browsing "Older Posts"

  • Lokman Hekimin Sev Dediği - Metin Eloğlu

    Ekleyen: Sadık Doğan → 23 Temmuz 2014 Çarşamba

    Lokman Hekimin Sev Dediği - Metin Eloğlu


    Bu yürek seni seveceğini biliyordu herhalde
    Bu kafa seni kuracağını seziyordu hanidir
    Bire bin veren buğday
    Elmadaki mayhoşluk
    Hukuku beşer
    Çınçınlı hamam
    Çizmeli kedi
    Sanki elleriyle komuşlar gibi
    İkimizden bir işmar

    Seni sevmemiş olsam sözlerim yarı yarıya
    Gözlerim yarım
    Ellerim Çolak Hüseyin eli
    Seni sevmesem nefes almayı beceremem ki
    Bugün günlerden ne
    Cumartesi
    Seni sevdiğim için Cumartesi elbet
    Seni sevdiğim için bak Temmuz ayındayız
    Ayşe Onbaşı Pir Sultan Abdal büsbütün sevdalıyım sana
    Bu gemiler nereye gidiyor seni sevdiğim için
    Seni sevdiğimden suyun akası geliyor
    Bacaların tütesi
    Nurhayat’ın halleri seni sevdiğim için güzel
    İbrahim’in dilleri
    İnsan seni sevince tutsaklığa kızar tabii
    Savaşın adı geçse cinifrit olur
    Ereğli’nin kömürünü düşünür ne kömür o be
    Raman’ı düşünür Çukurova’yı düşünür
    Seni sevdiği için Haliç’te bir uğultu
    Marmara’da bir deniz
    Isparta bahçesinde güller seni sevdiğim için koncalanıyor

    Seni sevdiğim için kilim dokuyorlar Avşar’da
    Yarın sabahlar seni sevdiğim için icat edildi
    Penisilin halk şiiri canlı sinema
    Mapusaneler Yedidüvel harbi İspanyol nezlesi
    Sultan Hamit Don Civani
    Ne bilsinler seni sevdiğimi?
    Başaklanmıyan yulafa söylemeli
    Cılk yumurtaya
    Paslı demire
    Kulağını bükmeli kurtlu kirazın
    Hoşnut değillerse bu gidişattan
    Akıl etsinler seni sevdiğimi

    Yeşille turuncunun kafa barıştırması bu sevdadan ötürü
    Tepemizdeki o göçmez tavan
    Sulardaki yakamoz ortancadaki pembe
    Ben seni sevdim diye

    Bingöl vilayetinde kamyondan inince
    Tığ gibi bir delikanlıya soruyorum
    Siz nerenin bulutlarısınız böyle
    Biz sizin sevdanızın bulutlarıyız
    Bir yıldızlı akşamı varsa Ankara’nın
    1953 kışları içinde
    Karnı tok sırtı pekse hısım akrabanın
    Konu komşu dirlik düzenlik içindeyse
    Birbirimizi daha çok sevelim diye

    İnsan seni sevince iş güç sahibi oluyor
    Şair oluyor mesela
    Meyhaneden cayıyor bir akşam üzeri
    Caysın be güzel
    Caysın be iyi
    Tütünü bırakıyor tütün neyime zarar
    Keseme zarar ciğerlerime zarar sevdama zarar
    Seni sevince adamın pabuçları eskimiyor
    Beti benzi yeni çarktan çıkmış gibi

    Seni sevince insan bilgili saygılı gönlü gani şen
    Saçları zencefilli
    Erkencecik evine dönmek istiyor canı
    Zembilinde karpuzlar hürriyetler duvaklar
    Annesinin elini öpüyor ilkten
    Yeğenine çukulata almış onu veriyor
    Bakıyorsun- Güzin karanfil çiçeğini sever ya-
    Güzinde bir demet kırmızısından almış
    Sırf seni sevdiği için ya, başka neden?

    Hep seni düşün
    Hep seni yaşat
    Hep seni yıka
    Seni doyur üç öğün
    Seni bir kanım uyut sonra uyandır
    Lokman Hekim seni sev diyor bana

    Seni sevmeseydim ilkbaharı kodunsa bul
    İstanbul diye bir kent yoktu ki yeryüzünde
    Umut diye bir şey yoktu ki yeryüzünde seni sevmeseydim
    Hak hukuk bereket diye
    Eşitlik kardeşlik hürriyet diye

    Yüreğime sağlık ne iyi ettim

    Lokman Hekimin Sev Dediği - Metin Eloğlu

    Metin Eloğlu
  • Başlangıçtan Bugüne Beyit - Mısra Antolojisi / İlhan Berk

    Ekleyen: Sadık Doğan →
    Şiirimizin büyük ustası İlhan Berk, okuduğu kitaplarda beğendiği mısra ve beyitleri yıllarca bir defterde topladı. Bu defterin sayfalarını şiirseverlere "Başlangıçtan Bugüne Beyit - Mısra Antolojisi" kitabıyla açtı.13. yüzyıldan bugüne farklı kuşaklardan şairlerimizin en seçkin mısra ve beyitlerini bir araya getiren bu antoloji, mısradan ne anlaşılması gerektiği hakkında sağlam bir fikir verirken, şiir beğenimizin ufkunu genişletiyor...


    Başlangıçtan Bugüne Beyit - Mısra Antolojisi - İlhan Berk

    ·  Eser Adı : Beyit - Mısra Antolojisi
    ·  Yayın Evi : Varlık Yayınları
    ·  Sayfa Sayısı : 144
    ·  Basım Tarihi :  2003
    ·  Yayın Dili :  Türkçe
    ·  Yazar : İlhan Berk



    İlhan Berk, BAŞLANGIÇTAN  BUGÜNE  BEYİT-MISRA ANTOLOJİSİ’nin ilk basımında (1960) 13. yüzyıldan 20. yüzyılın ikinci yarısına kadar şiirimizin yüzyıllarından seçtiği mısra ve beyitlere yer veriyor. 

    İşte 20. yüzyıldan seçtiğimiz örnekler:*

    İnsanlar anlaşıldı, cihânın da sırrı yok
    …….
    Dünyada sevilmiş ve seven nâfile bekler
    Bilmez ki giden sevgililer dönmiyecekler.
    …….
    Öyle bir mûsikîyi örten ölüm
    Bir tesellî bırakmaz insanda.     (Y.K.Beyatlı)
    …….
    Bir kuş düşünür bu bahçelerde
    Altın tüyü sonbahara uygun.
    ……
    Yârin dudağından getirilmiş
    Bir katre alevdir bu karanfil.
    ……
    Melâli anlamayan nesle âşina değiliz.    (A.Hâşim)
    ……
    Kimbilir nerdesiniz
    Geçen dakikalarım.     (N.F.Kısakürek)
    ……
    Ben güzel dersem güzelsin kadınım.
    ……
    Aşklar uçup gitmiş olmalı bir yazla.
    ……
    Söylenmemiş aşkın güzelliğiyledir
    Kağıtlarda yarım bırakılmış şiir.   (A.M.Dıranas)
    ……
    Saadet bir çimendir bastığın yerde biter
    Yalnızlık gittiğin yoldan gelir.
    ……
    Bir kız vardı yok gibi öyle güzel
    ……
    Saksılarım var benim de
    Saksılarım göğün maviliğinde.     (O.Rıfat)
    ……
    Ağlasam sesimi duyar mısınız
    Mısralarımda.
    ……
    Beni bu güzel havalar mahvetti.    (O.V.Kanık)
    ……
    Sarışın buğdayı rüyalarımızın.
    ……
    Sanki bir hâtıra serinliğinden.    (A.H.Tanpınar)
    ……
    Ayrılıyorum ayrılıyorum ordayım.
    ……
    Öyle kuvvetle hülya edeceğim ki
    Artık burada olmayacağım.   (F.H.Dağlarca)
    ……
    Güzelsin ya, ne olursan ol, girdin hikâyeme.
    ……
    Hayal meyal şeylerden ilk aşkımız.
    ……
    Çağınız başlıyor ey hatıralar.     (C.S.Tarancı)
    ……
    Nerdeysen uzat ellerini
    Başım dönüyor.
    ……
    Eve dönen
    Yıllardır yalnızlıktı benimle.   (N.Cumalı)
    ……
    Yoktu seninle böyle gördüğüm
    Ey gözüm.    (M.S.Sutüven)
    ……
    Bir çeft güvercin havalansa
    Yanık yanık koksa karanfil.    (M.C.Anday)
    ……
    İçin dışın, boz elâ gümrah gözlerin
    Güzeldi, yeniydi, İstanbul’luydu.
    ……
    Yaşım mı? dün geceydi kimbilir.     (M.Eloğlu)
    ……
    Uyanır senin sabahlı gecene yatardım.
    ……
    En tatlı sevişlisi yaşamış kadınların
    ……
    Senin bir yönün var orada durur yaşarım.    (T.Uyar)
    ……
    Benim küçük eşkiyam, yavru ceylan.
    ……
    Kamyonlar kavun taşır ve ben
    Boyuna onu düşünürdüm.     (C.Külebi)
    ……
    Ben bu gözlere Tokat’ta rastladımdı bir zaman.
    ……
    Biliyor musun, az az yaşıyorsun içimde.   (E.Cansever)
    ……
    Gelsem,
    Siz yine orda mısınız?
    ……
    Geç kaldım, kuyularda ışıdı su.     (B.Necatigil)
    ……
    Uzatmış ay aydın karanlığıma
    Nerden uzatmışsa tenha boynunu.
    ……
    Bir senin gözlerin var zaten daha yok.    (C. Süreya)
    ……
    Sırılsıklam bir gökyüzü çıktı ağlardan
    Masmavi bütün balıkçılar.    (C. Yücel)
    ……
    Daha çıplak daha saçlı Nevinler.    (S. Başçıllar)
    ……
    Bütün renkler aynı hızla kirleniyordu
    Birinciliği beyaza verdiler.   (Ö.Asaf)
    ……
    Ben beyazdım uyanıktım güzeldim.     (S.Birsel)
    ……
    Akşam bir attır bütün ülkelerde
    Serin, esmer bir attır.     (K.Özer)
    ……
    Dün bazı sulara eğildim, bazı geyikler özledim.    (Ü.Tamer)
    ……
    Bir karanfil mi ben alır size veririm.   (G.Akın)
    ……
    Çocuk düşerse ölür çünkü balkon
    Ölümün cesur körfezidir evlerde.   (S.Karakoç)

    * simgesiir.wordpress.com/ 'dan yararlanılmıştır.
  • Güzeldiniz - Ümit Yaşar Oğuzcan

    Ekleyen: Sadık Doğan →
    Bir zamanlar sizi de sevmiştik hatırlar mısınız
    Güzelsiniz demiştik gerçekten güzeldiniz
    Her gece ayla beraber çıkardınız gökyüzüne
    Gün olur güneşler doğardı aydınlığınızdan
    Gözlerinizin şavkı vururdu duvarlara
    Gün olur dağ rüzgarıyla gelirdiniz
    İnsanı büyüleyen bir havanız vardı
    Güzelsiniz demiştik gerçekten güzeldiniz.

    Tutunca avuçlarımızda eriyecek sanırdık elleriniz
    Öyle beyazdılar, inceydiler anlatılmaz
    Ya dudaklarınız yaban eriği kokulu
    İnsanı deli divane eden dudaklarınız
    Hiç öpmemiştik ama bilirdik tadını öpmüşçesine
    Zekiydiniz aklımızdan geçenleri bilirdiniz
    Bir tanrı yüreğiyle severdik sizi
    Güzelsiniz demiştik gerçekten güzeldiniz.

    Nereye gitsek sizi bulurduk karşımızda
    Yürüsek gölgemizdiniz uyusak düşümüzdünüz
    Kır çiçekleri açardı bastığınız yerde
    ‹yot kokuları gelirdi uzak denizlerden
    Gözlerinize gemilerin biri gelir biri giderdi
    Yosun yeşili elbiseler giyerdiniz
    Bilseniz nasıl da yaraşırdı size.

    Şimdi ne desek faydasız yoksunuz
    Bir karanlıktır bıraktınız arkanızda
    Yüzünüzü görmek mümkün değil artık
    Kulaklarımızda yalnız aksi kaldı gülüşlerinizin
    Hani yokluğunuz bu kadar uzun sürmeyecekti
    Hani giderken gelirim demiştiniz
    Vefasızlık bile yakıştı size
    Güzelsiniz demiştik gerçekten güzeldiniz…

    Güzeldiniz - Ümit Yaşar Oğuzcan
  • Yaza Girmeden Yazda – Turgut Uyar

    Ekleyen: Sadık Doğan →
    yaza girmeden yazda ve ilkbaharda
    suyun yattığı yatakta
    kuşun çaldığı ıslıkta
    elin sevgilim
    elin
    caddede sokakta ve hatta sonbaharda
    mayısta ekimde hele ilkbaharda
    pazar günü salı günü ve cuma
    dağlarda kıyılarda
    nerde olursa orda sevgilim
    savaşta ve barışta
    savaşta ve barışta
    denizde va karada
    her zaman yazılır aşk şiiri

    çünkü aşk yazılgandır
    ve her zaman ortada
    pazar perşembe cuma
    ama elini tutunca
    neden korkarım
    bir su alır bedenimi götürür
    mayısta ekimde hele sonbaharda
    ey dünya kuşkusu gözleri maden sana
    görkemli bir kente bakar gibi bakarım
    bağışla
    Yaza Girmeden Yazda – Turgut Uyar
    Turgut Uyar
    -Kayayı Delen İncir-
  • Turgay Fişekçi'nin Günümüz Şiiri Üzerine Eleştirisi

    Ekleyen: Sadık Doğan →
    Günümüz şiiri kavramını 1980’den bugüne dek yazılan ve yazılmakta olan şiir olarak anlayabiliriz. Ben bu dönemi şiire, şaire ve topluma ilişkin temel değerlerin ve sorunların, herkesin kafasını karıştıracak biçimde karmaşıklaştığı bir dönem olarak görüyorum.
    Bunda birinci etkeni, bu dönemde çok sayıda ve çok farklı anlayışlarla şiirler yazılmasına karşın, bu şiirlerin bir eleştiri süzgecinden geçmemesi oluşturuyor.
    Geçmiş dönemlerde de şiir eleştirisi çok yazılmıyordu. Ama hem sözüne ve yargılarına güvenilen birkaç eleştirmen vardı, hem de şairler şiir üzerine yazdıkları eleştiri ve tartışma yazılarıyla bu boşluğu dolduruyorlardı.
    Günümüz şiir ortamı tartışmaların olmadığı bir alan. Herkes şiirini yazıp yayımlıyor, sonra da derin bir suskunluk deniziyle karşı karşıya kalıyor. Hatta düşüncelerini açıklamak için arada bir kaleme sarılanlara kızılıyor.
    Kimi romancıların, kendilerini eleştirenlere, “Ekmek paramla oynuyorlar,” diye karşı çıktıklarına tanık olmuştum. Şiirden ekmek parası kazanmak da söz konusu değil.
    O halde neden tartışmaktan korkuluyor, anlamak zor. Tartışmak bir düşmanlık değil, dostluk göstergesidir oysa. İkinci Yeni anlayışına en sert eleştirileri yöneltmiş Asım Bezirci, bu anlayışta şiir yazan şairlerin en yakın arkadaşlarından biriydi.
    Sanat yapıtlarının boş övgülerle değil, sarsıcı eleştirilerle gerçek değerlerine ulaşacağını kim yadsıyabilir?
    Günümüz şairlerinin tartışmaktan ve eleştiriden korkularının ardında bir kendine güvensizlik duygusunun yattığını düşünüyorum.
    Günümüz şairlerinin karşısındaki bir başka önemli ölçüt de çok güçlü ve zengin bir bütün oluşturan çağdaş şiirimiz.
    Türk şiiri 1930’lardan 1980’lerin başına dek hem çok büyük aşamalar geçirdi, hem de sayıları yirminin üzerinde çok önemli şairler yetiştirdi.
    Bir ülkede bir yüzyılda bu denli çok sayıda önemli şair çıkması dünya tarihinde de az rastlanır bir olgu. Nâzım Hikmet’ten Orhan Veli’ye, Oktay Rifat’tan Melih Cevdet’e, Dağlarca’dan Dıranas’a, Necatigil’den Külebi’ye, Cemal Süreya’dan Edip Cansever’e, Ahmed Arif’ten Can Yücel’e say, sayabildiğin kadar.
    Bunca büyük şairin ardından şiir yazmaya girişmek her şeyden önce büyük cesaret isteyen bir iş. Bu şairlerden sonra şiir yazabilmek için onlardan öte, onlardan önemli şeyler söyleyebilmek, yazabilmek savında olmak gerek. Geçmiş şiirle hesaplaşmadan yeni bir şiir yazabilmek olanaklı mıdır?
    Günümüzde şiir yazanlar, bu büyük geçmişin karşısında bir ölçüde umarsız kalıyorlar. Kendilerine bir çıkış yolu bulamıyorlar ve bu geçmiş onları eziyor.
    1993-2001 arasında dokuz yıl boyunca yayımlanan Şiir Yıllıkları her yıl bana derin bir acı vermiştir. Nedeni bu yıllıklarda hep en beğendiğim şiirleri yine eski kuşak şairlerin yazdığını görmemdi. Bir yıl boyunca yazılmış yüzden çok şiir bir kitapta toplanıyor, içinde birkaç pırıltı, gerisi koca bir çöplük.
    Bu ay(Kasım 2002), gazetemizin kültür sayfasında “ayın şiiri” olarak seçilen Kemal Özer’in “O Halde” başlıklı şiirini okudunuz mu?
    Duyalım istemiyorlar sürgündeki köyleri
    damlar hâlâ yerle bir, ocaklar yıkık
    diye başlıyor. Neden böylesi güncel bir temayı günümüzün yeni kuşak şairleri işleme cesaretini gösteremiyor da yaşı altmış beşi geçmiş ozanın dizelerini beğeniyoruz. Hayat bu kadar uzak mı bugünün şairine? A. Kadir’in dizelerini, kendi dizelerine aşılamayı Kemal Özer gerçekleştirecek de bugünün şairi onu hiç anmayacak mı?
    Şairler hayatta her şeyi yitirmiş, yalnızca şiirleriyle kalmış insanlar değil midir? Kendini yakmadan büyük şiir çıkarabilmiş kim vardır yeryüzünde? O halde günümüz şairleri neyi yitirmekten korkuyorlar?
    Cesaret şair!
    Turgay Fişekçi'nin Günümüz Şiiri Üzerine Eleştirisi
    Not: Bu yazı, Şair Turgay Fişekçi'nin kişisel bloğu olan "Turgay'ın Bloğu" adlı blog sayfasından alıntıdır ve 6.11.2002 tarihinde kaleme alınmıştır. Buna benzer yazı ve şiire dair pekçok şeyi bulabileceğiniz bu blogu sık sık ziyaret etmenizi öneririz. ( http://turgayfisekci.wordpress.com )

  • "Adım Ece Ayhan Çağlar" Ece Ayhan'ın Daha Önce Bilinmeyen ve Hiç Yayımlanmamış Şiirleri

    Ekleyen: Sadık Doğan → 21 Temmuz 2014 Pazartesi
    Türk şiirinin usta şairi Ece Ayhan’ın daha önce bilinmeyen ve hiçbir yerde yayımlanmamış şiirleri kitaplaştırıldı. Araştırmacı ve çevirmen Tunç Tayanç’ın hazırladığı “Adım Ece Ayhan Çağlar”, Ece Ayhan’ın ‘yokum’ dediği bir dönemin verimlerini ortaya seriyor.


    Ece Ayhan her ne kadar 56 öncesi için “her anlamda yokum” dese de, vefatından 12 yıl sonra araştırmacı, çevirmen Tunç Tayanç tarafından bir kitap hazırlandı. Kitabın içeriğinde ise şairin kendini “yok” hükmünde saydığı yıllara ait, 1949-1958 arasında kaleme aldığı ve neredeyse tamamı hiçbir yerde yayımlanmamış şiirleri, öyküleri ve Kınar Hanımın Denizleri üzerine yazılan birkaç yazı yer alıyor. 
    "Adım Ece Ayhan Çağlar" Ece Ayhan'ın Daha Önce Bilinmeyen ve Hiç Yayımlanmamış Şiirleri
    ·  Eser Adı : Adım Ece Ayhan Çağlar
    ·  Yayın Evi : Yapı Kredi Yayınları
    ·  Sayfa Sayısı : 264
    ·  Basım Tarihi :  Temmuz / 2014
    ·  Yayın Dili :  Türkçe
    ·  Yazar : Tunç Tayanç


    Zehra Onat’ın Zaman’daki haberine göre, usta bir şairin yıllar içindeki gelişimini ortaya seren “Adım Ece Ayhan Çağlar”ın (Yapı Kredi Yayınları) hikâyesi de bir o kadar ilginç. 7 Şubat 2013’te, Prof. Dr. Oğuz Onaran, Tayanç’ın eline “bunlara bir bakıver” diyerek ‘sararmaya yüz tutmuş bir klasörü’ tutuşturur. Klasörde iki tomar kâğıt, biri kitap boyutunda ve klasöre özenle yerleştirilmiş, diğeri ikiye katlanmış halde… Çoğunun altında E. Ayhan Çağlar, birkaçında da A. Ebiri imzası… Kitap boyutundaki 26 şiirden oluşan nüshanın kapağında yazan isim “Çocukların Ölüm Şarkıları”, ikinci tomarda ise 91 sayfa üzerinde yer alan 81 şiir. Tayanç’ın tespit ettiğine göre kitap olarak hazırlanan nüshadaki şiirlerin büyük bölümü Pazar Postası, Seçilmiş Hikâyeler Dergisi, Yenilik, Varlık gibi dergilerde ya da kitaplarda yer alıyordu ve 24’ü daha sonra Kınar Hanımın Denizleri’nde yayımlandı. Fakat diğer tomardaki şiirlerin birkaçı dışında hiçbiri yayımlanmamıştı. Böylece bugüne dek hiçbir yerde yayımlanmamış 74 Ece Ayhan şiiri ortaya çıkmış oldu.
    Dosyanın Onaran’ın eline nasıl geçtiği ise bilinmiyor. Oğuz Onaran, Çetin Ziylan, Ece Ayhan ve Üner Birkan (o dönem iki nüsha olarak hazırlanan Çocukların Ölüm Şarkıları’nın bir nüshası da Birkan’dadır) Ankara Üniversitesi’nde arkadaş olurlar, hatta bir dönem Onaran, Ziylan ve Ayhan aynı evi paylaşır. Ancak şiirlerin nasıl Onaran’da kaldığı konusu bir şekilde açıklık kazanmıyor. Tayanç’ın anlatımıyla aktaracak olursak:
    “Oğuz da Ece Ayhan’ın mı daktiloya çektiğini, Üner Birkan’dan kendisine mi geldiğini yoksa kendisinin mi yazdığını hiç mi hiç hatırlamıyordu…”

    Şairin elyazmaları da kitapta   

    Kitap yıllarca hiçbir yayında kendine yer bulamayan Ece Ayhan şiirleri hakkında geniş çerçevede bir inceleme imkânı sunuyor. Çıkarılan ve değiştirilen dizelerle birlikte “Üç Gencin Kalbi” isimli şiir taslak ve yayımlanmış hali olarak kitapta yer bulmuş kendine. Bunun yanında ulaşılan 4 taslakla “Veda’lardan Birinde”nin nasıl şekillendiği de satır satır açıklanıyor.
    Tayanç her ne kadar elindeki dosya üzerinde çalışırken büyük bir titizlik göstermiş olsa da, herhangi bir hata ihtimaline karşı şiirlerin Ece Ayhan’ın el yazısıyla yazılmış ve daktilo edilmiş orijinal nüshalarını da kitaba eklemiş. Okunamayan bir sözcüğü okuyabilecek ya da eksik bir dizeyi tamamlayabilecek ve şiirlerin son biçimini almasına katkıda bulunabilecek Ece Ayhan dostları için bu kapı açık bırakılmış.
    “Aynı şiirin birkaç değişik biçimde yazılmışı da var, eksik olanlar, başlanıp bırakılmış olanlar da… Okunamayan sözcükler, dizeler de bir başka sorun… Aklımın erdiği, elimin değdiği kadarını belirtmeye, açıklamaya çalıştım ancak ne şairim ne de eleştirmen ya da edebiyatçı; ‘araştırmacı’yım ve hata yapma olasılığımı azaltmak için de, şiirlerin el yazısı ile yazılmış nüshalarını da vermenin yerinde olacağını düşündüm.”
    BENİ
    Hatırlamalısınız beni
    Birlikte düşlerimiz vardır
    Geceleri düşünüşümüz
    Garipliğe karşı kişiler
    Gülmemi bilirsiniz
    Geç vakit anlattıklarımı
    Unutmamalısınız
    Günün birinde sizlere rastlayabilirim
    Tanır mıydınız?
    Hatırlarsınız belki
    Bir zamanlar yaşamış olduğumu.
    Kaynak: t24.com.tr/haber/kultur-sanat
  • İzmitli Şair ve Yazar Serkan Engin Dünyaya Açılıyor

    Ekleyen: Sadık Doğan → 17 Temmuz 2014 Perşembe
    Şiir çalışmalarına yeni bir boyut katmaya başlayan Serkan Engin , uluslararası dergilerde, şiir sanatı üzerine İngilizce olarak kaleme aldığı kuramsal yazılarla yer alıyor.
    İzmitli Şair ve Yazar Serkan Engin Dünyaya Açılıyor

     İzmitli Şair ve Yazar Serkan Engin, son yıllarda ağırlık verdiği uluslararası edebiyat dergilerindeki şiir çalışmalarına yeni bir boyut katmaya başladı. Bugüne kadar dünyanın pek çok ülkesinde şiirleri yayımlanan Serkan Engin, şiir sanatı üzerine İngilizce olarak kaleme aldığı kuramsal yazılarla da uluslararası dergilerde yer alıyor artık.

    Geçtiğimiz günlerde, ABD’nin önde gelen edebiyat ve sanat dergilerinden Empty Mirror Literary & Arts Magazine, Serkan Engin’in İngilizce olarak kaleme aldığı, İmgeci Sosyalist Şiir anlayışının kuramsal çözümlenmesini içeren “Imagist Socialist Poetry and Objective Reality” adlı yazıya sayfalarında yer verdi. 

    Hindistan merkezli olup  uluslararası alanda yayın yapan "International Journal of Research" (IJR) adlı dergi de Serkan Engin’in İngilizce olarak kaleme aldığı, şiir sanatı üzerine kuramsal bilgiler içeren “What is Poetic Image?” adlı poetik yazıya yer verdi. Eylül ayında, ABD’de ilk İngilizce şiir kitabının yayımlanmasına hazırlanan Serkan Engin’in sonraki hedefi ise şiir sanatı üzerine kaleme aldığı makaleleri içeren kitaplarını da ABD  başta olmak üzere pek çok dünya ülkesinde yayımlatmak.
    Kaynak:*kocaeligazetesi.com.tr *poetikgerilla.blogspot.com.tr
  • Sözcükler Dergisi Temmuz - Ağustos 2014

    Ekleyen: Sadık Doğan → 16 Temmuz 2014 Çarşamba
    Sözcükler Dergisi Temmuz - Ağustos 2014 sayısı çıktı. Bu yazımızda sizlere derginin kendi anlatımıyla sunuş kısmını, içindekileri (bu sayıda neler var) ve Neden Çıkıyoruz? başlığı altında derginin manifestosunu paylaşıyoruz.


    Sunuş


    Merhaba,

    Bu sayımız Ferit Edgü’nün “Yazarlar Çizerler” üstüne gözlemleriyle açılıyor.

    Cevat Çapan, geçmişindeki Giritli olma özelliğine, günümüze dek ulaşan kültürel halkalar ekleyerek bakıyor.

    Emin Özdemir, yazınsal metinler arasındaki yolculuğunda hep dönüp ülkemizin ve dünyanın bugününü düşünüyor.

    Slovak yazar Drago Jançar, günümüz toplumlarında edebiyatın temel sorunlarına değindiği bir yazısıyla aramızda.

    Besteci Perihan Önder, gençlik günlerinde bir şiirini bestelediği sırada tanıştığı Ahmed Arif’e ilişkin anılarını anlatıyor ve ozanın kendisine yazdığı mektupları okurlarımızla paylaşıyor.

    Turgut Çeviker, Gezi Parkı direnişi sırasında mizah sanatının olaya bakışını inceliyor.

    Mehmet Serdar, içinde bulunduğumuz sınav döneminde eğitim sistemimizdeki sınav olgusunu sorguluyor.

    Yüksel Pazarkaya, Orhan Veli’nin Almanca çevirilerinin yankıları çevresinde büyük ozanımızın 100. doğum yılını kutluyor.

    Hakan Savaş, 2014 Cannes Film Festivali’nde Altın Palmiye Ödülü alarak, ulusça sanatımızla ve kültürümüzle bir kez daha gururlanmamızı sağlayan Nuri Bilge Ceylan’ın sinemasına eğiliyor.

    Günümüz edebiyatının seçkin ürünlerini bulabileceğiniz sayfalarımızda şiir ve öykülerin yanı sıra bir de roman parçası bulacaksınız. İngiliz Hasta romanıyla ülkemizde de tanınan Michael Ondaatje’nin Divisadero romanının Birinci Bölümünü Faruk Turinay çevirdi.

    İyi okumalar.

    İçindekiler
    Sözcükler Dergisi Temmuz - Ağustos 2014 50. Sayı

    Yazarlar Çizerler / Ferit Edgü
    Girit'ten Bir Asma Çubuğuyla Gelenler / Cevat Çapan
    Ahmed Arif'ten Perihan Önder'e Mektuplar
    Nuri Bilge Ceylan Sineması ve Utanma Eşiği / Hakan Savaş
    En İyi Avrupa Öyküleri / Drago Jançar
    Neşe Saçan Bir Kuyruklu Yıldız: Gezi Parkı / Turgut Çeviker
    Gençlerin Sınav Maratonu / Mehmet Serdar
    Şiirimizin Dehası Orhan Veli / Yüksel Pazarkaya
    Ayak Felefesi / Taner Gülen
    Postmodern İncelemeler / Stefanie Ciocia
    Tanrı Hiç Görmedi mi Bizi / Arzu Eylem
    AKM / Alişan Çapan

    Şiirleriyle: Cevat Çapan, Refik Durbaş, Barış Pirhasan, Murathan Mungan, Oğuzhan Akay, D.H. Lawrence, Turgay Fişekçi, Ferruh Tunç, küçük İskender, Tozan Alkan, Adnan Metin, Hasan Varol, Alper Beşe, Hakan Tabakan, F. Yiğit Tornacı, Umut Ünalan, Emin Kaya, Ali Akan

    Öyküleriyle: Cemil Kavukçu, Gizem Aras, Mehmet Kavuk
    Burcu Yılmaz, Kadire Bozkurt, Özgür Puya, Ozan Çınar, Önder Şit
    Anıl Erdoğan, Miyase Aytaç Yılmaz, Taner Gülen.

    Michael Ondaatje'nin Divisadero romanından bir bölüm


    NEDEN ÇIKIYORUZ?
    Edebiyatın insani bir değer olduğunun bilincindeki belki de son kuşağız.
    Bizden sonrakiler, giderek bir tüketim metaına dönüşen edebiyatın temsilcileri olacak, edebiyat değil, tüketim ürünü üretecekler.
    Edebiyatın insan ve toplum için yaşamsal bir gereklilik olduğuna inanıyoruz.
    Edebiyatın sorgulama, eleştirme, uzlaşmama, yetinmezlik gibi temel değerlerinin de savunusunu amaçlıyoruz.
    Sözcükler, beğeni ve değer ölçülerimizi göstermek için çıkıyor. Yaşanan kaos ortamının oluşturduğu değerler aşımına karşı edebiyatın değerlerini öne çıkarmak, yüceltmek istiyoruz. Saf, som bir edebiyatın soluklanma alanı olacağız.
    Bugünün dünyasında böylesi bir girişim “çocuksu” bulunabilir.
    Sözcükler daha çıkış aşamasında yazarlarımızca heyecanla karşılandı. Bu heyecanın dergimizin sayfalarına da yansıdığını ve gerçek edebiyat okurlarınca da paylaşılacağını umuyoruz.
    Sözcükler, yazarlarından güç alan bir dergi. Arkasında yazarları ve okurlarından başka destekleyeni yok.
    Edebiyat sorulmamış sorular sorar, o soruların yanıtları ardında koşarken doyumsuz tatlar ve güzellikler yaratır. İnsan kişiliğinin ve doğasının bağımsızlık duygusunu yüceltir.
    Edebiyatın temel değerlerine duyduğumuz bağlılık, Sözcükler’in yayımlanmasının temel nedeni. Adımız da bu nedenle edebiyatın ana gereci olan “sözcük”ten geliyor.
    Sonrası?
    Sonrasını birlikte göreceğiz.


    Sözcükler Dergisi 
  • De Gülüm - küçük iskender

    Ekleyen: Sadık Doğan →

    De gülüm! De ki: ela bir günde geleceğim

    İstanbul darmadağın olacak, saçlarım
    darmadağın. Hepsi, darmadağın!
    üzülme gülüm! Toparlanacağız, birlikte,
    ayağa da kalkacağız, yürüyeceğiz de gülüm
    hem de çelikten toprağını dele dele hayatin!

    de gülüm! De ki: bitmiştir umut, bitmiştir
    sevgi, bitmiştir güven!
    güven bana gülüm!
    sana bitmemişliği öğretecek, tattıracaktır
    hasretten-hakikaten-ten değiştiren yüzüm!

    göreceksin gülüm! Bekle!
    hırslarımız, acılarımız gitgide ihanetlere
    hainlere, ezilmelere alışacak..
    göreceksin-sevinçten ağlayacaksın gülüm-ki
    iste o vakit bana-doğrudur! -
    sair olmak, seni sevmek pek çok yakışacak!
    bak! şiirler var, mektuplar var, çocuklar var,
    sokaklar var, kediler!

    inan bana gülüm, ölüm yok bir tek! ölüm yok bize!
    ölüm inananlar için sessizce
    kara kaplı kitaplardan çıkartılacak..
    göreceksin gülüm! Bekle! Göreceksin!
    artık hiçbir insan, hiçbir kavga ve hiçbirimiz
    bu dünyada, yapayalnız, umarsız kalmayacak!
    De Gülüm - küçük iskender

    küçük iskender
  • Bizim Çocuklar - küçük iskender

    Ekleyen: Sadık Doğan →
    Çocuk kendini hazin bir öğle uykusuna bıraktı
    Alnı, üstüne yeni yazı yazılmış kâğıtlar gibi sıcaktı

    Göğsünün üstüne koyduğu eli yavaşça kayarken yana
    Ne ezan sesi duydu ne türkü ne de bir rock parçası
    Suratını delip geçen mermiden geriye artık
    Hayatın ona armağanı üçüncü bir göz deliği kalacaktı

    Bedenindeki her kurşun deliği yeni bir göz için çukur
    Üzülme sen, alnındaki yazıyı gün olur seni vuranlar da okur

    İnsan çocuksa ölürken elbette biraz telaşlanıyor
    Peşinden gelen hayat da, sevenlerin de yaşlanıyor

    Varsay ki rüzgâr uyuttu seni sevincin örttü üstünü
    Zamanı gelince rüyalar kurtaracak zaten günü

    Güzel uyu şimdi, hayallerin en masum derinliğine dal
    Kapat üç gözünü de, içinde en sevdiğin şarkıları çal

    Bizim Çocuklar - küçük iskender

    küçük İskender
    (Sözcükler dergisi, Temmuz-Ağustos 2014)
  • Aşk ve Anlatı Şiirleri - William Shakespeare

    Ekleyen: Sadık Doğan → 14 Temmuz 2014 Pazartesi
    William Shakespeare (1564-1616): 

    Oyunlarında insanlık durumlarını dile getiriş gücüyle yaklaşık 400 yıldır bütün dünya okur ve seyircilerini etkilemeyi sürdüren efsanevi yazarın Aşk ve Anlatı Şiirleri'yle oyunları arasında söz, duygu, ruh, ihtiras, inanç bakımından çeşitli yakınlıklar bulunmaktadır. Bu şiirlerde de lirik cazibe, heyecanlı olaylar, sürükleyici yaşantılar, billur özdeyişler vardır, şairin anlatı ustalığına ve imge yaratıcılığına hayran olmamak, mekân, görüntü, doğa ve nesne betimlemelerini başarılı bulmamak mümkün değildir. 

    "Venüs ile Adonis" güzellik tanrıçasının isteksiz bir genci baştan çıkarmak uğrundaki ısrarlı çabalarının küçük bir mitolojik destanı, "Lükres'in İğfali" kocasına sadık soylu bir kadına şehvetten gözü dönmüş bir prensin tecavüzünün öyküsü, "Anka ile Kumru" felsefi ve vicdani gücü ağır basan bir "saf" şiir, "Bir Âşıkın Yakınması" sevgiye güvendiği için bir çapkının tuzağına düşen bir kadının haklı şikâyetidir. Aşk ve Anlatı Şiirleri'nde Shakespeare'in yazdığı sanılan "Coşkulu Yolcu" ve "Ölsem mi?" adlı şiirler de yer almaktadır. 
    (Tanıtım Bülteninden)

    Aşk ve Anlatı Şiirleri - William Shakespeare

    ·  Eser Adı : Aşk ve Anlatı Şiirleri
    ·  Yayın Evi : Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları
    ·  Sayfa Sayısı : 195
    ·  Basım Tarihi :  Mayıs / 2014
    ·  Yayın Dili :  Türkçe
    ·  Orijinal Dili :  İngilizce
    ·  Orijinal Adı : The Poems
    ·  Çevirmen : Talat Sait Halman
    ·  Yazar : WilliamShakespeare


    İş Bankası Kültür Yayınları

    Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, 1956'da Hasan Ali Yücel tarafından kuruldu. 
    Hasan Ali Yücel, Milli Eğitim Bakanlığı döneminde başlattığı "dünya klasikleri"nin dilimize kazandırılması ve yaygın olarak okunması çalışmasından aldığı hızla ve birikimiyle, Türkiye İş Bankası'ndan aldığı gücü birleştirerek, ülkemizin önemli ve köklü yayınevlerinden birini kurmuş oluyordu. 
    İlk kitap, Mustafa Kemal Atatürk'ün Zabit ve Kumandan ile Hasbihal'i oldu. Ardından kapsamlı bir Atatürk kütüphanesini oluşturacak kitaplar geldi. Tarihimizi, toplum yapımızı, etnoğrafik, coğrafik özelliklerimizi inceleyen çalışmaların yayımlanmasıyla, yayınevi öncelikle araştırmacılar için ve giderek tüm aydınlar için vazgeçilmez yer edindi. 
    Sonrasında kimi dönemlerde temposu düşmekle birlikte yayınevi, kitapseverlerin başvuru alanlarından biri olma özelliğini korudu. Bankanın açtığı kimi yarışmalarla kültürel yaşama önemli katkılar sağladı. 
    2000'lere gelindiğinde, önemli bir atak yapan kuruluş, edebiyat ve düşünce alanında okura kazandırdığı telif ya da çeviri yapıtlarla, ülkenin önde gelen yayınevlerinden birisi olmayı başardı. 
    2005 sonunda, yayınevinin 50. kuruluş yılı yaklaşırken yeni bir atak daha başlatan kuruluş, bugün Hasan Ali Yücel Klasikler Dizisi ve çocuk-gençlik yayıncılığı alanında çok kapsamlı bir çalışma içine girdi. Bunların yanında geçmişten aldığı tarih, anı kitapları mirasını güçlendirerek sürdürmekte, nehir söyleşiler, 99 Sayfada gibi dizilerle de hem toplumsal, kültürel yaşamımıza tanıklık yapmakta hem de günlük sorunlara yanıtlar aramaktadır. 
  • Yunus Emre’den Orhan Veli’ye - Hasan Pulur

    Ekleyen: Sadık Doğan →
    Bazıları beğenmeseler bile eskiler öyle laflar etmişler ki!
    Yunus Emre’den Orhan Veli’ye - Hasan Pulur

    Mesela Ziya Paşa diyor ki:
    “Her şahsı Hakk’ı mahrem mi sanırsın
    Her tac giyen çulsuzu Edhem mi sanırsın
    En ummadığın keşf eder esrâr-ı derunun,
    Sen herkesi kör, alemi sersem mi sanırsın?
    O kadar çoklar mı?
    Herkesi kör, alemi sersem mi sanırsın?”


    Mesela “Ziya Gökalp”in bir beyitini okusan, ırkçı mısın?
    Vatan ne Türkiye’dir, ne Türkistan
    Vatan, büyük ve müebbet bir ülkedir, turan!”


    Süleyman Nazif coşmuş:
    “Pür ateşim açtırma benim ağzımı zinhar
    Zalim beni söyletme derunumda neler var”


    Zaman zaman dilimizden düşürmediğimiz bir dörtlük vardır, Mevlana’ya yakıştırdığımız?
    “Buraya gel, buraya gel, ne olursan ol, buraya gel,
    Kafir, zerduş, mecusi olsan da buraya gel,
    Bizim dergâhımız umutsuzluk dergahı değildir,
    Bin kere tövbe bozmuş olsan da buraya gel!”
    Mevlana diye bellemiş, öyle mi?
    Hayır  Talat Halman’a göre İranlı şair mutasavvıf Ebu Sait Feyzullah, diyor.


    Ya Yunus Emre’nin dörtlüğü
    “Bir kere gönül yıktın ise
    Bu kıldığın namaz değildir”


    Mehmet Akif’i dinlemez misiniz?
    “Sahipsiz olan memleketin batması haktır,
    Sen sahip olursan, vatan batmayacaktır.”


    Ve Orhan Veli:
    “Neler yapmadık bu vatan için
    Kimimiz öldük, kimimiz nutuk söyledik.”
    Bu sözü unutabilir miyiz?  


    Kaynak:http://www.milliyet.com.tr/yunus-emre-den-orhan-veli-ye/gundem/ydetay/1907574/default.htm
  • Uluslararası Cengiz Aytmatov Şiir Yarışması 2014

    Ekleyen: Sadık Doğan → 12 Temmuz 2014 Cumartesi
    Ünlü Kırgız yazar, çevirmen, gazeteci, şair ve politikacı Cengiz Aytmatov anısına düzenlenen ‘’4. Uluslararası Cengiz Aytmatov Şiir Yarışması 2014 Etkinliği’’ tüm şiir severlerin katılımına açıktır. 

    Tüm katılımcıların şiirleri antoloji kitabı olarak basılarak 2 adet gönderilecektir. Türkiye’de uluslararası bir jüriye sahip olan ilk şiir yarışmasıdır. 

    Geçen yıl 200 den fazla şairimizin katıldığı etkinliğimiz siz değerli sanatseverlerin ve şairlerin desteği ile büyümeye devam ediyor.

    Yarışmanın Amacı; 
    -Türk dünyasına, genç, yeni ve yetenekli şairleri kazandırmak. 
    -Fırsat eşitliği sağlayarak daha önce kendini gösterememiş olan şairlerimizin toplum içinde hak ettiği yere ulaşmasına vesile olmak. 
    -Türk şiir hayatına yeni eserler kazandırmak. 
    -Türkçemize güzel, içeriği zengin şiirler katmak. 
    Uluslararası Cengiz Aytmatov Şiir Yarışması 2014
    BAŞVURU TARİHLERİ: 15 TEMMUZ – 15 EYLÜL 2014
    SONUÇLAR; 18 EKİM 2014 TARİHİNDE AÇIKLANACAKTIR.


    CENGİZ AYTMATOV ŞİİR ÖDÜLÜ JURİ ÜYELERİ;
    Doç. Dr. Fadıl HOCA        
    Valentina BOJİNOVSKA    
    Sunay HATİPOĞLU
    Makpal CUMABAY
    Enver İZMAİLOV
    Ferida DURAKOVİC
    TOPLAM ÖDÜL TUTARI 5.000 TL
    1. ESER 2.500TL
    2. ESER 1.500TL
    3. ESER 1.000TL
    3 ADET MANSİYON ÖDÜLÜ
    DESTEK VEREN KURUMLAR:
    1-PEN RUSSİA (RUSYA YAZARLAR BİRLİĞİ)
    2-TÜRK KONSEYİ – TÜRK KENEŞİ
    3-UFUK DERNEĞİ
    4-FK GROUP EMLAX
    5-İSTANBUL ŞİİR AKADEMİSİ

    AYRINTILI BİLGİ İÇİN:

    www.istanbulsiirakademisi.com
    ESER GÖNDERİM ADRESİ:

    editor@istanbulsiirakademisi.com
    istanbulsiirakademisi@hotmail.com
  • 9. Melih Cevdet Anday Şiir Ödülü Başvuruları Başladı

    Ekleyen: Sadık Doğan → 11 Temmuz 2014 Cuma
    Türkiye Yazarlar Sendikası (TYS) ve Milas Belediyesi’nin Melih Cevdet Anday anısına dokuzuncu kez düzenlediği şiir yarışması için başvurular başladı.
    Yarışmaya 1 Haziran 2013 ile 1 Temmuz 2014 arasında yayımlanmış kitaplar katılabiliyor. 
    Katılmak yahut kitap önermek isteyen yayınevi, kurum ve kuruluşların sekiz adet yapıtı başvuru dilekçesiyle birlikte ”TYS Edebiyat Müzesi, Aysel Tezer-Yıldız Sarayı, Dış Karakol Binası, Barbaros Bulvarı, Beşiktaş, İstanbul” adresine göndermeleri gerekiyor.
    Yarışma için son başvuru tarihi 1 Ağustos 2014.
    9. Melih Cevdet Anday Şiir Ödülü Başvuruları Başladı

    Plaket ve üç bin liradan oluşan Melih Cevdet Anday Şiir Ödülü’nün seçici kurulunda  Sennur Sezer, Eray Canberk, Egemen Berköz, Refik Durbaş, Leyla Şahin ve Enver Ercan yer alıyor.
    Ödül, Anday’ın 1985’ten beri eşi Suna Anday ile birlikte yaz aylarını geçirdikleri ve şairin adına bir parka anıtı dikilen Ören’de düzenlenecek olan 9.  Milas-Ören Melih Cevdet Anday Şiir Günleri ve Kültür Şenliği’nde sunulacak.

    Melih Cevdet Anday Ödülü daha önce kimlere verildi?

    Ödüle daha önce İskender'i Ben Öldürmedim adlı kitabıyla Küçük İskenderKeskindoreke Fındınfalava adlı kitabıyla Özdemir İnce, Sahibinden Satılık adlı kitabıyla Ahmet Erhan, Tanımlar adlı kitabıyla Nihat Behram, Sonsuzluk Çişeler Büyük Sularda adlı kitabıyla Metin CengizSeferis ve Üvez adlı kitabıyla Süreyya Berfe, Sevgiler Kanarken adlı kitabıyla Hüseyin Yurttaş,5-7-5'ler adlı kitabıyla İsmail Uyaroğlu, Güzelle Büyü adlı kitabıyla Turgay Fişekçi layık görülmüştü. 
    Kaynak: bianet.org