• Ankara - Yılmaz Erdoğan

    Editör: Sadık Doğan
    Tarih: 26 Ekim 2012 Cuma
    Ankara'ya öyle yakışırdı ki kar.. 
    asfaltlar ışıldar, buz tutardı resmi yalanlar... 
    kimse keman çalmaz belki ama 
    çok keman çalınsın balolarında diye yapılmış gri sisli binalar... 
    alnının ortasında 
    ciddi bir devlet asabiyeti. 
    çok kötü günlermiş gibi en genç zamanlar, 
    bu zulüm bu sevda bitmezmiş sevmek 
    bir halkı sevmekse aşk o zaman sevmekmiş! 
    (biz bir şeyi delicesine severiz 
    ama tanrım neyi?) 
    kahve önü çatlak mozaik 
    bel kemiğine tehdit 
    kürsüler üstünde 
    çok sigara içen 
    öğrenciler 
    bir daha asla yaşayamayacağı 
    aşkları teğet geçerken 
    hep onu sevmeyenleri severek 
    hep onu sevenin gözlerinden 
    kalabalıklara kaçarak 
    karışarak toplumcu gerçekçi yalnızlıklara, 
    yüksek rakımlarda çatlamış dudaklarını 
    bir izmirli güzele dayatmak varken 
    (hep kardeş olacak değiliz ya, 
    yaşasın halkların sevgililîğî!) 
    soyut bir sevdaya 
    beşik kertilmiş olan 
    dağda çoban, 
    şehirde şark çıbanı sayılan, 
    fırat'ın büyük elleri 
    ararat'ın kız yelleri 
    cilo'nun derin nefesleri 
    hülasa kente hukuk mukuk okun 
    mümkünse o arada da memleketi kurtarmaya gelmiş 
    anadolu çocukları, ankara' ya öyle yakışırdı ki kar 
    asfaltlar ışıldar, 
    buz tutardı resmi yalanlar 
    (belki balkona kar seyretmeye çıkar diye 
    sevdiğimiz kızlar 
    çok dibimiz donmuştur ve çoğu zaman 
    bu kar mevzuu 
    kızlara yeterince ilginç gelmemiştir 
    hiçbir şey kapalı bir dükkan kadar 
    hüzünlü gelmez insana 
    ankara'da, 
    yoksa bugün bir hayat 
    yaşanmayacakmı duygusu çöker bütün bozkıra. 
    Kimse keman çalmaz belki 
    Belki bu fiim hiçbir zaman 
    o kadar fiyakalı olmayacak ama 
    Hiçbir lahmacunda 
    o okul yolundaki üçüncü sınıf lokantadakinin 
    tadını vermeyecek bir daha 
    Çok daha iyilerini yedim sonra 
    bizzat Urfa'da hatta 
    Ama hiçbirinde 
    o kadar aç oturrnadım sofraya 
    ankara'ya 
    öyle yakışırdı ki kar 
    çok yabancı bir soluk duyulur bazı 
    bilinmez bir dilin ıslığından 
    anla ki sıkıldı bizim konsolosluktaki konuklar 
    öyle deme ankara'yı sevmeyene bir zulümdür 
    bu kadar insanın neden ankara'yı sevdiğini anlamadan 
    ankara'da yaşamak 
    yollarına hep sevdiğimiz insanların 
    adlarını vermediler ama biz her duvara 
    bilvesile onların adını yazarak yaşadık 
    kül ve betondan mürekkep 
    yaşadıkça yaşanılası gelen 
    o tuhaf bozkır kokusunda. 
    ankara'ya öyle yakışırdı ki kar. 
    asfaltlar ışıldar... 
    bir günden bir sürü gün yapan 
    mesai saatlerinde hiçbir şey yapan 
    hiçbir şey alıp hiçbir şey sunan 
    rakıyı bol sulu içen 
    dokunmasın için deği! 
    çabuk bitmesin dîye devletimin tekel rakısı, 
    hep kağıtlara bakarak, 
    hep kağıtlardan bakarak 
    hem neşet ertaş' ı hem bülent ersoy' u 
    aynı anda sevmeyi başararak, 
    karısının bayat ekmeklerden yaptığı tatlıyı 
    çok beğenmeyerek ama 
    yine de bu tasarrufunu takdir ederek 
    boynu hep kıdemli bir atkının içinde saklıyken 
    hep bir şeylere birilerine küsmüş gibi 
    yürüyen... 
    memurlar....... 
    ankara'ya öyle yakışırdı ki kar.. 
    asfaltlar ışıldar, 
    buz tutardı resmi yalanlar... 
    biz, şimdi kapalı birr kuruyemişçi 
    dükkanının -ki bütün plan kar altında 
    tuzsuz ay çekirdeği çitileyip 
    yanı sıra bafra içmektir- 
    kötü ışıklandırılmış vitrininden 
    umutsuzca içeri bakan, 
    kimliği gereğinden fazla sorgulanmış, 
    merhabadan çok çıkar ulan kimliğini denmiş, 
    -yani sistem kendi verdiği kimliği 
    zırt pırt geri istemektedir- 
    doğduğu yer yüzünden 
    doğuştan kavgacı zannedilen ama 
    pek çoğu kavgadan nefret eden 
    kavgacı esmer cesur korkak 
    çoğu kürt çoğu türk çocuklardık... 
    ankara'ya öyle yakışırdı ki kar.... 
    ha sonra belki ahmed arifin aklına 
    hiçbir şairin aklına gelmeyecek 
    -çünkü hiçkimse bir daha ankara' yı 
    O'nun kadar sevemeyecek -bir şiir islenir: 
    kar altındadır varoşlar 
    hasretim,nazlıdır ankara..... 
    ustam yine sen bilirsin ama 
    hangi aralıkta bir şair ölmüşse 
    işte o,en netameli aydır bence. 
    ankara'ya öyle yakışırdı ki kar... 
    asfaltlar ışıldar... 
    yalanlar... 
    şimdi ve sonra ne zaman ankara'ya kar yağsa 
    elim gönlüm, çocukluğum buz tutar.

    Ankara - Yılmaz Erdoğan

    Yılmaz Erdoğan
  • İlk Yorumu Siz Yapın " Ankara - Yılmaz Erdoğan "