• Şiir ve İdeoloji - Zülfü Livaneli

    Editör: Sadık Doğan
    Tarih: 22 Temmuz 2012 Pazar

    Edebiyat Notları: 46*

    Televizyonun bu kadar yaygın olmadığı, gazetelerin de pek az kişi tarafından okunduğu dönemlerde şiir, çok etkili bir iletişim aracıydı. İnsanların hemen ezberlediği, toplantılarda yüksek sesle okuduğu, arkadaş gruplarında bir ayin gibi tekrarladığı şiirler, önemli bir toplumsal işleve sahipti. Şiir bilmeyen insana hemen hemen rastlanmazdı. Şiir sanatı bugünkü gibi, insanlığı yoksullaştıracak biçimde sanat gettolarına sürülmemişti.

    Bu gerçek, yalnız büyük kentlerde değil Anadolu’nun en ücra köşelerinde de de hissedilirdi. Yörede yaşanmış faciaları anlatan, çok ucuz saman kağıda kötü bir hurufatla basılmış destanların, pazarlarda beş kuruşa satıldığı dönemi çocukluğumdan hayal meyal hatırlar gibiyim. Bunlardan bir tanesi galiba bir kamyon kazasına aitti ve “Altı lastikli de üstü vesait / Söylerim destanı kamyona ait’’ diye başlıyordu.

    Daha eski yüzyıllarda Horasan Erleri’nin hümanist düşüncelerinin, şiirler aracığıyla yaygınlaştığı biliniyor. Orta Asya’dan Balkanlar’a kadar çok büyük bir bölgeye yayılan ve “kolonizatör dervişler’’ diye tanımlanan erenlerin söylediği şiirler, milyonlarca insanın dilinde yankılanıyordu. Diyar-ı Rum (Roma diyarı) denilen Anadolu, Türkçe şiirler aracığıyla kimlik ve kültür değiştirmeye başlamıştı.

    Daha sonraki yüzyıllarda Anadolu’da, bugünün deyimiyle “protest’’ diyebileceğimiz muhalif şiirler yaygınlaşmaya başladı. Pir Sultan Abdal gibi ideolojik önderler, siyasi şiirlerinden dolayı idam edildi.

    Halk şiiri; “Şalvarı şaltağ Osmanlı / Eğeri kaltağ Osmanlı / Ekende yok, biçende yok / Yiyende ortağ Osmanlı’’ gibi güçlü eleştiriler dile getirebiliyordu; Dadaloğlu “Ferman Padişlahın dağlar bizimdir’’ diyebiliyordu ama divan edebiyatında, beklenebileceği gibi buna izin verilmiyordu. Siham-ı Kaza adlı eseri yüzünden idam edilen şair Nef’i, bu konudaki katılığın utanç verici bir örneğidir.

    Ancak Fransız İhtilali’nin ateşlediği özgürlük ruhunun dalga dalga yayılan etkileri, 19. Yüzyıl’da Osmanlı’yı da etkisi altına almakta gecikmedi. Düzeni, mevki sahibi kişileri hatta padişahı eleştiren “heccav”lar, sivri dilleriyle, halk arasında yaygınlaşan hicivlere imza attılar. 

    Bu arada şiir, özellikle 2. Abdülhamit döneminin en etkili siyasal mücadele araçlarından birisi oldu. Namık Kemal’in hürriyet şiirleri, Tevfik Fikret’in Sis gibi rejimi yerden yere vuran eserleri, büyük bir fırtına yaratarak gençliği hemen kavrayıverdi.

    O dönemlerde bırakın “hürriyet’’ kelimesini, “vatan’’ kavramı bile insanlara yabancıydı. Falih Rıfkı Atay çöküş yıllarını anlatan kitabına başlarken “Biz çocukken kendimize Türk demezdik” diye yazar. Çünkü hangi kökenden, hangi dinden gelirse gelsin herkes “Osmanlı’’ olarak padişahın kulu, “vatan’’ kavramı ise padişahın mülküydü.

    Bu kavram o kadar bilinmiyordu ki, 31 Mart vakasında “Yaşasın vatan!’’ diye bağıran mektepli subayları döven bir grup alaylı, “Niye Yaşasın Vartan diyerek bir Ermeni’yi övüyorsunuz. Yaşasın Padişah efendimiz diye bağırsanıza!’’ diyebiliyordu.Çünkü daha önce vatan kelimesini duymamışlardı.

    Böyle bir ortamda Namık Kemal’in “Vatan yahut Silistre’’ adlı oyununun yarattığı fırtınayı tahmin etmek zor olmasa gerek. Namık Kemal, gençliğin ilahı haline gelmişti. Hürriyet şiirleri sivil öğrencileri olduğu kadar askeri okul öğrencilerini de etkisi altına almıştı. Bu öğrencilerden birisi de Selanikli Mustafa adlı Manastır Askeri İdadisi öğrencisiydi. Hatta o da Namık Kemal tarzında şiirler yazmaya başlamış ama bir hocası tarafından “askerlik mesleğine engel olacağı’’ gerekçesiyle, bu işten vazgeçirilmişti.

    Şimdi yazacağım şeyin hiçbir belgesi ve tanıklığı yok ama eskiden beri, genç öğrenci Mustafa’nın, Kemal adını Namık Kemal hayranılığından dolayı aldığını hissederim. Hepimize öğretilen ve Mustafa isimli hocasının “Sen de Mustafa ben de Mustafa, bu böyle olmaz. Bundan böyle senin adın Mustafa Kemal olsun.’’ söylencesi bana pek doğru gelmez. Zaten bu genç öğrenci ömrü boyunca, Kemal adını, doğumunda konulan Mustafa adına tercih edecektir.




    Kaynak:*Zülfü Livaneli; gazetevatan.com (22.07.2012)
  • İlk Yorumu Siz Yapın " Şiir ve İdeoloji - Zülfü Livaneli "