Browsing "Older Posts"

  • Murat İnce - Saat Oniki

    Ekleyen: Sadık Doğan → 29 Mayıs 2012 Salı

    Murat İnce - Saat Oniki

    Saat 12 Şiiri - Murat İnce şiirleri, Murat İnce Şiir seslensirmeleri, yorumları.
    Murat İnce şiirleri - Saat Oniki şiiri

  • Aysel Git Başımdan - Attila İlhan

    Ekleyen: Sadık Doğan → 25 Mayıs 2012 Cuma

    Aysel Git Başımdan - Attila İlhan


    Aysel git başımdan ben sana göre değilim 
    Ölümüm birden olacak seziyorum. 
    Hem kötüyüm karanlığım biraz çirkinim 
    Aysel git başımdan istemiyorum. 

    Benim yağmurumda gezinemezsin üşürsün 
    Dağıtır gecelerim sarışınlığını 
    Uykularımı uyusan nasıl korkarsın, 
    hiçbir dakikamı yaşayamazsın. 
    Aysel git başımdan ben sana göre değilim. 
    Benim için kirletme aydınlığını, 
    hem kötüyüm karanlığım biraz çirkinim 

    Islığımı denesen hemen düşürürsün, 
    gözlerim hızlandırır tenhalığını 
    Yanlış şehirlere götürür trenlerim. 
    Ya ölmek ustalığını kazanırsın, 
    ya korku biriktirmek yetisini. 
    Acılarım iyice bol gelir sana, 
    sevincim bir türlü tutmaz sevincini. 
    Aysel git başımdan ben sana göre değilim. 
    Ümitsizliğimi olsun anlasana 
    hem kötüyüm, karanlığım biraz, çirkinim. 

    Sevindiğim anda sen üzülürsün. 
    Sonbahar uğultusu duymamışsın ki 
    içinden bir gemi kalkıp gitmemiş, 
    uzak yalnızlık limanlarına. 
    Aykırı bir yolcuyum dünya geniş, 
    Büyük bir kulak çınlıyor içimdeki. 
    Çetrefil yolculuğum kesinleşmiş. 
    Sakın başka bir şey getirme aklına. 
    Aysel git başımdan ben sana göre değilim, 
    ölümüm birden olacak seziyorum, 
    hem kötüyüm, karanlığım biraz, çirkinim. 
    Aysel git başımdan seni seviyorum...

    Attila İlhan
    Aysel Git Başımdan Şiiri - Attila İlhan Şiirleri


    Bu sitede ki Attila İlhan temalı tüm içerikler için Attila İlhan kategorisi
  • Cemal Süreya Şiir Ödülleri 2012

    Ekleyen: Sadık Doğan → 22 Mayıs 2012 Salı
    1990'da kaybettiğimiz Cemal Süreya anısına düzenlenen şiir ödülü, 1991 yılından beri verilmektedir. Üç yıl ara verilen ödül, 2004'den beri Cemal Süreyya Kültür ve Sanat Derneği tarafından devam ettirilmektedir. Yayımlanmış Kitap Ödülü ve Yayımlanmamış Dosya Ödülü olmak üzere iki dalda ödül verilir.
    Bu yılki yarışma iki dalda düzenlenmekte;
    • Ekim 2011 başı ile Eylül 2012 sonu arasında yayımlanmış şiir kitabı.
    • Bir kitap oylumunda olan şiir dosyası.
    • Son katılım 16 Ekim 2012.
    Ödül, her dalda tek yapıta verilir.
    Egemen Berköz, Enver Ercan, Mustafa Öneş, Müslim Çelik ve Leyla Şahin’den oluşan Seçici Kurul, gerek görürse Özendirme Ödülü de verebilir.
    Cemal Süreya’nın 24. ölüm yıldönümü olan 9 Ocak 2013 Çarşamba günü düzenlenecek törende, ödüller kazananlara sunulacak.

    6 adet yapıt, her birine şairin özgeçmiş yazısı ile adres ve telefon numarası eklenerek,
    16 Ekim 2012 tarihine kadar,
    Cemal Süreya Kültür Sanat Derneği’ne iletilmeli.
    Yapıtlar geri verilmez.
    Cemal Süreya Kimdir?
      Asıl adı Cemalettin Seber'dir. 1931 tarihinde Erzincan'da doğdu . (O yıllarda Pülümür Erzincan iline bağlı olduğu için Erzincan yazılıyor olmalı). Aslında 1931 Tunceli ili Pülümür ilçesinde dünyaya geldi. Dersim İsyanı sebebiyle zorunlu göçe tabi olan ailesiyle sürgüne gönderildi.

      1954'te Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Maliye ve İktisat Bölümü'nü bitirdi. Maliye Bakanlığı’nda müfettiş yardımcılığı ve müfettişlik görevlerinde bulundu; 1965’te ayrıldığı müfettişlik görevine 1971’de yeniden döndü; 1982’de müşavir maliye müfettişliğinden emekli oldu. Ağustos 1960’ta başladığı ve yalnızca dört sayı çıkarabildiği Papirüs dergisini, Haziran 1966-Mayıs 1970 arası 47, 1980-81 arası iki sayı daha çıkardı. 1978’de Kültür Bakanlığı’nda Kültür Yayınları Danışma Kurulu üyesi olarak da görev yapan Cemal Süreya, emekli olduktan sonra, yayınevlerinde danışman ve ansiklopedilerde düzeltmen olarak çalıştı. Birçok dergide yazıları ve şiirleri yayımlandı; ayrıca Oluşum, Türkiye Yazıları, Maliye Yazıları dergileri ile Saçak dergisinin kültür-sanat bölümünü bir süre yönetti. Politika, Aydınlık, Yeni Ulus ve Yazko Somut gazeteleri ile 2000’e Doğru dergisinde köşe yazıları yazdı.

      İlk şiiri “Şarkısı-beyaz”, 8 Ocak 1958'de Mülkiye dergisinde çıktı. Şiirlerindeki şekil, muhteva ve anlatım özellikleri ile İkinci Yeni şiirine katıldı. Bu akımın önde gelen şairlerinden biri oldu. Geleneğe karşı olmasına karşın geleneği şiirinde en güzel kullanan şairlerden birisiydi. Kendine özgü söyleyiş biçimi ve şaşırtıcı buluşlarıyla, zengin birikimi ile, duyarlı, çarpıcı, yoğun, diri imgeleriyle İkinci Yeni şiirinin en başarılı örneklerini vermiştir. Şahsiyetli bir şiir dili vardır. Canlı halk dilini kullanması, onu okuyucuya yaklaştırır. Üslubundaki mizah ve istihza, ona ayrı bir özellik kazandırmaktadır.

      Şairin hayatındaki en önemli kırılma noktalarından biri adressizliktir: 4 kez evlenir, 29 farklı evde oturur.
    Ölümünden sonra adına bir şiir ödülü kondu. Feyza Perinçek ve Nursel Duruel, şair üzerine bir biyografik inceleme hazırladılar: Cemal Süreya / Şairin Hayatı Şiire Dahil (2005). 2001’de de Cemal Süreya Arşivi yayımlandı.

    Şiir Kitapları:
    Üvercinka (1958; Yeditepe Şiir Armağanı)
    Göçebe (1965; 1966 TDK Şiir Ödülü)
    Beni Öp Sonra Doğur Beni (1973)
    Sevda Sözleri (Uçurumda Açan ile birlikte toplu şiirleri: 1984)
    Sıcak Nal ve Güz Bitigi (1988; Behçet Necatigil Şiir Ödülü)
    Sevda Sözleri (bütün şiirleri: 1990, ö.s; YKY 1995)


    Bu sitede ki Cemal Süreya temalı tüm içerikler için buraya tıklayınız.

  • Hayatı Iskalama Lüksün Yok Senin - Nazım Hikmet

    Ekleyen: Sadık Doğan → 18 Mayıs 2012 Cuma
    Bir aşk için yapabileceğin her şeyi yaptığına
    inanıyorsan ve buna rağmen hala yalnızsan, için rahat
    olsun. Giden zaten gitmeyi kafasına koymuştur ve
    yaptıkların onun dudağında hafif bir gülümseme
    yaratmaktan başka hiçbir işe yaramayacaktır.

    Sen kendini paralarken o her zaman bahaneler bulmaya
    hazırdır. Hani ağzınla kuş tutsan "Bu kuşun kanadı
    neden beyaz değil?" diye bir soruyla bile
    karsılaşabilirsin.. iki ucu keskin bıçaktır bu işin.
    Yaptıklarınla değil yapmadıklarınla yargılanırsın her
    zaman. Bu mahkemede hafifletici sebepler yoktur. İyi
    halin cezanda indirim sağlamaz.


    Sen, "Ama senin için şunu yaptım" derken o, "şunu
    yapmadın" diye cevap verecektir. Ve ne söylesen
    karşılığında mutlaka başka bir iddiayla
    karşılaşacaksındır. Üzülme, sen aşkı yaşanması
    gerektiği gibi yaşadın.Özledin, içtin, ağladın,
    güldün, şarkılar söyledin, düşündün, şiirler yazdın.
    "Peki o ne yaptı" deme. Herkes kendinden sorumludur
    aşkta. Sen aşkını doya doya yaşarken o kendine
    engeller koyuyorsa bu onun sorunu. Bir insan eksik
    yaşıyorsa, ve bu eksikliği bildiği halde tamamlamak
    için uğraşmıyorsa sen ne yapabilirsin ki onun için?
    Hayatı ıskalama lüksün yok senin. Onun varsa, bırak o
    lüksü sonuna kadar yaşasın.


    Her zamanki gibi yaşayacaksın sen. "Acılara tutunarak"
    yaşamayı Öğreneli çok oldu. Hem ne olmuş yani,
    yalnızlık o kadar da kötü bir şey değil. Sen mutluluğu
    hiçbir zaman bir tek kişiye bağlamadın ki.... Epeydir
    eline almadığın kitaplar seni bekliyor.Kitap okurken
    de mutlu oluyorsun unuttun mu? Kentin hiç görmediğin
    sokaklarında gezip yeni yaşamlara tanık olmak da keyif
    verecek sana.Yine içeceksin rakını balığın yanında.
    Üstelik dilediğin kadar sarhoş olma özgürlüğü de
    cabası....


    Sen yüreğinin sesini dinleyenlerdensin ve biliyorsun
    asolan yürektir.Yürek sesi ne bilmeyenler, ya da bilip
    de duymayanlar acıtsa da içini unutma; yasadığın
    sürece o yürek var olacak seninle birlikte. Sen yeter
    ki koru yüreğini ve yüreğinde taşıdığın sevda
    duygusunu. Elbet bitecek güneşe hasret günler. Ve o
    zaman kutuplarda yetişen cılız ve minik bitkiler
    değil, güneşin çiçekleri dolduracak yüreğini...

    NAZIM HİKMET

    Bu sitede ki Nazım Hikmet temalı tüm içerikler için buraya tıklayınız.
  • Dünyanın İlk Aşk Şiiri

    Ekleyen: Sadık Doğan → 15 Mayıs 2012 Salı
    Dünyanın ilk aşk şiiri, yıllardır İstanbul Arkeoloji Müzesi'nde sergileniyor.

    Sümerce çivi yazılı tablet, 1889 yılında, Bağdat'ın 150 kilometre uzağındaki Sümer kenti Nippur'da bulundu.
    Tablet 55 yıl önce ABD'li Sümerolog Samuel Noah Kramer tarafından okundu. Aynı dönemde tableti Türkçe'ye ise Türkiye'nin ilk Sümeroloğu Muazzez İlmiye Çığ çevirdi.
    Şiirin hikayesi:
    Sümer inancına göre, toprağın bereketini ve toprağın verimli olmasını sağlamak amacıyla, Kral'ın yılda bir kez Bereket ve Aşk Tanrıçası Enlil yerine bir rahibe ile evlenmesi kutsal bir görevdi.
    Bu şiir büyük bir olasılıkla Kral Şusin için seçilmiş bir gelin tarafından yeni yıl bayramını kutlama töreninde söylenmek üzere kaleme alınmıştı ve ziyafetlerde şölenlerde müzik, şarkı ve dans eşliğinde söyleniyordu.

    Dünyanın ilk aşk şiiri:
    Damadım, kalbimin sevgilisi
    Güzelliğin büyüktür baldan tatlı
    Aslan, kalbimin kıymetlisi
    Güzelliğin büyüktür baldan tatlı
    Benim değerli okşayışlarım baldan tatlıdır
    Yatak odasında bal doludur
    Güzelliğinle zevklenelim
    Aslan seni okşayayım
    Benim değerli okşayışlarım baldan tatlıdır
    Damadım benden zevk aldın
    Annem söyle sana güzel şeyler verecektir
    Babam, sana hediyeler verecektir.
    Sen beni sevdiğin için
    Lütfet bana okşayışlarını
    Benim Tanrım, benim koruyucum
    Tanrı Ellil'in kalbini memnun eden Şusin'im
    Lütfet bana okşayışlarını.
  • Arkadaş Z. Özger Şiir Ödülü

    Ekleyen: Sadık Doğan → 13 Mayıs 2012 Pazar
    Mayıs Yayınları'nca bu yıl onyedincisi düzenlenen ''Arkadaş Z. Özger Şiir Ödülü'' Murat Acar’a verildi.
    Sina AkyolOrhan AlkayaMurat ÇakırSuat Çelebi ve Gökben Derviş’ten oluşan seçici kurul, 54 dosya arasında yaptığı değerlendirme sonucunda;

    Ödülün  ''Evham Alyansı'' adlı dosyasıyla  Murat Acar’a verilmesine karar vermiştir.

    Jüri Özel Ödülü ise, Barış Yıldırım’ın ''Aslım ve Suretleri'' ve Ercan Y. Yılmaz’ın “Yürüyen Siyah” adlı dosyalarına verilmiştir.

    Seçici Kurul, ödül alan dosyaların yanı sıra; Ramazan AydınMüslüm Çizmeci,
    Veli DüdükçüOzan KaçarBilal NergizliÇağrı Çığ SığırcıMehmet Sümer ve Rahman Yıldız’ın adlarının anılmasını kararlaştırdı.

    2011 yılı içinde yayımlanan ilk şiir kitapları arasından sorgu yöntemiyle tespit edilen “İlk Kitap Özel Ödülü”nün, “Kusurlu Bahçe”  ile Mehmet Said Aydın ve yayımcısı 160. Kilometre Yayınları’na verilmesine karar verildi.

    Ödül kazanan dosyanın, ödül yönetmeliği gereğince 2012 yılı içinde, telif ücreti de ödenerek kitap olarak basılacağı açıklandı.

    Kaynak: *Mayıs Yayınları http://www.mayisyayinlari.com
  • Anacığım - Ümit Yaşar Oğuzcan

    Ekleyen: Sadık Doğan → 11 Mayıs 2012 Cuma
    —Anneme ve bütün annelere— 

    Nasıl hatırlamam anacığım nasıl
    Kaç geceler bana ninni söylerdi
    Hasta olunca oydu başucumda bekleyen
    Biraz yorulmayayım, üzülmeyeyim, hemen
    Alır kucağına okşardı, saçlarımı öperdi

    Nasıl hatırlamam anacığım nasıl
    Uzun kış geceleri masal masaldı
    Güzel çoban kızları, iyi kalpli sultanlar
    Bir suyun akışı gibi geçip gitti zamanlar
    Şimdi ne o dünkü çocuk, ne de o masal kaldı


    Nasıl hatırlamam anacığım nasıl
    Yıkayan oydu mürekkep lekeli parmaklarımı
    Akşam biraz geciksem yollara düşerdi
    Sokağa çıkarken «Yavrucuğum üşütme» derdi
    Hemen bir kazak örerdi biraz boş kaldı mı

    Nasıl hatırlamam anacığım nasıl
    Bilirim yine kalbinde yerim anacığım
    Selam sana Anneler Günü İstanbul’dan
    Yeni dönmüşçesine bir akşam okuldan
    Vefalı ellerinden öperim anacığım 



    Ümit Yaşar Oğuzcan
  • 2.Uluslararası Eskişehir Şiir Buluşması Başlıyor

    Ekleyen: Sadık Doğan → 9 Mayıs 2012 Çarşamba

    TEPEBAŞI BELEDİYESİ 2. ULUSLARARASI ESKİŞEHİR ŞİİR BULUŞMASI BAŞLIYOR


    Eskişehir Tepebaşı Belediyesi’nin Türkiye Yazarlar Sendikası, PEN ve Kültürlerarası Şiir ve Çeviri Akademisi’nin kurumsal desteğiyle gerçekleştirdiği 2.Uluslararası Eskişehir Şiir Buluşması 10- 13 Mayıs tarihleri arasında yapılacak. Haydar Ergülen’in genel direktörlüğünü yaptığı şiir buluşmasının açılışı 10 Mayıs Perşembe günü saat 19.00’da Özdilek Kültür ve Sanat Merkezi’nin bahçesinde (Kanatlı AVM arkası) gerçekleştirilecek. Aynı yerde El Yazısı Şiirler sergisi de açılacak. Eskişehir Tepebaşı Belediye Başkanı ve Festival Düzenleme Kurulu Başkanı Dt. Ahmet Ataç, Yunus Emre ile özdeşleşmiş Eskişehir’de uluslararası bir şiir festivali düzenlemenin sevinci içinde olduklarını belirterek, “Bu yıl, şiir buluşmasının ikincisini gerçekleştireceğiz. Böyle bir buluşmanın, Yunus Emre’nin şehri Eskişehir’e çok yakışacağı inancındayım. Bunu şiir severlerle paylaşmak, sevincimizi çoğaltacaktır. Sanatsever Eskişehirli hemşerilerimizi etkinliklerimize bekliyoruz” dedi.


    BATUR, ONUR KONUĞU
    Tepebaşı Belediyesi’ne ait Zübeyde Hanım Kültür Merkezi’nde yapılacak şiir buluşması oturumlarına; Bulgaristan, Fas, Fransa, İspanya ve Polonya’dan şairlerle Türkiye’nin farklı illerinden ve Eskişehir’den de çok sayıda şair katılacak. Şiir buluşmasının bu yılki konuğu ise şair- yazar Enis Batur olacak.

    OTURUMLAR VE ŞİİR OKUMALARI
    Her yıl ‘Yunus Emre’ adına yapılacak bir oturumla başlayacak festivalin bu yılki oturumunda yazar- şair Metin Turan konuşacak. Aynı oturumda Yunus Emre’den şiirler de okunacak. Şiir Buluşması kapsamında; Yunus Emre oturumu, Enis Batur oturumu, Şiirimizde Genç Soluklar oturumu, Çocuk Şiiri oturumu, Yurt dışından ve ülkemizden şairlerin ayrı ayrı katılacağı Şiir ve Hayat konulu iki ayrı oturum, Şiirleri Kaldı adlı geçen yıl ölen şairlerin anıldığı bir oturum ile dört ayrı şiir okumaları gerçekleştirilecek.
    Şiir Buluşması’na yurt dışından şu şairler katılacak: Kristin Dimitrova (Bulgaristan), Elzbieta Zechenter (Polonya), Pedro Enriquez Jimenez (İspanya), Muhammed Bennis (Fas), Timour MUHIDINE (Fransa).
    Şiir Buluşması’na ülkemizden şu şairler katılıyor: Betül Tarıman, Gonca Özmen, Gültekin Emre, Pelin Özer, Azad Ziya Eren, Tuna Kiremitçi, Ercan Yılmaz, Metin Fındıkçı, Nilüfer Altunkaya, Namık Kuyumcu, Şakir Özüdoğru, Baki Ayhan T., Erdoğan Ekiner, Merih Akoğul, Muzaffer Keten, Hüseyin Atlansoy, Metin Turan, Ekrem Budak, Emel İrtem, Kadriye Cesur ( çevirmen).
    Kaynak:*tebepasi.bel.tr

  • Bedirhan Gökçe - Namissiz Seni

    Ekleyen: Sadık Doğan → 8 Mayıs 2012 Salı

    Bedirhan Gökçe - Namissiz Seni



    Cemo derdin biye söylemek haram 
    Miggin tahir ile sarayim yaram 
    Uyy dedim bekledim nerdesen agam 
    Gittinde dönmedin namissiz seni 

    Elimin ginasi bögrümde galdi 
    Basimin yazmasi yüzümde soldi 
    Bende bir ellerde dört çocug oldi 
    Neye gittin gelmedin namissiz seni 

    iki bas öküzle üç dönüm tarla 
    Üç kurus bes kurus sarip sarmala 
    Kör bogaz doyardi iki logmayla 
    Alaman neyine namissiz seni 


    He he arada bir mektubuda geliir 

    Ese dosta selam sabah ediir 

    Anasinin ellerinden öpiir 

    E beni unuttun mu namissiz seni



    Ehmo sorar aney babam hanidir 

    La bu dünyada bizim gibi fanidir 

    Agam arvat erinin sag elidir 

    Ellerin girilaydi namissiz seni 

    Eyvana doguma tezgahi gurdum
    Her ilmegi hasretimden dem vurdum 

    Ben cennete degismezken öz yurdum 

    Yaban ele sattin beni namissiz seni 



    He biliyem sen orda cog ehvansen 

    Allah biliyi kimseleri görmezsen 

    Eyso, eyso bu can siye gurban deridin 

    Canin çiksin emi namissiz seni 



    Uyy aney uyy ataslara yaniyem 

    Urfa sicak damda sabah ediyem 

    Yildiza rüzgara adin veriyem 

    Agrep sogsun emi namissiz seni 



    Yufka açtim göz göz oldu üregim 

    Gazan kebabiynan kebap cigerim 

    Çig köfteye gattim derdim kederim 
    isotsuz kal emi namizsiz seni, namizsiz seni 

    Çog söyledim artik dilim dönmüyor 
    Ne bileyim cahil aglim ermiyor 
    Gene erim dogrusunu biliyor 
    Geliver artig be namissiz seni 

    Gurdun gusun yani yavri dolusti 
    Devran döndü burda hersey degisti 
    Ula bin yil sonra harran suya gavusti 
    Bizede gavusmag yokmi namissiz seni 
    Namissiz seni, namissiz seni

    Bedirhan Gökçe
    Bedirhan Gökçe Şiirleri - Namissiz Seni Şiiri
    Bu sitede ki Bedirhan Gökçe temalı tüm içerikler için buraya tıklayınız.
  • 2012 Yunus Nadi Ödülleri’ni kazananlar belirlendi

    Ekleyen: Sadık Doğan → 6 Mayıs 2012 Pazar
    2012 Yunus Nadi Ödülleri’ni kazananlar belirlendi. Bu yıl 66.’sı düzenlenen ve roman, öykü, fotoğraf, şiir, karikatür ile sosyal bilimler olmak üzere 6 dalda 7 ödülün verildiği yarışmaya 292 kişi katıldı.

    Adnan Binyazar, Ahmet Cemal, Konur Ertop, Ülkü Tamer ve Tahsin Yücel’den oluşan seçici kurul “Roman”dalında Irmak Zileli’yi “Eşik” adlı yapıtıyla ödüle değer gördü. “Öykü”dalında Hikmet Altınkaynak, Metin Celal, Cemil Kavukçu, Osman Şahin ve Celal Üster’den oluşan seçici kurul ise ödülü “Hanımların Dikkatine” adlı yapıtıyla Seray Şahiner’e verdi.

    “Şiir” dalında Ataol Behramoğlu, Prof. Dr. Cevat Çapan, Muzaffer İlhan Erdost, Doğan Hızlan ve Özdemir İnce’den oluşan seçici kurul, ödülün “Doğu Tabletleri” adlı yapıtıyla Hüseyin Haydar’a verilmesini kararlaştırdı.



    “Karikatür” dalında Şevket Yalaz’ın yapıtına verilmesi kararlaştırılan ödülün seçici kurulunda ise Behiç Ak, Orhan Erinç, Musa Kart, Kamil Masaracı ve Tonguç Yaşar yer aldı.

    “Fotoğraf” dalında Hikmet Çetinkaya, İsa Çelik, Ara Güler, Paul McMillen ve İbrahim Yıldız’dan oluşan seçici kurul, ödülün, Bülent Suberk’in yapıtına verilmesini kararlaştırdı.

    “Sosyal Bilimler Araştırması” dalında Dr. Erdal Atabek, Prof. Dr.Rona Aybay, Dr. Alev Coşkun, Prof. Dr. Emre Kongar, Prof. Dr.İonna Kuçuradi ve Prof. Dr. Ahmet Mumcu’dan oluşan seçici kurul, ödülün Burak Çelik’in “Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu: Yapısal Açıdan Karşılaştırmalı Bir İnceleme” adlı yapıtı ile İsmail Arda Odabaşı’nın “Osmanlı’da Sosyalizm, Türkçülük ve İttihatçılık”adlı yapıtları arasında paylaştırılmasına karar verdi.
  • Emeğin Sanatı E-Dergisi'nden 117. Merhaba

    Ekleyen: Sadık Doğan → 3 Mayıs 2012 Perşembe
    Merhaba,
    Mayıs ayına girdik. Mayıs ayına Anadolu’nun kimi yörelerinde “gelin ayı” kimi yörelerinde de “kiraz ayı” derler. Her iki yönüyle de mayıs ayı, yüreklerimizdeki sevinçlerin göverdiği, umutsuzluk zincirinin halkalarının parçalanmaya başladığı aydır.


    Öncelikle 1 MAYIS dendi mi yürek gözelerimizin bir yanı şavkarır, ağarır; bir yanı da kanamaya devam eder. Emeğin ve alın terinin doruklara çıkartıldığı gündür. Bu iki kavramdan daha yüce ve değerli ne vardır ki... Onur, erdem, adalet kavramları, ancak emekle birlikte değerine ulaşmaz mı?

    1 MAYIS gelince, delerek çiçekler toprağın karanlığını, aydınlığın dudağında, uyandırır uykusundan günü. Kuşlar kanatlarıyla dağıtırken sisini, karanlığın terkisinde güneşin ışığını saçılır dört yana, dört nala atlar.

    1 MAYIS sabahında aynı çarka asılır binlerce yürek... Aynı saza mızrap vurur binlerce parmak... Aynı sevdayı haykırır binlerce ağız... Aynı özlem için sıkılır binlerce yumruk... Gürler boğazlardan fışkıran marşlar, türküler... Bu sesler titretirken yürekleri, adımlar sarsarken kaldırımları... Bağlamadan dökülen nağme, zurnadan yükselen ses, davuldan patlayan fırtına tüm yurtta yankılanır. Bu sesin yankısında köy köy, kent kent, çarşı çarşı tüm yurt halaya durur....



    1 MAYIS deyince eller gelir aklıma. İri iri, yumuk yumuk, boğum boğum nasırlı eller... Eldir tezgâhı çalıştıran, hammaddeyi ustalıkla işler gibi hayatın çarklarını ustalıkla çeviren... Mekik izlerinde hayatı dokuyan... Eldir bir yanıyla nakış nakış işler dostluğu, kardeşliği, sevdayı... Bir yanıyla ilmek ilmek dokur insanoğlunun acılarını, özlemlerini, umutlarını alın terinin su verdiği bilinçte.

    Mayıs deyince bir yanımızda hep Denizler dalgalanır..... 6 Mayıs 1972'den bu yana İnanla Aslanca dalgalanır Denizler, yürek gözelerimizin en derininde....... Her 18 Mayıs'ta Vartinik'in Mirik mezrasından alırız acı haberlerini Ali Haydar'ın, Diyarbekir zindanlarından ser verip sır vermeyen İbo'nun... Onları her anışımız, yaşantımıza hız, inancımıza yıldız ışıltısı katar......

    Gelin isterseniz mayıs ayının şanlı başlangıcına dönelim. Seyyit Nezir’in dizeleriyle:

    “Bıçak deriyi yardı.
    Oluk oluk aktı
    Newyork’ta proletarya.
    Koparca dağların doruklarından meydana art arda vardı.
    Newyork’ta sekiz saatlik iş günü,
    ekmek ve hürriyet için
    karanlığın yuvasını sardı proletarya.
    Ocaklardan getirdiği madenin döküyor sözlerine güllelerini.
    Ayıklanıyor mezbelelerden kıvılcım çiçeği köleliğin..."