Attila İlhan Şiir Yarışması 2017 Başvuruları
Attila İlhan Şiir Yarışması 2017
ATTİLÂ İLHAN ŞİİR ÖDÜLÜ YÖNETMELİĞİ
Karşıyaka Belediyesi, 2015 yılından başlayarak, her yıl, Attilâ İlhan Şiir Ödülü vermeyi kararlaştırmıştır.
Ödülle ilgili koşullar şunlardır:
1.Ödüle “yayına hazır kitap dosyası” ile başvurulur. Kitap oylumu taşımayan dosyalar değerlendirmeye alınmaz. Ödüle aday gösterilecek ürünlerin, daha önce ödül almış olmaması gerekmektedir. Dosyada bulunan tek şiirlerin ödül almış olması katılımı engellemez.
2. Ödüle katılanlar, yapıtlarını yedi nüsha olarak göndereceklerdir. Yapıtla birlikte, ödül için başvuruyu yapan şairin adı, soyadı, yaşamöyküsü, bir fotoğrafı, açık adresi, telefonu ve diğer iletişim bilgileri bir zarf içinde gönderilecektir. Adaylar başvurularını açık ad ve adresleriyle yapmak zorundadırlar. Edebiyat alanında nüfus kaydındaki adından farklı bir adla yayın yapan ve bu adla tanınanlar, eserlerini bu adla sunabilirler; ancak resmi işlemler ve ödülün kendilerine teslim edilebilmesi için gerçek adlarını verecekleri bilgiler içinde mutlaka belirtmek zorundadırlar.
3. Ödülü kazanana, ödül plaketiyle birlikte 6000 Türk Lirası verilir. Ödül bölüştürülemez, tek kişiye verilir.
4. Ödül kazanan yapıtın ilk baskısı, Karşıyaka Belediyesi tarafından 1000 (Bin) adet olarak yapılır ve ödül töreni anından itibaren ücretsiz olarak dağıtılır. Eser sahibi bu baskıdan herhangi bir telif ücreti talep edemez. 2. ve sonraki basımların tüm yayın hakları eser sahibine aittir.
 5. Başvurular, elden, iadeli taahhütlü ya da APS posta veya kargo ile 14 Nisan 2017, Cuma günü çalışma saatleri sonuna kadar, “KARŞIYAKA BELEDİYESİ ATTİLÂ İLHAN ŞİİR ÖDÜLÜ, Karşıyaka Belediyesi Kültür ve Sosyal İşler Müdürlüğü, Bahriye Üçok Bulvarı, No: 5 Karşıyaka-İZMİR” adresine ulaştırılmalıdır.
6. Seçici kurul, 22 Mayıs 2017 tarihine kadar toplanarak seçimini yapacaktır.
7. Attilâ İlhan Şiir Ödülü, şairin doğum yıldönümü olan 15 Haziran 2017 tarihinde, Karşıyaka Belediyesi’nin Bostanlı, Suat Taşer Sahnesi’nde düzenlenecek bir törenle sahibine sunulacaktır.
8. Karşıyaka Belediyesi çalışanları, Belediye’de herhangi bir biçimde görevli olanlar veya iş ilişkisi bulunanlar, ödüle katılamazlar.
9. Ödül koşullarına uymayan dosyalar değerlendirmeye alınmaz.
10. Ödüle katılan yapıtlar, bilgi ve belgeler iade edilmez.
11. Seçici Kurul: Ataol Behramoğlu, Hüseyin Yurttaş, Hidayet Karakuş, Ünal Ersözlü , Tuğrul Keskin ve (Attilâ İlhan’ın ailesi adına) Kerem Alışık’tan oluşmaktadır.

Usta şair Pablo Neruda’nın yeni bulunmuş şiirlerinden oluşan Ayaklarına Dokunurum Gölgede, Adnan Özer çevirisiyle Can Yayınları tarafından yayımlandı.

AYAKLARINA DOKUNURUM GÖLGEDE /YENİ BULUNMUŞ ŞİİRLER
AYAKLARINA DOKUNURUM GÖLGEDE /YENİ BULUNMUŞ ŞİİRLERYazar: Pablo Neruda
Çeviri: Adnan Özer
Tür: Şiir
Sayfa sayısı: 115 Sayfa
Yayın tarihi: 3 Ocak 2017


Ayaklarına Dokunurum Gölgede
“Ayaklarına dokunurum gölgede, ellerine ışıkta,
yol gösterir bana kartal gözlerin uçarken de
Matilde, ağzından öğrendim öpüşlerle,
öğrendi dudaklarım hemhal olmayı ateşle.
Ah o kesin yulaf mirası bacaklar,
kırların kalbine
uzanan savaş,
dayadım da kulaklarımı sinene
kanım işledi o saat dağlı sesine.”

Ayaklarına Dokunurum Gölgede, Şilili usta  şair Pablo Neruda’nın, ölümünden sonra evinde bulunan 21 şiirinden oluşuyor. Kitapta ayrıca şiirlerin  Neruda’nın  elyazısıyla yazılmış, orijinal halleri de  bulunuyor. Şairin karısı Matilde’den esinlenerek yazdığı şiirler bir önsöz ve kapsamlı notlarla birlikte Neruda okurlarına sunuluyor.
Matilde’nin ölümünden sonra, şairin tüm arşivinin sorumluluğunu üstlenen Pablo Neruda Vakfı, uçak menülerine, kartpostallara, bloknotlara yazılan şiirleri kırmızı bir kutu içinde bulmuş, ciddi bir edisyondan geçirdikten sonra yayımlamıştır.
Şair Adnan Özer’in İspanyolca aslından yaptığı çevirilerle bu şiirler, Türkçede ilk kez yayımlanıyor.


Pablo Neruda (1904 - 1973) 

Şilili şair Neruda, toplumsal ve siyasal şiirleriyle Latin Amerika edebiyatının dünyada itibar kazanmasını sağladı. Canto General adlı epik şiir dizisiyle kendi kıtasının tarihini ve şimdiki zamanını yansıttı. 

Latin Amerika'nın şiirsel sesi Neruda, Neftali Ricardo Reyes Basoalto adıyla 12 Temmuz 1904'de Güney Şili'de dünyaya geldi. Babası lokomotifçi, doğumundan hemen sonra ölen annesiyse öğretmendi. Neruda henüz 15 yaşındayken yurdunun taşra gazetesindeki edebiyat eklerini düzeltmekle görevlendirildi. Bu dönemde, Çekoslovakyalı şair Jan Neruda'ya olan hayranlığından dolayı Pablo Neruda takma adını aldı. 1924'te ilk şiirleriyle bir edebiyat yarışmasını kazanarak bir bursa layık görüldü. Santiago'da üç yıl Fransız edebiyatı öğrenimi gördükten sonra gazeteci olarak çalışmaya başladı. 

1924: Veinle poemas de amor 
Neruda'nın ilk şiir derlemesi Crespıısctılario adı altında 1923 yılında çıktı. Bir yıl sonra yayınlanan Veinte poemas de amour y una cancion desesperada (Yirmi Aşk Şiiri ve Umutsuz Bir Şarkı) Latin Amerika'nın en çok satış yapan şiir kitabı oldu. Neruda bir aşk öyküsünü fon alarak aynı anda bir şehvet objesi, sığınılabilecek bir liman ve kozmik bir güç olan kadına bir od yazdı. 

1927-36: Diplomat 
1927'de diplomatlık kariyerini seçen Neruda, altı yıl boyunca Güneydoğu Asya'da konsolosluk yaptı. Bu bölgedeki toplumsal sorunlar yüzünden ömrünün "en çok acı veren dönemi" olarak nitelendirdiği bu zaman içinde Kesidencia en la tierra (Yeryüzünde Konaklama, 1935) adlı iki ciltlik yapıtını verdi. 

Eski şiirlerinin melankolisi dünyadaki acıların doğrudan doğruya anlatımına yer verdi burada. Kendine özgü metriği ve dili de ana konusu olan yozlaşmaya uygundu. Neruda, katı mısra ve şiir biçimlerine yer vermeyip her şiiri kendine özgü bir ritimle yazmıştı. 1934'te İspanya'ya giden Neruda, burada sembolizm, sürrealizm ve füturizm etkisinde kalan 1927 Nesli adlı şair topluluğuna katıldı. İç Savaş patlayınca Neruda Franco'ya karşı çıktığı için diplomatik hizmetten çıkarıldı. 

İç Savaşın üzüntüsü içinde 1937'de Espana en el corazon (İspanya Gönüllerde) adlı şiir kitabını yayınladı. 

1950: Canto General 
1939'da diplomatlık mesleğine geri dönen Neruda, başkonsolos olarak Meksika'ya gitti ve bu görevini 1943'e kadar sürdürdü. Altı yıl sonra Şili Komünist Partisi'ne girerek senatör oldu. Başkan Gonzalez Videla'yı eleştirmesi üzerine hükümeti tarafından 1948'de devlet düşmanı ilan edildi ve gıyabi bir tutuklama emriyle arandı. Rahip kılığında Arjantin'e kaçmayı başardı. İzleyen yıllarda Batı Avrupa'da, Sovyetler Birliği'nde ve Çin'de yaşamını sürdürdü. 1950'de Canto general (Evrensel Şarkı) adlı şiirler dizisi çıktı. 

Suçlama ile duygudaşlığın egemen olduğu bu ilahi havalı yapıtıyla Neruda, Latin Amerika'yı mitleri ve tarihiyle, doğası ve politik/sosyal durumlarıyla bir bütün olarak yansıtmaya çalıştı. Tarihe Marksist bir görüş açısı getirerek Stalin'e olan hayranlığını da hiç saklamadı. 

5O'li Yıllar: Bilinçli Bir Yalınlık 
1952'de Şili'ye dönen Neruda başka bir ad altında Los versos del Capitan'ı (Kaptanın Dizeleri) adlı şiir kitabını yayınladı. Ancak on yıl sonra bu yapıtın yazarı olduğunu açıkladı. Bunun nedeni, 1955 yılında üçüncü evliliğini yaptığı Matilde Urrutia'ya aşkını şiirlerle ilan ederken bir önceki karısını incitmek istememesidir. Neruda yapıtlarında giderek daha önce kullandığı, anlaşılması güç mecazlardan (simgelerden) vazgeçti. Böylelikle insanın var oluşunun bir envanteri olan Odas elementares (Temel Odlar, 1954), Nuevas odas elementares (Yeni Temel Odlar, 1956) ve Tercer libro de las odas (Üçüncü Odlar Kitabı, 1957) adlı yapıtlarındaki dizeler çoğunlukla bir ve iki heceli sözcüklerden oluşmaktadır. 

Stalin terörünün boyutu açıklanınca Neruda'nın dünya görüşü sarsıldı. Estravaganzio (Acayiplikler, 1958) ve beş ciltlik Memorial de Isla Negra (Karaada Defteri, 1964) adlı otobiyografik yansıtmalarında kuşkularını dile getirdi. 

1971: Nobel Edebiyat Ödülü 
1969 yılında Komünist Parti tarafından başkan adayı gösterilen Neruda, Salvador Allende'nin ulusal cephesine katılmak üzere 1970'te adaylığını geri aldı. Arkasından Allende tarafından Fransa'ya büyükelçi olarak atandı. Bir yıl sonra Neruda, Nobel Edebiyat Ödülü'ne layık görüldü. "Incitation al nbconcidio y alabanda de la revolution chilena" (Nixon'u Devirmeye Çağrı ve Şili Devrimine Övgü, 1973) adlı şiir kitabında ABD'nin solcu hükümetin dengesini bozmaya yönelik çalışmalarını eleştirdi. 1973'te kansere yakalanan Neruda, Allende'ye karşı düzenlenen askeri darbeden birkaç gün sonra, 23 Eylül 1973'de, 69 yaşında Santiago'da hayata gözlerini kapadı. "Anıları Confieso que ho Livido" (Yaşadığımı İtiraf Ediyorum) adı altında ölümünden sonra yayınlandı. 

1.Yücel Saraçoğlu Şiir Yarışması
şair Yücel Saraçoğlu’nu anmak için anısına şiir yarışması düzenlemiştir

     Eskişehir Sanat Derneği 2007 yılında vefat eden, Eskişehir’de sanata ve Türk şiirine şair, yazar ve yayıncı olarak büyük emekleri olmuş şair Yücel Saraçoğlu’nu anmak için anısına şiir yarışması düzenlemiştir. 
    Şiir yarışmasına ülkemizin tarafından ve yurtdışından herkes katılabilir. 
    Konusu; Aşk şiirleridir.
    Yarışmaya iki şiir ile katılınacaktır.

    Katılımcı rumuz ile katılacak ve rumuz şiirlerin üst sağ köşesine yazılacaktır. Ayrıca üzerine rumuz yazılı zarfın içerisine adı, soyadı, kısa özgeçmiş, iletişim adresi yazılıp  bir fotoğrafı konulacaktır.

     Şiirler bilgisayar ile 12 punto yazılmış , normal ara ile 40 (kırk) dizeyi geçmeyecektir. Şiirler 5 (Beş) adet gönderilecektir.

    Ödüller: ilk üç ve 7 Başarı Ödülü olarak ödül heykelciği ve ödül Belgesi verilecektir.

    Son katılım Tarihi: 16 Ocak 2017
    Ödül Töreni: 24 Şubat 2017

    Adres: Eskişehir Sanat Derneği
                1.Yücel Saraçoğlu Şiir Yarışması
                Cumhuriye Mah. Sakarya Cad. No:25/3
                Tepebaşı – ESKİŞEHİR
Bilgi: 05353238363   esk.sanatdernegi@gmail.com

haydar-colakoglu-yolo-uygulama
Ulaşımda En Pratik Yol O!  sloganı ile yola çıkan ve Uber’in karşılaştığı en güçlü rakip olan girişim YOLO için geri sayım başladı. Dünyada olduğu gibi ülkemizde de yoğun ilgi gören şehir içi, konfor ve kaliteyi birleştiren yolculuklar sağlayan platformlara bir yenisi daha ekleniyor. Kısa süre içinde hayatımızda farklı bir yer edinmeyi hedefleyen girişimin adı YOLO.
YOLO, şehir içinde lüks segment araçlar ile şehir içi VIP taşımacılık hizmeti veren ve sektöre çok iddialı girerek diğer rakiplerine nazaran çok farklı iş modeli ve kazanç vaat eden bir mobil uygulama. Dünyada Uber modeli olarak bilinen mobil uygulamanın Türkiye versiyonu olarak planlanmış olan YOLO, uzun süren Ar-Ge çalışmaları sonucunda ortaya çıkmış.
YOLO’yu dünyadaki benzerlerinden farklı kılan en önemli özellik TR’de hukuksal altyapısının sağlamlığı ve farklı kazanç modelleri. YOLO, hem kullanıcılara, hem de iş ortaklarına sağladığı yeni nesil bir iş modeli ile kısa sürede yola çıkıyor.
haydar-colakoglu
YOLO, TEB Holding ve Çolakoğlu Grup Yönetim Kurulu Üyesi Haydar ÇOLAKOĞLU başkanlığındaki güçlü yatırımcı ve yönetim kadrosu ile de dikkat çekiyor. Yönetim kademesindeki 12 kişilik tecrübeli ekibin, 1 yıl süren çalışmaları sonucu ortaya çıkardıkları YOLO, şehir hayatına yeni bir soluk getirmeyi planlıyor.
haydar-colakoglu-teb-genel-mudur
Ulaşımda En Pratik Yol O
Ulaşımdaki zorlukları keyif ve konfor ile çok uygun koşullarda sunmayı hedefleyen ekip adına konuşan YOLO Yönetim Kurulu Başkanı Haydar ÇOLAKOĞLU şunları söyledi;
“Günümüzde temel ihtiyaçlarımızdan biri olan şehir içi konforlu seyahatin hızlı, güvenli ve ucuz olarak sağlanabilmesi başlangıç noktamızdı. Bununla birlikte, kayıt dışı kalan birçok seyahatin kayıt altına alınarak vergilendirilmesi, sektörde hukuksal altyapının sağlamlaştırılması yeni düzende yeni normallere alışan bizler için çok önemli. İşlerimize teknolojiyi en verimli şekilde entegre etmek hem kullanıcılarımıza hem de iş ortaklarımıza yüksek kazanç sağlayacaktır.
YOLO yüzde yüz yerli yapım bir uygulamadır. Amaçlarımızdan biriside bu iş modelini hızlı bir şekilde ülke dışında da kullanılan bir marka yapmaktır. YOLO’nun temel felsefesi bundan ibarettir.
Kendi kurucularımızın sağladıkları desteklerin yanında, henüz başlangıç aşamasında iken Los Angeles merkezli bir yatırım şirketinden 16 milyon dolar değerleme ile bir kısım yatırım aldık. Kendileri ile yaptığımız çalışmalar sonucunda da “you only live once” baş harflerinden oluşan YOLO isminde karar kıldık. Bunun yanısıra Los Angeles, San Francisco, Londra ve Zürih merkezli yatırımcı grupları ile de görüşmelerimiz devam etmekte. Bu güç birliği platformu ile hem UBER gibi bir dünya devine rakip olacak, hem de Türkiye’den bir dünya markası çıkartabilmek için çalışacağız.
haydar-colakoglu-yolo-turkiye
Başlangıç gününde 300’ün üzerinde araç ile hizmet verecek olan YOLO ile kullanıcılar, tek tuş ile araç çağırabilecek, ulaşım ücretlerini kredi kartları ile ödeyebilecekler. Araçta unuttukları herhangi bir eşyanın güvende olduğunu bilecekler. Yıl sonu hedefimizde 1000’i aşkın araçla hizmet vermek var.
Bu uygulamaların yanısıra yolcularımızı çok özel kampanyalardan da faydalandıracağız. Farklılıklarımız, ilk günden bu ayrıcalıklar ile görülecek. Kasim ayında acilacak beta surumu ile İstanbul`un bazi seckin mekanlarinda yapilacak test surusleri ile hizmete baslayacak olan uygulama üzerinden özellikle tanıtım günlerimizde kayıt yaptıran yolcularımıza 15 Aralık - 4 Ocak tarihleri arasında ücretsiz ulaşım hakları, çeşitli promosyonlar sağlayacağız. Açılışa özel bu kampanya gibi birçok büyük kurumdan da kampanya desteği alan YOLO ile yolculuklarınızın standartları değişecek. YOLO’yu hepinize tavsiye ediyorum. YOLO dünyasına hoş geldiniz.”
GooglePlay ve AppStore dan indireceğiniz uygulama sayesinde YOLO dünyasında siz de yerinizi alın. Detaylı bilgi ve iletişim için www.yolo.com.tr adresinden YOLO’ ya ulaşabilir @yolo_turkiye Instagram adresinden de takip edebilirsiniz.

Bir boomads advertorial içeriğidir.

Müşfik Kenter'in Sesinden Orhan Veli Şiirleri 


 Bir Garip Orhan Veli

Murathan Mungan, Orhan Veli'nin şiirlerini Bir Garip Orhan Veli ismiyle oyunlaştırdı. Oğuz Aral'ın yönettiği ve Müşfik Kenter'in rol aldığı tek kişilik oyun 1980 yılından beri Kent Oyuncuları tarafından sergilenmektedir. Oyunun, Müşfik Kenter'in sesinden bir albümü de yayınlanmıştır.
Bir Garip Orhan Veli

1-Ben Orhan Veli
2-Birdenbire
3-Dalga
4-Sakal
5-Macera
6-Mahallemizdeki Akşamlar İçin
7-Eski Karım
8-Kuşlar Yalan Söyler
9-Deniz
10-İçkiye Benzer Birşey
11-Deli Eder İnsanı
12-Baharın İlk Sabahları
13-Dalgacı Mahmut
14-Güzel Havalar
15-Değil
16-Eskiler Alıyorum
17-Efkarlanırım
18-Karmakarışık
19-Sevdaya mı Tutuldum
20-Dedikodu
21-Ovantitatif
22-Zilli Şiir
23-Deilikli Şiir
24-Bedava
25-Karanfil
26-Bizim Gibi
27-Gemilerin
28-İstanbul Türküsü
29-İstanbul”u Dinliyorum
30-Ayrılış
31-Hicret
32-Yalnızlık Şiiri
33-Tren Sesi
34-Anlatamıyorum
35-Dağ Başı
36-Beyaz Maşlahlı Hanım
37-Yaşıyor musun
38-Deniz Kızı
39-Kitabe-i seng-i mezar
40-Ölüme Yakın
41-Söz
42-Son Türkü
43-Aşk Resmi Geçidi


^Albümü Satın Alın^

“Dünyaya Saygılı, Dünyada Saygın” vizyonuna sahip Arçelik geri dönüşüm  konusunda farkındalık sağlamak amacıyla geçtiğimiz günlerde çok özel bir sergiyi hayata geçirdi ve geri dönüşümü sanat ile buluşturdu. Bu sergi ile Arçelik’in geri dönüşüm tesislerinden elde edilen malzemeler Türkiye’nin önde gelen sanatçıları ve tasarımcıları tarafından fonksiyonel sanat eserlerine dönüştürüldü.  Arçelik, bu proje ile geri dönüşüm konusunda farkındalık sağlarken, aynı zamanda tasarım konusundaki uzmanlığına da dikkat çekmiş oldu.

Bir boomads advertorial içeriğidir.

Fidel'in Gelişi-Gidişi


Fidel çok insan bir dev
Ağarmış saçları sakallarıyla
Karlı bir dağ.
Gözlerinde güleç
Kardelenler açıyor,
Sesi titremeyen bir ses
Umudun sesi.

Demirel'e Türkiye'yi övmüşmüş,
Mesut Bey'i de adam yerine koymuşmuş.

Laf kıtlığında asmalar budamıyor Fidel,
Son konuşmasında, yukarı yarımkürenin aşağı yarımküreyi ezmesine küreselleşme dendiğini mimledi.
Sade konut monut davasıyla da yetinmedi.
Emperyalizm yüzünden, insanlığın altından
Toprağın nasıl kaydığını anlattı,
Sosyalizmin teslim olmadığını temsil etti.

Hoş geldin Fidel,
Gidişinle de
Bizi yine nahoş çakallarla baş başa bıraktın.

Can Yücel

Fidel'e Şarkı Şiiri - Ernosto Che Guevara

Fidel'e Şarkı 


Haydi gidelim, 
ateşli peygamberi şafağın, 
gizli patikalardan ulaşalım 
o yeşil timsahı kurtarmaya, aşkla sevdiğin. 

Haydi gidelim, 
isyankâr ve marslı yıldızlarla dolu 
cepheyle aşağılanmayı bozguna uğratarak 
zafere erişmeye ya da ölümle buluşmaya yemin edelim. 

Duyulduğunda ilk atış sesi ve uyandığında 
çalılıklar bakirelere yaraşan bir şaşkınlıkla, 
orada, yanıbaşında, olgun savaşçılar olarak, 
bulacaksın bizi. 

Saçıldığında sesin dört rüzgara doğru 
adalet, ekmek, özgürlük, tarım reformu, 
oradai yanıbaşında, aynı vurgularla, 
bulacaksın bizi. 

Ve yerini bulduğunda bunca emeğin sonunda 
zalime karşı doğruluğun uğraşı, 
orada, yanıbaşında, bekçilik edeeken mücadelenin sonuçlarına, 
bulacaksın bizi. 

Yaralı böğrünü yaladığı gün canavar 
milliyetçi bir mızraktır onu orada vuran, 
orada, yanıbaşında, gururlu yüreklerimizle, 
bulacaksın bizi. 

Sanma ki bozabilirler bütünlüğümüzü 
rüşvetle kuşanmış yaldızlı bitler, 
tek istediğim bir tüfek, mermiler ve bir siper. 
Başka hiçbir şey. 

Ve şayet engellerse yolumuzu demir, 
Amerika tarihine geçen 
gerillaların kemiklerini örtmek için 
bir mendil isteriz Kübalıların gözyaşlarından. 
Başka hiçbir şey. 

Ernesto Che Guevara
Çeviren : Adnan Özer - Vilma Kuyumcuyan


Orhan Velinin Ölüm Yıl Dönümü

Garip akımının kurucusu olan Orhan Veli Kanık, Türk şiirindeki eski yapıyı temelinden değiştirmeyi amaçlayarak sokaktaki adamın söyleyişini şiir diline taşıdı. Şair otuz altı yıllık yaşamına şiirlerinin yanı sıra hikâye, deneme, makale ve çeviri alanında birçok eser sığdırdı. Kanık, ölümünün 66. yılında unutulmadı.

Orhan Veli'nin Hayatı

13 Nisan 1914'te Beykoz'a bağlı Yalıköyü'nde bulunan İshak Ağa Yokuşu'ndaki Çayır Sokağında 9 numaralı konakta dünyaya geldi.
Çocukluğu Beykoz, Beşiktaş ve Cihangir'de geçti. Mütareke sırasında Akaretler'de bulunan Anafartalar İlkokulu'nun ana sınıfına devam etti.
Edebiyata olan merakı ilkokul sıralarında başladı. Bu dönemde "Çocuk Dünyası" isimli dergide bir hikâyesi basıldı.Ortaokulun yedinci sınıfındayken Oktay Rifat Horozcu ile tanıştı.Birkaç yıl sonra ise bir müsamere sırasında halk evinde Melih Cevdet Anday ile arkadaş oldu.Lisenin ilk yılında edebiyat öğretmeni Ahmet Hamdi Tanpınar'dı...
Lise döneminde arkadaşları Oktay Rıfat ve Melih Cevdet'le birlikte "Sesimiz" isimli bir dergi çıkardı.Sanatçının yaşamının bu evresi aruz vezni kurallarını ve ahengini kavradığı ve ilk şiirlerini yazdığı dönem oldu.
Kanık, yine lisede tiyatro çalışmalarına katıldı. Ankara Halkevi'nde Ercüment Behzat Lav'ın sahnelediği Ahmet Vefik Paşa'nın Molière'den uyarladığı Zor Nikah'ta Üstâd-ı Sanî'yi, Maurice Maeterlinck'in Monna Vanna'sında ise baba rolünü üstlendi. Kanık, sonraki yıllarda tiyatro alanındaki çalışmalarına çevirmen olarak devam etti ve pek çok oyunu Türkçe'ye çevirdi.
Şair 1932 yılında, liseden mezun oldu. İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi'nin felsefe bölümüne kaydını yaptırdı. 1933 yılında Edebiyat Fakültesi Talebe Cemiyeti başkanı seçildi. 1935 yılına kadar devam ettiği üniversiteyi bitirmeden okuldan ayrıldı. İstanbul Üniversitesi'ne giderken bir yandan sürdürdüğü Galatasaray Lisesi'ndeki öğretmen yardımcılığı görevine, okuldan ayrıldıktan sonra bir sene daha devam etti.
Kanık, daha sonra, Ankara'ya giderek PTT Umum Müdürlüğü, Telgraf İşleri Reisliği, Milletlerarası Nizamlar bürosuna girdi.
Ankara'ya döndükten sonra eski arkadaşları Oktay Rifat ve Melih Cevdet'le tekrar bir araya geldi ve bu üçlü, benzer tarzda şiirler yazmaya başladı. 1936 yılında, Nahid Sırrı Örik'in şiirlerini yayınlatmaları önerisinin ardından, Varlık dergisinde Orhan Veli'nin, Oaristys, Ebabil, Eldorado, Düşüncelerimin Başucunda isimli şiirleri yayınlandı.
Dergide, Orhan Veli ve arkadaşları edebiyat dünyasına şöyle tanıtılmıştı "Varlık'ın şiir kadrosu yeni ve kuvvetli genç imzalarla zenginleşmektedir. Aşağıda dört şiirini okuyacağınız Orhan Veli, şimdiye kadar yazılarını neşretmemiş olmasına rağmen olgun bir sanat sahibidir. Gelecek sayılarımızda onun ve arkadaşları Oktay Rifat, Melih Cevdet ve Mehmet Ali Sel'in şiirimize getirdikleri yeni havayı daha iyi belirtecektir."
GARİP

1941 yılının Mayıs ayında Garip seçkisi yayınlandı. Bu kitapta şairin yirmi dört şiirinin yanı sıra Melih Cevdet'in on altı, Oktay Rifat'ın ise yirmi bir şiiri yer aldı. Kitabın içindeki şiirler kadar ses getiren önsözünü ise Orhan Veli yazdı.Bu kitap sonradan Birinci Yeni olarak da anılacak Garip akımının başlangıcı oldu.Garip akımının kurucuları olan Kanık, Horozcu ve Anday, radikal bir tutumla kendilerinden önce gelen hececilerin ve Ahmet Haşim'in şiirleriyle, Nazım Hikmet'in toplumcu-gerçekçi şiirlerini reddettiler.Kitaptaki şiirler ve önsöz edebiyat dünyasında büyük tartışmalara sebep oldu. Özellikle Orhan Veli'nin yazdığı "Yazık Oldu Süleyman Efendi'ye" mısrası üzerinde duruldu. Bu mısrayı kimileri tenkit ederken, kimileri çalıntı olduğunu iddia etti.Bir diğer grup ise Türkçede yazılmış en güzel dizelerden biri olduğunu söyledi. Bu münakaşalar sonucunda mısra çok popüler oldu,hatta Nurullah Ataç'ın deyişi ile "vapurlara, tramvaylara, kahvehanelere kadar" girdi ve bir deyim niteliği kazandı.
Orhan Veli'nin "Yazık oldu Süleyman Efendi'ye" kadar meşhur olarak gündelik dile giren bir diğer dizesi ise Ahmet Haşim'in "Göllerde bu dem bir kamış olsam" mısrasını hicvetmek için yazdığı "Rakı şişesinde balık olsam"idi.
VAZEGEÇEMEDİĞİM

Vazgeçemediğim, Orhan Veli Kanık'ın ikinci şiir kitabıydı ve 1945 yılının Şubat ayında Marmara Yayınevi'nden çıkmıştı.
Vazgeçemediğim, şairin ilk kitabı Garip'ten dört sene sonra yayınlandı. Bu süre içerisinde Orhan Veli'nin şiir anlayışında bazı değişiklikler de oldu. Bu yüzden Vazgeçemediğim'de hem Garip'teki şiirlere benzer şiirler hem de onlardan ayrılan şiirler yer buldu.
Kitapta Garip'in çizgisini sürdüren Sakal, Değil, Tren Sesi gibi şiirler vardı. Bu eserler temelde Garip Akımı'nı özelliklerini yansıtsalar da şairin tarzında küçük değişiklikler ve yumuşamalar vardı.Bu kitapla birlikte, Orhan Veli halk deyimleri ve yarım uyaklar kullanmaya başladı.

DESTAN GİBİ

Orhan Veli Kanık'ın üçüncü şiir kitabı "Destan Gibi" 1946 yılında yayınladı.. Ölmez Eserler yayını olarak çıkan kitap, Bedri Rahmi Eyüboğlu tarafından resimlendirildi.
Şairin Destan Gibi'deki şiirleri bir önceki kitabı Vazgeçemediğim'de yer alan Garip Akımı'ndan uzaklaştığı şiirlerin devamı gibidir. Özellikle, Keşan, Yolculuk ve İstanbul Türküsü'nde bu özellikler fark edilebilir. Orhan Veli'nin Garip'le başladığı gelenekleri yok sayma ve onları yıkma arzusunun yerini bu kitapta gelenekleri çağdaşlaştırma, halk şiirinin dilini, deyişlerini ve bazı kalıplarını güne uyarlama yöntemi aldı.
Destan Gibi'de ana tema İstanbul özlemiydi. Kitapta Türkiye'nin değişik yerlerine yapılan yolculuklarda yapılan gözlemlerden oluşturulmuş şiirler yer alsa da bu şiirlerin her birinde yolculuğu yapanın (muhtemelen şairin kendisi) İstanbul'u özlediği anlaşılabilir.
YENİSİ

Şair, bir önceki kitabı Destan Gibi'de halk şiirini modernleştirmeyi denemişti. Orhan Veli, Destan Gibi'nin aksine Yenisi'ndeki şiirlerde folklorcu öğeler yer vermedi. Bu öğelerin yerine toplumsal gerçekçiliği eserlerinde kullandı.
Kanık kitabının yayınlanmasının ardından iyi tepkiler kadar kötü eleştiriler de aldı. Nurettin Artam, 12 Nisan 1947'de Ulus'ta yayınlanan makalesinde kişisel olarak tanıdığı Orhan Veli'nin şiirlerini yazarken kendinden uzaklaştığını dile getirdi. Örnek olarak ise Yenisi'de ilk şiir olarak yer alan Vesikalı Yarim'i gösterdi ve Kanık'ın Galata'nın yakınından geçmeyen, bir bıçak yarasına değil, bir çuvaldız darbesine bile dayanamayacak yaratılışta bir insan olduğunu yazdı...
Orhan Veli, ilk kitabı Garip'te bireyleri teker teker ele alıp küçük insanların hikâyelerine anlattı. Bu yaklaşımını Yenisi'de değiştiren şair bireyleri tek başlarına değil topluluk olarak anlatmaya başladı. Orhan Veli, daha önceki şiirlerinde bireyleri anlatırken onların problemlerine ve ihtiyaçlarına hiç değinmedi, daha çok halkın diline ulaşmaya çalıştı. O dönem kendisi de amacını "mesele bir sınıfın ihtiyaçlarının müdafaasını yapmak olmayıp, sadece zevkini arayıp bulmak ve sanatta onu hakim kılmak" olarak açıkladı. Oysa Yenisi'nde şair, halkın ihtiyaçlarına eğilmeye başladı. Bu değişime örnek olarak Zilli Şiir, Sucunun Türküsü ve Altındağ verilebilir.

YAPRAK DERGİSİ İÇİN CEKETİNİ BİLE SATTI

Orhan Veli, 1948 yılında Milli Eğitim Bakanlığı'nın Tercüme Bürosu'ndaki işinden ayrıldıktan sonra sık sık kendisi ile aynı durumda olan arkadaşları Bedri Rahmi Eyüboğlu, Abidin Dino, Necati Cumalı, Sabahattin Eyüboğlu, Oktay Rifat ve Melih Cevdet gibi arkadaşlarıyla buluşmaya başladı. Bu buluşmalardaki konuşmalar sonucunda, grup, bir dergi çıkartmaya karar verdi.Masraflarını Mahmut Dikerdem'in karşıladığı Yaprak on beş günde bir yayınlanmaya başladı.
Dikerdem'in yardımlarına rağmen derginin sahibi ve yazı işleri müdürü Orhan Veli'ydi. Bu yüzden zaman zaman ortaya çıkan para problemleriyle kendisi ilgilendi ve dergiye devam edebilmek için paltosunu satmak zorunda bile kaldı.Son sayıyı yayınlayabilmek için ise Abidin Dino'nun kendine hediye ettiği resimleri elden çıkardı.İlk sayısı 1 Ocak 1949'da çıkan, Cahit Sıtkı Tarancı, Sait Faik Abasıyanık, Fazıl Hüsnü Dağlarca, Cahit Külebi gibi yazar ve şairlerin eserleri yayınlanan Yaprak, 1 Haziran 1950'ye kadar 28 sayı yayınlandı.
Bu dergiyle birlikte Orhan Veli'nin şairliği yanında fikir adamlığı da ön plana çıktı. Kanık, yaklaşan seçimlerin parti konuşmaları hakkındaki yorumlarına dahi dergide yer vermeye başladı. Melih Cevdet ve Oktay Rifat'ın toplumsal yanı ağır basan şiirlerinin de Yaprak'ta yayınlanmasının sonucunda derginin siyasal yönü ortaya çıktı. Nazım Hikmet'in hapishaneden çıkartılması için açılan kampanyaya da katılan Garipçiler üç günlük açlık grevine girdiler.
KARŞI

Karşı, Orhan Veli'nin 1949 yılında yayınlanan son şiir kitabıydı. Sanatçının ölümünden bir sene önce Ankara'da yayınlanan kitapta on yedi şiiri vardı.
1946 - 1947 yılları arasında Varlık, 1947 - 1949 yılları arasında Aile, 1948'de Meydan ve 1949'da Yaprak dergilerinde yayınlanan şiirlerinin derlendiği kitap hem yapı hem de büyüklük olarak şairin bir önceki kitabı Yenisi'ne benziyordu.
Karşı'da tıpkı Yenisi'ndeki gibi Garip Akımı'nın devamı olan şiirler, duygu ve doğayı konu alan şiirler ve toplumsal şiirler vardı. Bu üç sınıflandırmanın yanı sıra Karşı'da folklorik şiirler de yer aldı.
Garip Akımı'nın devamı olan şiirler Karşı'da çok az yer tuttu. Daha çok biçimleriyle Garip'i anımsatan bu şiirler taşıdıkları toplumcu eğilimlerle akımdan ayrılırlar. Vatan İçin ve İçerde bu şiirlere örnek olarak verilebilir. Orhan Veli, Vatan İçin'nde sahte vatanseverleri eleştirirken İçerde isimli şiirinde hapse düşmüş bir adamın yalnızlığını ve doğa özlemini işledi.
ORHAN VELİ HAYATA VEDA ETTİ

Orhan Veli, Yaprak'ın kapanmasının ardından İstanbul'a geri döndü. Aynı yıl 10 Kasım'da bir haftalığına geldiği Ankara'da belediyenin kazdığı bir çukura düştü ve başından hafifçe yaralandı. İki gün sonra İstanbul'a döndü. 14 Kasım günü bir arkadaşının evinde öğle yemeği yerken fenalık geçiren şair hastaneye kaldırıldı. Beyinde damar çatlaması yüzünden başlayan rahatsızlığın sebebi doktor tarafından anlaşılamadı ve Kanık'a alkol zehirlenmesi teşhisiyle tedavi uygulandı.Ancak beyin kanaması geçirdiği sonradan anlaşıldı. Aynı akşam sekizde komaya giren şair gece 23.20'de komadan çıkamayarak Cerrahpaşa Hastanesi'nde hayata veda etti.
ORHAN VELİ’NİN DİĞER ESERLERİ
Hikâye
Hoşgör Köftecisi (2012, Yapı Kredi Yayınları)
Hikâye/Şiir
Nasreddin Hoca Hikâyeleri (1949, Doğan Kardeş Yayınları)
Yazılar
Nesir Yazıları (1953, Varlık Yayınları)
Edebiyat Dünyamız (1975, Bilgi Yayınları. Hazırlayan: Asım Bezirci)
Bütün Yazıları (1982, Can Yayınları)
Mektuplar
Yalnız Seni Arıyorum (2014, Yapı Kredi Yayınları)
Orhan Veli Çevirileri
Bir Kapı Ya Açık Durmalı Ya Kapalı, Alfred de Musset (1943, Maarif Basımevi)
Barbarine, Alfred de Musset (1944, Maarif Basımevi)
Scapin'in Dolapları, Molière (1944, Maarif Basımevi)
Versailles Tûluatı, Molière (1944, Maarif Basımevi, Azra Erhat'la birlikte)
Sicilyalı Yahut Resimli Muhabbet, Molière (1944, Maarif Basımevi)
Tartuffe, Molière (1944, Maarif Basımevi)
Üç Hikâye, Nikolay Gogol (1945, Alaaddin Kıral Basımevi, Erol Güney'le birlikte)
Turcaret, Alain Rene Lesage (1946, Milli Eğitim Basımevi)
Fransız Şiir Antolojisi, (1947, Varlık Yayınevi)
La Fontaine'in Masalları, La Fontaine (1948, Doğan Kardeş Yayınları)
Hamlet, William Shakespeare (1949, Charles Lamb uyarlaması, Doğan Kardeş Yayınları)
Venedik Taciri, William Shakespeare (1949, Charles Lamb uyarlaması, Doğan Kardeş Yayınları)
Saygılı Yosma. Jean-Paul Sartre (1961, Ataç Yayınevi)
Batıdan Şiirler (1963, Yeditepe Yayınları)
Bütün Çeviri Şiirleri (1982, Can Yayınları)
En çok sevilen şiirleri:

Çocuklarımıza Nasihat

ÇOCUKLARIMIZA NASİHAT

Hakkındır yaramazlık.
Dik duvarlara tırman
yüksek ağaçlara çık.
Usta bir kaplan
gibi kullansın elin
yerde yıldırım gibi giden bisikletini..
Ve din dersleri hocasının resmini yapan
kurşunkaleminle yık
Mızraklı İlmihalin
yeşil sarıklı iskeletini..
Sen kendi cennetini
kara toprağın üstünde kur.
Coğrafya kitabıyla sustur,
seni «Hilkati Âdem»le aldatanı..
Sen sade toprağı tanı
toprağa inan.
Ayırdetme öz anandan
toprak ananı.
Toprağı sev
anan kadar…
                                   (1928)

(Kaynak: Nazım Hikmet; Bütün Şiirleri; Yapı Kredi Yayınları; Delta serisi; 12. Baskı; sayfa:233)

Alfonsina Storni - Denize Doğru

Arjantinli şair Alfonsina Storni, Tozan Alkan’ın etkileyici çevirisiyle ilk kez dilimizde. “Denize Doğru” adıyla MedaKitap yayınlarından çıkan Alfonsina Storni kitabı, şairin yaşadığı coğrafyanın fiziksel uzaklığına rağmen insanların varlık hallerinin ortaklaşmasına, şiirin kökenindeki duygu, durum hallerinin geçişkenliğine de bir örnek.
Zaten hayatın, denizlerden başladığı söylenebilir. Dolayısıyla denize doğru yönelmişliğin varlığa dair bir vurguyu içerdiği açıktır. Alfonsina Storni’nin şiirleri bu var olma çabasının poetik dışavurumları sayılabilir. Şairin kişisel hayatındaki trajik ağırlık, hastalığı, ardından da intiharı tercih etmesi vb. birçok olgu, şiirlerin nüvesinde yer alan dramatik yoğunluğun gerekçeleridir.
Erken yaşta çalışma hayatına başlaması, evli bir adama aşık olup hamile kalması ve oğlunu tek başına büyütmesi, kişisel deneyimlerinden esinlenerek yazdığı şiirlerinde, kentlerdeki kadınların sorunlarını ve mücadelesini, feminist bir duyarlılıkla ifade etmesine neden olmuştur. Şiirlerinde aşk ve ölümün iki majör izlek olduğu söylenebilir. İlk zamanlarında ölçülü, uyaklı şiirler yazsa da daha sonra serbest dizeye yönelmiştir. Duygu ve düşüncelerini düşsel, gerçeküstücü ve parçalı bir dille ifade eder. Son şiirlerindeki deniz imgesiyle intiharının ipuçlarını verdiği de söylenebilir.
Hayatının son yılları acılar içerisinde geçmiş ve iki yakın arkadaşının intiharından sonra, 46 yaşında, 25 Ekim 1938 tarihinde Arjantin’deki Mar del Plata‘da yer alan La Perla kıyısına gelmiş ve “denize doğru” yürümüş, bir daha da geri dönmemiştir.
Şairin denize doğru gidişi ve ölüme ulaşması, yaşadığı hayatın trajik yoğunluğuna koşut olarak şiirinin de kökenindeki majör imgeye dönüşmüştür, denilebilir. Ölümü, Ariel Ramírez ve Félix Luna‘ya esin vermiş ve onların  “Alfonsina y el Mar (Alfonsina ve Deniz)” adlı şarkıyı bestelemesine neden olmuştur. Bu şarkı  Mercedes SosaNana Mouskouri gibi birçok şarkıcı tarafından yorumlanmıştır.
Arjantin’de, ölüme gittiği Mar del Plata‘da bir heykeli bulunmaktadır.


Eser Adı: DENİZE DOĞRU
Yazar Adı : Alfonsina STORNİ
Çevirmen Adı : Tozan ALKAN
Yayınevi : Medakitap Yayınları
Orijinal adı : Voy a dormir
Orijinal dil: İspanyolca
Türü : ŞİİR
Basım TarihiEylül 2016
Basım Bilgisi: 1. Baskı
Sayfa Sayısı: 88
Çıkış Tarihi : 01.09.2016
Blogger tarafından desteklenmektedir.